(hikâye: 337)
Taraftar olmak zordur. Takımının herkesi, bütün rakiplerini yenmesini istersin.
Bazen oyuncuların sahada başaramadığını sen yapmak istersin, sahaya girmeyi hayal ederek... Hakemden medet umarsın, "Şurada çalsa bir penaltı, ne olur yani..." H O gün de taraftar, tribünde takımının kötü gidişini endişe ile izliyordu. Bu stadda nice büyük takımları devirmiş, nice zafer turları atmışlardı. Oysa bu sezon kulüp başkanları seçim sandığına girerek kendisini Ankara''ya atınca, kulüp ortada kalmıştı. Bütün bir camia, hızla ligden kaydıklarını görüyor, bir şey yapamıyorlardı.
H O günkü maç için güneyden gelen ekip, daha üstün bir oyunla golleri arka arkaya atıyor, evsahibi takım için son umutlar da toprağa düşen su damlası gibi kaybolup gidiyordu... H Bu maçın ilk yarısında gol atan rakip takımın forvet oyuncusu, sevinç sırasında tribünlere kötü bir hareket yapmıştı. Zaten öfkesi burnunda seyirci çileden çıkmıştı.
Bu genç futbolcu maçın kalan kısmında koro halinde küfürleri dinlemek zorunda kaldı. Ama iş bununla bitmemişti; hem devre arasında hem maç sonunda stad koridorlarında saldırıya uğradı. Takım otobüsü şehri polis ekipleri eşliğinde terk etti. H Oysa hakem bu futbolcunun devre arasında yalvar yakar yaptığı şu teklifi kabul etseydi belki iş tatlıya bağlanabilirdi: - Hocam, yaptığım hareketin buradaki seyirciyle bir ilgisi yoktu. Bizim şehirde cüce boylu özürlü bir taraftarın önceki gün bir çocuğu oldu. Bu küçük baba bana yalvardı, gol atarsan benim kafama vuruyormuş gibi hareket yap, diye... Ama seyirci bunu bilmiyor, onlar sanki takımınız küme düşsün, yerin dibine batsın dediğimi sanmışlar, izin verin şu devre arasında stad hoparlöründen derdimi anlatayım.

