Kaydet
a- | +A

“Kardeşim toplum içinde kendine atılan o tokadı hazmedemiyor, hızlıca eve gidiyor.”

Gökçeada'da liseye kaydolduğumda babam beni Balıkesirli Ahmet Ali Ağabey’e emanet etmişti. O da baba emanetine gerçekten sahip çıkmış her türlü sıkıntımda yanımda olmuştu.

Bundan on yıl önce telefonuna ulaştım. Laf lafı açtı hâl hatır sorarken dedi ki:

-Ramazan, sen Denizli’nin bilmem şu köyünden filancayı tanıyorsun değil mi?

Ben de:

-Evet tanıyorum, dedim. Sonra anlatmaya başladı:

-Geçen sene beni arkadaşlar deve güreşi seyretmek için Denizli’ye davet etmişlerdi. Dönüşte arkadaşımın köyünü söyleyip arkadaşlara rica ettim. Beni kırmadılar ikindi vakti köy kahvesinin önünde durduk. Ben ismini söyleyince herkes suspus oldu. Sonra içlerinden birisi “O 1979 senesinde öldü” dedi. Evine götürdü... Ablası eniştesi ve yeğenini eviydi. Ağaç altındaki bir çardağa davet ettiler. Ablası üzgün şekilde geldi oturdu. Ben daha “nasıl öldü?” demeden kadın anlatmaya başladı:

-Kardeşim, okulu bitirdikten sonra terörden dolayı o yıl üniversiteye gitmedi. Annem bu duruma çok sevinmişti. Babama işlerinde yardım ediyordu. Babam bir gün yatsı namazından çıktıktan sonra köyün kahvesinin önünde oturuyor, çay içiyor.

O zamanlarda kahvede oyun oynayan gençlerin gürültüsüne şamatasına sabredemeyen bir iki ihtiyar durumu abartıyor: “Gençlerde de hiç edep terbiye kalmadı” diyorlar. Hatta birisi babama “senin oğlun da bu gürültüyü yapanların içinde” deyince babam öfkeyle içeriye giriyor, gençlere çıkışıyor. Gençlerden birisi kaba bir davranış sergileyince de babam “Sen de bunlardan mısın?” deyip kardeşime bir atıyor.

Kardeşim toplum içinde kendisine atılan bu tokadı hazmedemiyor ve evine gidiyor. Gece vakti bir tüfek sesi ile köy çalkalanıyor. Kardeşim av tüfeği ile ediyor babam da tüm köylü de hepimiz çok üzüldük. Bu acıya dayanamayan annem de babam da çok sürmedi peş peşe hastalanıp öldüler. Anlayacağın kardeşim bizim ocağımız söndü...

Abla olayı âdeta yeniden yaşıyor gibiydi. Hepimiz ağlıyorduk. Bir anlık ile atılan bir tokat bir aileyi yok etmişti...

Rahmetlinin kabrine gittik, Fatiha’sını okuyup oradan ayrıldık. Bu olayı beni arayan beni tanıyan çoluk çocuk sahibi herkese anlatıyorum ki daha sakin davransınlar diye...

Ramazan Günhan-Bursa

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR