Kaydet
a- | +A

“Benim dikkatimi çeken ise oradaki arkadaşlardan birinin her hatıra sonraki yüz hâli idi...”

Dünya hem çok küçük hem de taaccüp edici hadiselere gebe. Geçtiğimiz günlerde hasta babamı ziyaret için Aydın’ın şirin ilçesi Söke’ye gitmiştim. Babam annemin vefatından sonra epeyce bir vakittir kız kardeşim ve ailesiyle birlikte yaşıyor.

Abim kabul ettiğim bir eniştem var bir de tatlı bir yeğenim. Her seferinde gıpta ve hayranlık beslediğim ve onlarla vakit geçirmeyi çok sevdiğim bir arkadaş grubu var eniştemin. Birçok hasletleri var bu grubun lakin ben sadece bir tanesinden bahsetmek istiyorum.

Bu arkadaş grubu her cuma günü bulundukları yer veya yakın ilçelerde bir cami tespit edip bağışçı veya sponsorlar vasıtasıyla satın alıp topladıkları dinî ve tarihî kitapları o caminin cemaatine namaz çıkışı bila ücret (ücretsiz) hediye ederler.

Yıllardır devam eden bu güzel hizmetlerden bir tanesine bu seferki baba ziyaretimde iştirak ettim. Yakındaki bir ilçeye gidildi. Orada da bize dâhil olan arkadaşlar oldu. Tespit edilen iki camide cuma namazı sonrası tüm kitaplar camiden çıkan cemaate hediye edildi. O ilçede ikamet eden arkadaşlardan biri tüm ekibi faaliyet sonrası çay içmek için evinin bahçesine davet etti. Hep birlikte gidildi. Çaylar içildi. Bir ara sohbet, daha başka yerlerde yapılan bu faaliyetlerin oradaki arkadaşlar tarafından anlatılmasına kadar gitti. Herkes yaşadığı ve unutamadığı bir şeyleri anlatmaya başladı. Benim dikkatimi çeken ise oradaki arkadaşlardan birinin her anlatımdan sonraki yüz hâli idi. Sanki herkesten fazla müteessir oluyordu. Yaşı benden biraz büyüktü o arkadaşın.

Bir müddet sonra ben de 90’lı yıllarda yine böyle bir kitap faaliyeti ile ilgili küçük bir hatıramı anlatmaya başladım. Hadise şöyleydi. İzmir’de bir semtte altı kişilik bir ekip ve ikişerli gruplara ayrılmış hâldeydik. Her grup kendine yakın olan cadde ve sokaklara yönelmişti. Sokak veya caddeye girilince hiçbir dükkân atlanmadan, seçilmeden girilecek ve o mekânda kim varsa eldeki hazine mesabesindeki dinî kitapları anlatıp ücreti mukabilinde talep edenlere satılacaktı.

Birkaç dükkân sonra bize alkollü bir mekân rast geldi. Yanımdaki arkadaşımla göz göze geldik. Tereddüt ettik önce. Ama endişeye mahal yok diyerek girdik mekâna. Çok kalabalık değildi. Loş ve dumanlı köşelerde birer ikişer kişi vardı. Kendi hallerince muhabbet içerisindeydiler. Ben birine doğru yürüdüm. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...