Kaydet
a- | +A

“Amca o sizin H. amca bir yıl önce vefat etmiş, çok üzgünüm size bu haberi vermekle...”

Hatırama bugün de devam ediyorum... Epey bir zaman ondan haber alamıyor büyük bir üzüntü duyuyordum.

Bir ay önce eşimin diş tedavisi için İnegöl’e gittik. Tedaviyi yaptıracağımız özel kliniği, beraber görev yaptığımız bir sağlıkçı meslektaşımızın oğlu çalıştırıyordu.

Kliniğin bekleme salonunda sıramızı beklerken müracaattaki kızlarla sohbet idiyorduk. Onlardan birinin benim yakın ahbabımın köyünden olduğunu öğrendim. Kıza hemen H. abiyi sordum “belki bir haberi vardır belki kendisini tanıyordur” diye. Çünkü köyleri fazla büyük olmadığı için mutlaka az çok birbirlerini tanıyorlar diye düşündüm.

Kız, H. abimizi pek tanımadığını, ailesinin artık İnegöl’de kaldığını, kendisinin de İnegöl’de doğup büyüdüğü için köye hemen hiç gitmediğinden, köydeki kişileri pek tanımadığını söyledi. Ben de kendisine;

“Sen bizim ihtiyarı tanıyamazsın ama baban mutlaka tanıyordur. Zahmet olmazsa akşama eve gittiğinde mümkünse eğer varsa bir telefonunu alıp bana atabilirsen çok sevinirim” dedim.

Kız “Tabii amaca hemen eve gidince babamdan öğrenir size numarasını atarım” dedi.

Orada işimiz bittikten sonra eve gittik. Aradan birkaç saat geçmiş akşam olmuştu. Yemeğe oturmaya hazırlanırken telefonum çaldı, baktım o kızımız arıyor. Telefonumu açtığımda biraz üzgün bir sesle konuştu:

“Amca o sizin H. amca bir yıl önce vefat etmiş, çok üzgünüm size bu haberi vermekle” dedi. Ben de kıza teşekkür ederek telefonu kapattım. Ama ben de gerçekten çok üzülmüştüm.

Epey zamandır görüşemeyip helalleşememiş, bir düzgün vedalaşamamıştık. İnsanoğlu ne kadar enteresandı. Bir gün var, ertesi gün yoktu... Demek ki her defasında her görüştüğünle bir daha görüşemezsek diyerek düşünmeli, kalp kırmamalı, helalleşmeliydik...

Bir de insanın dış görünüşüne aldanmamalıydı... Niye? Çünkü bildiğim kadarıyla gayet sağlıklı biriydi. Bildik bir hastalığı da yoktu ama yine de insan bu belli oluru mu? Ecel geldi mi genç, yaşlı, hasta, sağlam dinler mi?

Yapacağım bir şey yoktu “Allah rahmet eylesin” diyerek eşime de durumu söyleyince o da çok üzüldü ama artık Allah rahmet eylesin demekten başka bir şey diyemedi. Ardından Fatiha’sını gönderdik... Ölenle ölünmüyor, hayat devam ediyordu... DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR