Kaydet
a- | +A

“O zamanlarda fakirlik, gariplik ülkenin koca imparatorluğunun her yerinde mevcuttu.”

“İnsan için yalnız kendi çalıştığının karşılığı vardır.” İslamiyet’te kimseye muhtaç olmamak için çalışmak, helal kazanç sağlamak ibadet sayılmış; el emeği ile geçinmek birçok yerde övülmüştür.

Çalışmanın önemiyle ilgili âyeti kerime ve hadisi şerifleri burada yazmanın imkânı yoktur. Cenabı Allah Rezzak’tır. Çalışana, gayret edene rızkını göndermektedir. Toplumumuzda çalışmayacak durumda olan yaşlı, engelli, iş bulamayan, muhacir, yardıma muhtaç insanlarımız vardır. Bu insanlara da devlet imkanları ölçüsünde yardımcı olmaya gayret etmekte, tabii ki yeterli olmadığı durumlarda da maddi durumu iyi olan kardeşlerimiz zekât, fitre ve kurban yardımlarıyla bu açığı kapatmaya gayret göstermektedir. Allah devlete dirlik düzenlik, millete bol kazançlar nasip etsin.

Çocukluğumda Birinci Dünya Harbi, Balkan Harbi ve Kurtuluş Savaşından sonra mağdur kalanlarla karşılaşıyordum. Komşularımız, yakın ve uzak akrabalarım da bunların içinde idiler. Savaş ve seferberlik günlerinin acılarını özellikle hastalık ve açlıktan çektikleri sıkıntıları anlatırken ihtiyarların gözlerinden yaşlar akardı. O zamanlarda fakirlik, gariplik ülkenin, imparatorluğun her yerinde mevcuttu. Dedelerim her zaman ambarlarından buğdayı özellikle zor günler için her yıl üç dört çuval ayırırlar, bunları yok sayarlar, yeni ürünü tarladan kaldırınca bunların yerine taze buğdaydan koyarlar ondan sonra bu buğdayları yerlerdi. Hepsi de bu üç savaşı görmüş yaşamış insanlardı.

Uzun kış gecelerinde evimiz dolar taşardı. Biz beş kardeştik. Akrabalarımız bizim çokluğumuzdan dolayı, anamın babamın misafirperverliğinden dolayı bizim eve gelmeyi tercih ederlerdi. Bir akşam dedelerimin her ikisi de gelmişti. Çaylarımızı içerken annem:

-Baba! Bugün bir ihtiyar adam geldi kapıya, der demez dedelerimin ikisi de:

-Kızım boş çevirmedin değil mi? Dediler. Annem de onları rahatlatmak için neler verdiğini anlattı. Onlar rahatladılar. Büyük dedem muhabbeti ilerletmek için:

-Çocuklar! Ben daha babaannenizle yeni evlenmiştim. Kayınvalidemin adı Hanife idi. Onun kadar cömert bir kadın görmedim. Bir gün kayınvalidem fırında ekmek yaparken, yaşlı bir adam geliyor... DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...