“Ayılınca kitapları eve getirdim. Sonra merak edip arada ben de okumaya başladım...”
Hatırama bugün de devam ediyorum... O kimseye elimdeki kitabı göstererek kısaca meramımı anlattım. "Çakırkeyif" adam hiç kesmeden efendi ve kibarca dinledikten sonra bana dedi ki:
“Dinî kitap mı o elindeki?”
“Evet” dedim.
Adam hürmetle ayağa kalktı ve ellerini havaya kaldırarak ceplerini gösterdi ve dedi ki: “Biraderim bir tane alayım çocuklar okur evde. Ama ben alkollüyüm, sen cebimdeki paraları çıkar, ne kadar ise içinden al sonra da o kitabı şu karşıdaki rafa yüksekçe bir yere bırakıver. Ben ayılınca alırım...”
Bu hatıramı anlatırken bir baktım ki o en çok müteessir olduğunu düşündüğüm arkadaşımız birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Bir şeyler söylemek istiyor lakin ağlamaktan konuşamıyordu. Hepimiz sustuk. “Lisan-ı hâl lisanı kalden entaktır” sözü yani (beden dili konuşmaktan daha etkilidir) böyle olsa gerekti... Onun beden dili bizim lisanımızdan daha dikkat çekiciydi... Neden sonra biraz sakinleşir gibi oldu ve beni, hepimizi hayretler içinde bırakan şu cümleleri kurdu;
“Arkadaşlar yıllardır kimseye anlatamadığım, aklıma geldikçe hem üzülüp hem de şu hâlime bakarak şükrettiğim bir şey vardı. Ayhan Öğretmenimin o 90’lı yıllardan kalan kitap satma hadisesindeki çakırkeyif, yarı sarhoş kişi var ya, işte o bendim.”
Biz bir kere daha şaşırmış gözlerimizi dört açmış bu muhterem kardeşimizi dinlemeye koyulmuştuk:
“Aslında o kitabı gerçekten ‘çocuklar okusun’ diye almıştım. Ayılıp o dumanlı ve loş yerden eve getirdikten sonra merak edip ara ara ben de okumaya başladım. Okudukça daha da okumak geldi içimden. Nihayet tövbe ettim. Namazı öğrenip namaz kılmaya başladım... Kendi kendime dedim ki: “Bu kitapların ulaşması gereken benim gibi daha birçok insan var. Mademki ben böyle bir nimete, böyle bir hizmetle kavuştum. Benim de bu güzel insanlara iştirak etmem lazım. Sonrasında bu arkadaşlarla tanıştım elhamdülillah. O gündür bu gündür nerede olsalar onlara iştirak etmeye çalışırım...”
O gözyaşlarını silmeye devam ederken ben ne diyeceğimi bilemez hâlde idim. O an sadece o arkadaşın gözyaşlarına iştirak eden diğer arkadaşlarla bakışmak ve bahşedilen nimetlere sonsuz kere şükretmekten başka bir şey gelir miydi elimizden?
Eğitimci Yazar-Ayhan Özbek

