Genç hanım park ettiği otomobilinin içinde oturmuş, eczaneden çıkacak eşini bekliyordu. Soluna bakıp onu farkettiğinde, küçük ağlıyordu... Genç hanım gözyaşlarından rahatsız oldu ve aracını çalıştırıp biraz daha ileriye park etti.
Biraz sonra eczaneye bakmak için kafasını sola çevirdi, o yine gelmişti! Kaldırımın soğuğunda oturmuştu. Gözlerinden yaşlar sakin sakin akıyordu. Ses, hareket yoktu. Sadece bakıyordu, sadece ağlıyordu. Genç hanım için akşam karanlığının bastırdığı bu saatte yapacak bir şey kalmamıştı; arabasından indi, küçüğü kucakladı, arabasına bindi. H Eve gittiklerinde başına büyük bir problem aldığını anladı genç hanım... Çünkü küçük yemiyor, içmiyor, sürekli dalıp dalıp gidiyor, sessizce gözyaşı döküyordu. H Sabahı zor etti.
Ertesi gün gazeteye ilan verdi, bu sahipsiz, korumasız küçüğü tarif ederek... Şaşırtıcı bir şey oldu; Türkiye''nin çeşitli yerlerinden tam kırk dokuz kişi aradı! Genç hanım bu başvuruların hepsini kaydetti.
Ve bir gün sonra, arkadaşlarıyla birlikte bütün telefon numaralarını arayarak kararını bildirdi: "Haftaya bugün bu saatte sizi İstanbul''daki şu adrese bekliyorum." H Bu arada küçük ile küçük küçük anlaşmaya başlamıştı; onu öpüyor, kokluyor, güldürmek için çeşitli "şaklabanlıklar" yapıyor, konuşuyordu. Küçüğün de giderek kendisine ısındığını gözlerindeki küçük parlamalardan anlıyordu.
H Randevu günü geldiğinde Artvin''den Adana''ya, İzmit''ten Tekirdağ''a çeşitli yerlerden gelmiş insanlar genç hanımın işyerindeki büyük salonda toplandı. Biraz sonra genç hanım, kucağındaki küçük, beyninde bin düşünce, kalbinde üzüntü ve endişe ile salona girdi. Heyecanla bekleyen insan grubundan bazıları kaşlarını çattı, bazıları umutsuzca başını sağa sola salladı. Genç hanım, bir haftadır iyice alıştığı küçüğü kucağından değil adeta kalbinden koparak yere bıraktı.
Küçük etrafında toplanmış kalabalığı sağ baştan itibaren gözleriyle taramaya başladı; ortalarda bir yere geldiğinde, koşar adım gidip bir adamın bacaklarının arasına sokuldu. Geriyle kalanlara bakmadı bile... Genç hanım, küçüğü o adamın yanından sürükler gibi çekti. Kucağına alıp tekrar kayboldu. Salondakiler heyecanlanmıştı. Az sonra kapı açıldı, genç hanım bu kez saklamadığı gözyaşlarıyla ve kucağındaki küçükle tekrar göründü. Onu yine ortaya bıraktı, ve yine aynı şey oldu, küçük bu kez hiçbir yere bakmadan gidip o adamın kucağına tırmandı. Görünmez bir el bütün o salondakilerin yüzüne mutluluk tozu serpmiş gibiydi; karşılarında duran harika tablo yüzünden herkes tebessüm ediyordu, kimileri sevinç gözyaşı döküyordu çaktırmadan.. H Evet... Genç hanım, 23 Şubat 2003 akşamı Bakırköy''de arabasına aldığı dünya tatlısı küçük doberman köpeği 2 Mart günü sahibine teslim ederken, bir haftalık dostundan ayrılmanın hüznü ile, onu, uğruna gözyaşı döktüğü sahibine teslim etmenin mutluluğunu bir arada yaşıyordu...

