“Ben senin inanarak içten teklifine ve isteğine hayran olduğum için abone oldum.”
Babamla ilgili hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Babam dostlarıyla birlikte köylerde akupunktur satmak için ilk defa gittiğimde, yeterince dua bilmememe rağmen ilk vakit namazımı onunla beraber kılmıştım. O gün benim de hayatımın değiştiği gün olmuştu. Ertesi sabah beş vakit namaza başlamıştım. İlk rehberim, ilk hocam babam olmuştu. Güzel dinimizi ve "İyi bir insan nasıl olmalı?" diye bana önce o anlatmıştı, üstelik tam da delikanlılık çağımda.
Onunla her sefere çıkıldığında, heyecanını ve mutluluğunu gözlerinde okurdunuz. Ekibinin en gayretlisi, en çalışkanı ve en çok hizmet edeni olmak için çırpınır, sanki deli olurdu.
Bir keresinde bir mağazaya girip iş yeri sahibine Türkiye gazetesine abone olması için gazetemizi anlatmış, adam istemediğini söyleyince oradan ayrılmış. Daha sonra aynı caddenin arka sokağındaki dükkânlarda çalışırken fark etmeden aynı mağazanın bu sefer arka kapısından girip yine aynı kişiye gazetemizi anlatmış; o adam babamın bu hâline ve gayretine daha da önemlisi samimiyetine şaşırmış ve “beni gazeteye abone yap” demiş, babam bu söze ne çok sevinmişti.
Adam, “Bak kardeşim, bana ikinci defa anlattın. Çünkü mağazamın iki kapısı var ve sen ne beni ne de tekrar aynı mağazada olduğunu fark ettin. Ben senin inanarak içten teklifine ve isteğine hayran olduğum için abone oldum” demiş...
Bir başka akşam yine bir kahvehanede konuşma yaparken “Ehl-i sünnet âlimlerinin bu kitaplarını alıp okuyanlar dünya ve ahiret saadetine kavuşur” diyecekken heyecanla “Dünyadan ahirete kavuşur” deyince adamın biri, “ne yani, biz şimdi bu kitapları satın alınca ölecek miyiz?” demiş; herkes gülmekten kırılmış...
Kendini hizmete öyle adardı ki çoğunda ekip arkadaşının bile yüzüne dikkat etmezdi. Bir gün yine kahvede konuşmasında kimse ilgilenmeyip dikkatle dinleyen bir kişi olduğunu görünce onun yanına gidip tekrar anlatmış. “Abi kalk, başka kahveye gidelim” dediğinde ancak o zaman onun ekip arkadaşı olduğunu anlamış.
En çok mutlu olduğu günler, küçüklüğünden beri torunu Selman’la kahvede ara sıra maç izledikleri ve cuma günleri camilerde baba, oğul, torun üç nesil birlikte dinî kitap satışına çıktığımız günler olmuştu. Ruhu şad olsun. Nur içinde yatsın.
Ender Kandeniz-İzmir

