Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Büyük balıklar 'dip' tezgâhını kurdu
0:00 0:00
1x
a- | +A

Finans piyasalarında şu sıralar en çok hissedilen duygu karamsarlık. Çünkü "büyükler" öyle istiyor.

Son dönemde özellikle kripto ve altında benzer oyunlar göze çarpıyor. Biri çok yüksek risk içeren, bir anda buhar olması muhtemel olan kripto paralar, diğer yandan tarihin en büyük 'güvenli limanı', en yüksek güven oranına sahip altın. Bu iki piyasada da şu ara devam eden 'dip dalgası' durumu aslında çok da tesadüf değil. Karşımızda ABD'deki Wall Street devlerinin ve bol sıfırlı cüzdan sahiplerinin büyük oyunu var. Strateji şu: Korku seviyesini zirveye çıkacak!.. Elindeki birikimle yatırım yapmaya kalkmış olan küçük yatırımcı veya finansal durumu sebebiyle dayanma gücü olmayanlar 'öldük bittik' feryatlarıyla satışa geçecek ve fiyatlar dip seviyeleri görecek. İşte korkunun zirve, fiyatların dip yaptığı seviyede harekete geçilecek ve fiyatlar bir anda yükselmeye başlayacak. Yatırımcı tam "Piyasa yükseliyor, kaçırmayayım" telaşıyla alım yapacak ve maalesef bu kez fiyatlar zirvedeyken yakalanmış olacak. Aslında bu hemen hemen herkesin bildiği teori. "Herkes kaçıyorken al, herkes alıyorken kaç." Fakat maalesef her zaman bilineni yapabilmek o kadar da kolay değil.

Burada bilmemiz gereken en önemli nokta, büyük yatırımcıların piyasayı yukarı taşımak istediğinde bunu asla yüksek fiyattan yapmayacakları. Dediğim gibi, mutsuzluk, korku, panik duygusunu yaymak ilk plan. 2026'da Bitcoin cephesinde tam da bunu yaptılar. Üstelik 120 bin doları görmüş, ardından yıla 96 bin dolar seviyesinde başlayan Bitcoin, devlerin "Bitcoin sattım" dedikoduları ve spot ETF'lerin (dev fonlar) çıkışlarıyla çöküş üstüne çöküş yaşadı. 1 Temmuz 2026'da 57.718 bine kadar çakıldı. Bunu görenler 'bu sefer bitti' diyerek elinde avucunda ne varsa satarken, devler Bitcoin'in 'ayı piyasasının sonuna gelindiğini' fısıldıyordu. Büyük cüzdanlar bu bölgeden malı topladı ve fiyat hemen 61 bin doların üzerine fırladı...

Peki ya güvenli limanımız, yastığımızın altındaki zor zaman dostumuz altın? O da ABD-İran savaşı bahanesiyle büyük oyunun parçası oldu. Büyük fonların, altının 'güvenli' rolünü kırma gayreti içinde olduğunu da söylemek mümkün. Onlar, 14 Temmuz'daki ABD verileri, 29 Temmuz'daki FED kararı öncesi piyasayı yine manipüle etmeye çalışacak.

Eğer enflasyon verisi yüzde 4,2'den aşağı düşerse büyük oyuncuların beklediği şey gerçekleşmiş olacak. Devler faiz artışının gelmeyeceği beklentisini öne çıkararak alıma geçecek, yükselişe geçecek. Altın ise sıkıştığı bölgeden ve dip seviyeden kurtulup tarihî zirvelerine doğru yol almaya başlayacak. Yani küçük yatırımcı alsam mı satsam mı diye beklerken, büyükler dipten topladıkları varlıklarla kârlarına kâr katmış olacak. Eğer ABD enflasyonu yüzde 4,2'nin üzerinde kalırsa büyük yatırımcının 'yukarı taşıma' hevesleri biraz daha ertelenecek. Aslında onların en çok sevdiği ‘korku bölgesi’ biraz daha büyüyecek. Altının onsu yeniden 4 bin dolar sınırı ve belki de altına sarkacak Bu son düşüş belki de 'toplamak' için son bir fırsat olacak, ardından yükseliş başlayacak.

Burada yapılması gereken, her enstrümanda düşüşleri 'yandık bittik' diye değil, mümkün olduğunca 'alım fırsatı' görmek, oyuncuların oyununa gelmemek... Zaten acil ihtiyaç olan parayla, adı ne olursa olsun yatırım yapmamak asıl kural olmalı.

Finans tarihi, 'dipten topla, fırlat' örnekleriyle dolu. Bunlardan çok yakın tarihte oldu. 2021 yılı mayıs-temmuz arasında Bitcoin sadece Elon Musk tweetleriyle 30 bine kadar çakıldı. Haberler 'kripto bitti, öldü, balon patladı' diye çıkarken, dev kurumsal yatırımcılar piyasayı bilerek 30-35 bin arasında tuttu, sonra tarihî seviyelerine fırlattılar. Altın, biliyorsunuz geçtiğimiz yılın son çeyreğinde başlattığı hızlı çıkışında onsta 6 bin sınırına, gram altında 8 bin TL'ye dayanmıştı. O seviyeden alanlar hâlâ zararda. Emin olun oradan alan 'büyükler' de vardır. O büyükler fiyatı elbette ve mutlaka yine o seviyeye getirecek ama önce dibi gösterecek.

Senaryoyu iyi okuyup ona göre hareket etmek gerek. Küçük yatırımcılar olarak "en dipten al, en yüksekten sat" senaryosunu yakalayamasak da, tamamen yem olmaktan kurtulabiliriz bence.

Canan Eraslan'ın önceki yazıları...