Kaydet
a- | +A

“İyi dileklerle izin isteyip kapıdaki kırmızı çantamı alıp diğer ziyaretlere devam ettim...”

O ay İstanbul’daydım. Yine unutulmayacak bir hatıramı sizlerle paylaşmak istedim. Cumartesi günleri bizim için özel bir gün. Genellikle emekli arkadaşlarla bir araya gelip güzel bir kahvaltı ve çay sohbeti sonrası içi hediye dolu kırmızı çantalarımızı alıp esnafa dağıtıma çıkıyoruz.

“Her şeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür” derler. Öğrencilikte aynı evde ikamet ettiğim eski bir arkadaşımla, Esenyurt ilçesinde büyük bir bulvarda sırayla esnafı tek kişi ziyaret ediyoruz. Aynı dükkâna mükerrer girmemek için de kırmızı çantamızı girdiğimiz esnafın kapı önüne bırakıyoruz.

Bir eczaneye girmiştim. Elimde hediye edeceğim Türkiye Çocuk dergisi, Tam İlmihal ve kitaplar vardı. Eczacı beyefendiye kendimi ve emekli olduğum gazetemi kısaca tanıttım. Eczacı bey, eskiden iyi bir gazete okuyucusu olduğunu şimdi o günleri hasretle andığını söyledi. Ben de o yıllarda da olsa iyi bir gazete okuyucusu olduğu için tebrik ve takdir ettim. “Şimdi yine okursanız, bir nostalji yaşamış olursunuz. Ben de bu tanışmamızın vesilesiyle siz gazete almaya başlarsınız ben de size bu gördüğünüz çok kıymetli İlmihal ve bu dinî eserlerle Türkiye Çocuk dergimizi hediye edeyim” dedim.

O an hatırıma geldi. “Bu ilmihali hazırlayan büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Bey de sizin gibi bir eczacı idi; İstanbul kütüphanelerindeki binden fazla kaynak eserlerden, herkese lazım olan din ve fen bilgilerini bu kitapta okuyucuların istifadesine sunmuşlar...” dedim. Gazetemizi dağıtıcımız her sabah ona bırakacaktı. İyi dileklerle müsaade isteyip kapıdaki kırmızı çantamı da alıp diğer ziyaretlere devam ettim.

Biraz sonra, bir kuru yemişçi dükkânına girmişim. Tezgâh arkasında 30’lu yaşlarda genç biri vardı. Aynı düşüncelerimi ona da yaptım. Dedim ki “Bu kitaplar evinizde durdukça elbet biri çıkar, okur, dinini öğrenir. Bunun sevabı hepimize yeter...”

Genç çok sevindi, çok duygulandı. Abone olarak adres belirtecekti. Kartviziti yoktu. Ben kâğıt kalem ile not alacaktım. Ama genç, gençliğin verdiği pratiklikle ve daha önemlisi samimiyetle enteresan bir şey yaptı. POS cihazından boş bir slip çıkartarak uzattı. “Adres burada yazılı” dedi. O gün birkaç esnafla daha tanıştık. Abone olmaları onları da mutlu etmişti. Beni etkileyenlerden birisi de o gün elimizde olan kırmızı çantalarımızdı. Kırmızı çantamız kapıda ise biliyordum ki arkadaşımız içeridedir. Ben bir sonraki esnafa giderek hem mükerrer ziyaret yapmıyor hem zamanı verimli kullanıyordum.

Mevlüt Yavuz-Adana

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...