Kaydet
a- | +A

“O zaman meşveret nedir, söz dinlemek nedir bilmiyordum, öneminden habersizdim.”

Yıl 1968, ocak ayının son haftasıydı. Bir sürü engellemelere rağmen, o zaman Siirt’in Baykan ilçesinin bir köyünde ikamet eden bir mübarek zatı ziyaret etmek için senelik izne ayrılmıştım. O zamanlar meşveret nedir, söz dinlemek nedir bilmiyordum. Yani öneminden habersizdim. Bütün ısrarlara rağmen niyetimden dönmedim. Mevsim nedeniyle tüm zorlukları güzel rastlantılarla kolayca aşarak köye ulaşmıştım. Çetin kış şartlarına rağmen dergâh tıklım tıklımdı. Akşam namazı sonrası sofraya davet edildik. Benim önüme çorba ile bisküviden büyükçe üç kek konulmuştu. Duygularım nefsime yenildi ve dedim ki içimden: “Zaten iki günüm yolda geçti, söz de dinlemedim. Öyleyse bu açlığı hak ettim.”

Ama durum tahmin ettiğim gibi olmadı. Keklerden daha bir buçuğunu yemiştim ki karnım tıka basa doymuştu. Şahit olduğum inanılmaz harikalara rağmen bu olaya bir türlü inanamıyordum. Tatmin edici açıklamalara da hiç rastlamamıştım.

Sağlam kaynaklarca kaleme alınan bir eserde okudum ki Sevgili Peygamberimizin “yoksullara insanın kendi eliyle vermesi, onu kötü akıbetten korur” buyuruyordu.

Cehcah el-Gıfârî şöyle anlatıyor: “Kavmimden İslam’a girmek isteyen bir toplulukla beraber Medine’ye gittim. Resûlullah (aleyhisselâm) akşam namazını kıldırıyordu. Namaz bitince Eshabına 'Herkes yanındakini evine götürsün' buyurdu. Ben iri ve uzun boylu idim. Beni de Peygamberimiz evine götürdü. Bana bir keçiden süt sağdı. Onu içtim. Yemek hazırladı, onu da yedim. Bir keçiden daha süt sağdı, onu da içtim. Böyle tam yedi keçiden süt sağdı. Hepsini de içtim. Sabah olunca yine mescitte toplandık. Herkes kendine yapılan ikramı anlatıyordu. Ben de anlattım. Bazıları bu kadar çok yiyip yine de doymadığıma çok şaşırdı. Peygamber Efendimiz o gün, gün boyunca bize İslâmiyet’i anlattı. Akşam üzeri de huzurunda Müslüman oldum. Akşam olunca yine Resul-i Ekrem’in arkasında akşam namazı kıldık. Namazdan sonra yine 'Herkes misafirini götürsün' buyurdu. Resûlullah yine beni mübarek hanelerine götürdü. Bir keçiden süt sağdı. Onu içtim ve doydum. Ümmü Eymen:

-Ya Resûlullah! Bu bizim dünkü misafirimiz değil mi? dedi. Server-i âlem de 'Evet' buyurdu ve devamla: “O, bu gece besmele çekerek yemek yedi.”

Mustafa Ali Mahdum

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...