“Bugün bir bardak suya bile para vermek zorundayız ama çocukluğumuzda su sebildi...”
Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum. Kul hakkı, iyilik yapma, vicdan, merhamet, saygı, sevgi, adalet, fazilet, tevazu, ihlas, edep, hayâ, iman gibi ahlaklı olma erdemlerini babamızdan gördük annemizden öğrendik. Annemin bize “yalan söyleme” dediğini hiç hatırlamıyorum. Yalanı söyleyebilme ihtimalimizi konuşmayı bile hakaret sayardık. Hesabını verirken zorlanacağımız bir durum olduğunda annem “gözümün içine bak!” dediğinde her şey biterdi. Yalan makinesine bağlanarak sorguya alınmış bir mahkûmdan farksız olur, her şeyi olduğu gibi annemize anlatırdık. Tamam anneye yalan söylenmez, Müslüman yalan söylemez gibi kurallar daha küçük yaşlardan beynimize kazınmıştı ama “annem gözümüzden her şeyi anlar” anlayışı yanlış yola kaçış kapısını baştan kapatırdı.
Evimizin önüne pazar kurulurdu ve Manisa yazın çok sıcak olurdu. Annem sürahiye koyduğu soğuk suyu elimize verip “insanlar kavruluyor, gidin ölmüşlerimizin sevabına su dağıtın” dediğinde önce çok çekinmiş fakat daha sonra “sebil, sebil... Var mı buz gibi soğuk sudan içen...” diye nağmeli şekilde bağırır olmuştuk. İnsanların memnuniyeti ve hayır duaları bizi teşvik etmiş, pazar kurulan günleri bekler olmuştuk. Belki ilk önce hayır işlemeyi, iyilik yapmayı öğrenmiştik ama şimdi geriye dönüp bakınca insanlarla iletişim kurmanın, empati yapmanın temellerini o zaman atmış; hayatı öğrenmek için yaz tatillerinde birçok meslekteki çalışmamız bu şekilde başlamıştı.
Annem Kur'ân-ı kerim okumayı bilmeyen çok sayıda kadına gönüllü kurslar verirdi. Onun vakti olmadığı kimi zaman bu teyzelere ilkokul yaşlarında olsak bile kardeşim ve ben refakat ederdik. Kendisinden önce başlayıp çoktan Kur'ân’a geçenler olduğu halde hâlâ Elif Cüzünü kavramaya çalışan bir teyzemiz de bırakmayıp azmi ile sonunda Kur'ân’a geçmişti de bize azmedilince başaramama diye bir şey olmayacağını da öğretmişti...
Mahallemizde dul ve fakir bir teyzemizin aileden miras kalan tarlasından pamuk toplamaya mahalleli hayrına gönüllü işçi olarak gitmiştik. Annem bize de gitmemizi tavsiye edince bu imece geleneğine katkı olarak kardeşimle ben de gittik. Ağustos sıcağında çok yorucu bir gün yaşadık ama o iyilik yapmanın hazzını hiç unutamadık. Annemden söz edince onun ailesinden de kısaca bahsetmeliyim. DEVAMI YARIN

