Kaydet
a- | +A

“İkinci rekâtın sonunda selamı verdim ama kafamı geriye çevirip de bakamıyordum...”

Memleketimizin çoğu şehirlerini gördüm. Karadeniz’de de kaldım. Tatil ve okuma amaçlı da olsa bazı şehirleri tanıma fırsatım oldu. Ama görevimin son otuz yılı Bursa merkezde geçti. Bursa da 1995 yılından itibaren çok iyi bir çevrenin içinde bulunmam da Allahü tealanın bir lütfu.

Daha önceki hatıralarımda bir öğretmenimden bahsetmiştim. Onun kültürlü insanlardan oluşan çevresine hocam sayesinde girmiştim.

Oturup sohbet ettiğimiz yerlerden biri de Arif Ağabeyin parke dükkânı idi. Arif Ağabey de Sinop’ta devlet memurluğu yapmış sonra da ticarete atılmış güzel insanlardan biriydi. Uludağ Üniversitesinde görev yapan profesör arkadaşları da bazen bu güzel buluşmalara gelip renk katıyorlardı.

O parke dükkânında dinlediğim bir hatırayı sizinle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz Bursa’da Çekirge semtinin üst tarafında şehit Padişah I. Murat Hüdavendigâr’ın mübarek kabirleri ve karşısında da camisi bulunmaktadır. Bu caminin eski imamlarından bir tanesi emekli olduktan sonra bir aile toplantısında şu hatırasını anlatıyor gözyaşlarıyla:

-Çok kar yağmıştı. Sabah ezanını okudum. Sabah namazının sünnetini kıldım baktım ki gelen yok, bir Yasin-i Şerif okudum. “Bir kişi gelir de farzı cemaatle kılarım” diye bekledim.

Güneş doğmasına son on dakika kalana kadar beklediğimde “Ya Rabbi bana bir kişi gönder de cemaat sevabını kaçırmayayım” diye dua ettim ve sesli olarak farzı kılmaya başladım. Fatiha’yı okurken cami kapısı açıldı. İçeriye âdeta bir mis kokusu yayıldı. Ağır ağır ve zırh gıcırtılarıyla birisi gelip arkamda durdu. Fatiha’ya da ‘âmin’ dedi.

Namazı kılarkenki o heyecanımı anlatamam. Neredeyse kalbim duracaktı. İkinci rekâtın sonunda selamı verdim ama kafamı geriye çevirip de bakamıyordum. Namaz sonunda yine üzerindeki teçhizat ile ağır adımlarla kapıdan çıktı ve kapının kapandığını duydum. Ben bu kişinin Padişahımız I. Murat Hüdavendigâr olduğuna yürekten inanıyorum. Daha sonra on yıl yine bu camide çalıştım ama bir daha nasip olmadı...

Ağlaya ağlaya anlatıyor ve "orada bulunan herkes de ağlıyordu” demişti...

Bu hatırayı nakleden ağabeyden Allah razı olsun.

Ramazan Günhan-Bursa

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...