Kaydet
a- | +A

(hikâye: 340)

Ne zaman gülen gözlerimle gökyüzüne baksam, bulutların güzelliğini ve onların arasına gizlenmiş minik melekleri görüyorum. Ne zaman kucağıma bir kuş alsam, özgürlüğü ve mutluluğu ruhumda hissediyorum. Ve en önemlisi ne zaman küçük bir çocuğun elini tutarak gözlerine baksam, gözlerinde kayboluyor, içimden haykırıyor ve o minik yavrunun annesini arıyorum. Evet, annesini... Zavallı minik, henüz hayatının baharındaki o yavrunun günahı ne? Neden saat gece 02:30''-da kocaman taş yığınların altına gömüldü? Günahsız, ağzı süt kokan bebekler annesiz babasız... Belki kimimiz yarın, kimimiz de daha erken öleceğiz. Ama her şeyin bir bedeli olmalı, ölümün de... Ve ölüm kendi çıkarları peşine düşmüş bir müteahhitin beton çalan, demir çalan, para çalan o kanlı ellerinden olmamalı... Masum bir çocuğun ölümüne o kirli eller sebep olmamalı...

Keşke zamanı durdurabilsek ve bazı kötülükleri engelleyebilsek, yarınlara umut olabilsek... Belki o zaman bir bebeğin hayatını, bir gencin umutlarını kurtarmış ve taş yığınlarına gömülmesini engellemiş oluruz. Bir sabah gözlerimi açtım ve ne gördüm biliyor musunuz? Hiçliği, yok oluşu, yıkılışı gördüm. On beş yaşındaki torununun fotoğrafını göğsüne bastırmış yaşlı bir dedeyi, onun gözlerindeki hüznü, kalbindeki sızıyı gördüm; arkasındaki -ve yüreğindeki- enkazı gördüm. Aynı zamanda kalbi sızlamayan taş yüreklileri ve minik bir bebeğin avuçlarındaki kan damlalarını gördüm. Ve bir kez daha öldüm. O felaketler ki, bir şarkının ezgileriyle gözlerimize güneşin batışındaki kızıllık gibi çöker. Hiç beklemediğimiz zamanlarda ağır bir tokadın etkisiyle sarsılmış gibi bizi hayatta yapayalnız bırakır. Sağlam temeller üzerine kurulmayan binalarımızla beraber umutlarımız da yıkılır. Ben artık yüreğimi mavi tutmayı biliyorum. Belki yarın yine deprem olacak, annem, babam, arkadaşım, umutlarım ölecek... Ama ben elimde bir çiçekle, enkazlar altında, içimdeki o minik bebeği bekleyeceğim. Çünkü umut onda... Felaketsiz bir yaşamda... Haydi uzat elini ve karanlıklardan sıyrıl... minik yavru annesini arıyor... enkazlar içinde... gözlerinde yaş... elinde bir dilim ekmekle annesini arıyor... haydi yardım et ona... H Yukarıdaki satırların tek kelimesi bile benim değil; 1 Mayıs 2003''te meydana gelen Bingöl depreminde ölen on altı yaşındaki lise öğrencisi Serhan Ceylan''ın, enkaz altında kalmadan bir gün önce Edebiyat öğretmeni Hatip Yolcu''nun verdiği ödev için yazdığı kompozisyon yazısıdır!

ÖNE ÇIKANLAR