“Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir baba ile aynı evde yaşayamam ben...”
İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan, ailesini unutan delikanlı annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine.
Babası hariç herkesi soruyordu annesine “O nasıl, bu nasıl?” diyerek.
Sonunda gönülsüzce onu da sordu:
“Babam nasıl hâlâ aksi ve anlayışsız mı?”
Anne cevapsız bıraktı bu soruyu...
-Hadi oğlum gel eve gidelim, dedi.
-Hayır, anne ben böyle iyiyim. Babamla tekrar aynı evde yaşayamam, dedi ve dükkâna doğru yürümeye başladı.
Arkasından bir süre bakan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine:
-Anne ne olur ısrar etme gelmeyeceğim. Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir baba ile aynı evde yaşayamam ben, dedi.
Anne boynu bükük hâlde oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken;
“Peki, oğlum sen bilirsin. Anlaşılan çok kararlısın, gelmeyeceksin ama baban dedi ki: Son bir haftadır arkadaşlık etmeye başladığı o çocuktan uzak dursun, o çocuk ona zarar verecektir. Önceki arkadaşıyla barışsın.”
Bu kez çocuk donakalmıştı. Şaşkın bir hâldeydi. Babası ne demek istemişti. Annesi eve dönmüştü. Babaya sitem etti.
-Madem biliyordun nerede olduğunu neden benden sakladın? O yüzden rahattın demek?
Hep aksi görünen baba yutkundu ve gözlerinden iki damla süzülürken;
“O benim canımdır ya canım” dedi.
-Ne zamandan beridir biliyordun? diye sordu anne.
-Gittiği günden beri biliyorum. Bazen öğle molalarında ne yiyip ne içiyor, diye gider uzaktan izlerdim. Bazen akşamları geç gelirdim ya hani. Sen beni kahvehaneden filan geliyor sanırdın. İşte o zamanlarda ne yapıyor, nerelere gidiyor, kimlerle takılıyor diye takip ederdim.
Anne-baba duygusal anlar yaşarken kapı çalmıştı. Elleriyle gözlerini silerek kapıyı açmaya gitti anne. Annesinin kendisine yaptığı pastadan daha büyük bir pasta ve hediye paketi ile içeri girdi delikanlı. Koşarak babasına sarıldı.
Kendisine hiç bakmadığını, hiç ilgilenmediğini hatta kendisini hiç sevmediğini düşündüğü babasının, aslında gözünü hiç üzerinden ayırmadığını ve onu takip ettiğini anlamıştı...
Em. Sağlıkçı-Yazar/Aslan Torun

