Pandemi sanki çok uzakta kalmış gibi değil mi? Daha düne kadar maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğu, marketten alınan eşyaların çamaşır sularıyla dezenfekte edildiği dönem... Bir anda evlere kapanırken hatırlar mısınız; nasıl her şeyi stoklar hâle gelmiştik? Şu anda gülerek hatırlıyorum ama market raflarında 'yaş maya' bile kalmamıştı o birkaç gün. Ardından Türkiye'nin çok güçlü olan üretim sistemi, tedarik süreçlerini o günün normaline göre düzenledi ve bir daha da boş raf görmedik biz. Fakat Avrupa'da ayçiçeği yağından tuvalet kağıdına kadar birçok üründe aylarca boş rafları, 1-2 taneyle sınırlı tutulan alışverişleri izledik... Ardından hepimizin malumu, küresel enflasyonla yüzleştik. ABD, Almanya, İngiltere gibi dünya devlerinin hiç görmediği tarihî seviyelerdeki enflasyonla savaştı. Tam bu savaştan galip çıkılıyordu ki, ABD ve İsrail, bütün dünyayı etkileyecek olan savaşı başlattı. 28 Şubat'tan beri de ha bugün, ha yarın diye "savaş-barış oyunları" yapıyor Trump. Hürmüz Boğazı'nın kapanması sebebiyle tedarik zincirlerinin kırılması büyük bir enflasyon tehdidini beraberinde getirirken, birçok ülkenin büyüme beklentilerini aşağı çekti. Ya bugün, ya yarın Trump'ın bahsettiği o barış olacak ama dünya bundan sonra ne yaşayacak?
Öncelikle şu gerçek ki, faiz indirimleri bu yıl için son bulmuş görünüyor. Yeni soru, faiz artış süreci başlayacak mı? Avrupa Merkez Bankası bu süreçte cesur karar attı ve politika faizini 25 baz puan artırdı. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) faizi sabit bırakmıştı. Sırada Fed ve İngiltere Merkez Bankası'nın kararları var. Bu kararlar enflasyonun sürecinin nasıl olacağını da gösterecek ama hem enflasyon hem de durgunluğun aynı anda yaşandığı stagflasyon ihtimali bütün ülkeleri korkutan bir senaryo. Talep artışı var ama üretimin bu talebi karşılayacak seviyeye ulaşmasının önündeki engel de maliyetler. Başta enerji olmak üzere, maliyetler büyük sorun. Dev hava yolu şirketleri dahi en önemli masraf kalemlerinden olan yakıt giderindeki artış karşısında "Zarar edeceğiz ama ne yapsak da en az zararla kurtulsak" diye hesap yapıyor...
Öte yandan ülkelerin sosyal ekonomi karakteri büyük önem taşıyor. Bizim ülkemizde 'Fiyat artmadan alayım' davranışı pandemi kadar yoğun değil. Pandemi döneminde evinde, balkonunda depolanabilecek ne varsa neredeyse 1 yıllık ihtiyacını depolayanlar vardı. Çünkü her gün fiyat artıyor, fiyat artışına gelir artışı yetişmiyordu. Geçtiğimiz aylarda, enflasyondaki düşüşü en iyi müjdeleyen 'beklenti anketleri'nde düşüş yönü ağır basarken, son dönemde yeniden ibre yukarı döndü. O ibrenin yukarı dönüşü, enflasyondaki direncin artacağına dair bir sinyal. Burada önemli olan, kamu gücünün etkisiyle alım gücünün dengede tutularak insanların alışveriş davranışını yönetmek... Yaz ayları ve öncesinde artan yağışlar bol üretimle birlikte ürün bolluğu ve tabii ucuzlamayı getireceğinden zorlayan psikolojik etki ortadan kalkacaktır. Bu nedenle bizde stagflasyon riski zayıf. Enflasyonda düşüş için de biraz daha bekleyeceğiz gibi görünüyor. Maalesef...

