Dursun (Tursun) Fakih, çok âlim görür, ilim meclislerinde bulunur. Ama gönül gözü Edebâlî Hazretleri''nin dergâhında açılır. Onun vefatından sonra da postuna o oturur... Akıllara durgunluk veren bir hafızası vardır. Öyle ki bir kere okuduğunu unutmaz... O yıllarda Moğollar, Anadolu Selçuklularını dağıtır, sultanı tutsak alırlar. İnsanlar korku içinde ve kararsızdırlar. Şöyle tutunacak sağlam bir dal, sığınacak müşfik bir gölge ararlar. Ortalık beyden geçilmez, ama ehilleri nerede?
"Selçuklu kalmadı artık!" Dursun Fakih, Osman Gaziye çıkar. "Beyim!" der, "Evet bugüne kadar Selçukluya sadık kaldık, ama Selçuklu kalmadı artık. Siz ne derseniz deyin, adınıza hutbe okuyacağım!"
-Adıma hutbe okumak mı? Hayır, Selçuklu''ya isyan edemem!
-Lütfen anlayın. Selçuklu diye bir devlet yok gayri ve bundan böyle de olmayacak!
-Bu büyük bir mesuliyet ama...
-Çok sancı çektik. Şimdi yeni bir doğum lâzım. Bunu sizin için değil ümmeti Muhammed için yapacağım. İnsanların ihtiyacı var bize...
Bu öyle bir temel ki!.. Osman Bey hâlâ mütereddittir, ama Dursun Fakih onu dinlemez. Bildiği gibi yapar, çıkar "Bey"inin adına hutbe okur. Ki bu hareketin tek adı vardır: "Bağımsızlık ilânı!" Dursun Fakih adı üstünde fakihtir. Bilinen ilk şeyhülislâm odur. Genç devletin müesseselerini o kurar. Dahası sağlam temeller üstüne oturtur. Bu ne temeldir ki bir imparatorluğu altı asır taşır...

