Kaydet
|

Bidat sahibi kendisini dînin sahibi mertebesine benzeyen bir mertebeye koymaktadır!

Hasen bin Muhammed Hüseynî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Nesebi, hazret-i Hüseyn’e dayanmaktadır. 767 (m. 1365)’de Kâhire’de doğdu. 866 (m. 1461)’de vefât etti. “Nüzhet-ül-Kassâd” isimli eserinde şöyle yazmaktadır:

Bidat sahibi, dîne muhalefet ve düşmanlık yapmaktadır. Çünkü Allahü teâlâ, kullarının ihtiyâçlarını temin etmeleri için muayyen bir yol tayin buyurmuş, emir ve yasaklarını, vaat ve vaadini, hayrın, kendi emir ve yasaklarına göre hareket etmekte, şerrin ise, bunlara tecâvüz etmekte olduğunu bildirmiştir. Çünkü her şeyin doğrusunu Allahü teâlâ bilir, biz bilemeyiz. Allahü teâlâ, Peygamberlerini âlemlere rahmet olarak göndermiştir. Bid’at sahibi olan ise, bütün bunları reddetmektedir. Çünkü o, Allahü teâlânın kullarına gösterdiği yollardan başka yolların bulunduğunu, Allahü teâlânın tayin buyurduklarının belirli olmadığını, sanki Allahü teâlâ bildiği gibi biz de biliriz iddiasında bulunmaktadır. Hattâ, dinde ortaya koyduğu bidatler ile, Allahü teâlânın bilmediğini (hâşâ), kendisinin bildiğini iddia ettiği anlaşılmaktadır. Eğer bidat sahibinin maksadı bu ise, dîni ve dînin sahibini inkârdır. Eğer maksadı bu değilse, onun yaptığı apaçık bir dalâlettir.

Bidat sahibi kendisini dînin sahibi mertebesine benziyen bir mertebeye koymaktadır. Zîrâ Şâri’ (dînin sâhibi), dinleri va’zetti, mahlûkatın da dîne uymalarını mecbûr kıldı. Bunları böyle yapmak yalnız Allahü teâlâya mahsûstur. Çünkü Allahü teâlâ, kulları arasında, ihtilâf ettikleri husûslarda hükmeyledi. Yoksa, din koyma, mahlûkların yapacakları işlerden olsaydı, dinler Peygamberler vasıtasıyla gönderilmez, insanlar arasında ihtilâf kalmazdı. Bu sebeple Peygamberlerin gönderilmesine de ihtiyâç olmazdı. İşte dinde bidat ortaya koyan kimse, kendisini, (hâşâ) Allahü teâlâya benzer yapmaktadır. Bid’at sahibinin bu yaptığı, nefsinin arzu ve isteklerine uymaktır. Çünkü akıl dîne tâbi olmayınca, nefsinin arzu ve isteklerine tâbi olur. Nefsinin arzu ve isteklerine tâbi olmanın ne demek olduğu ve bunun apaçık bir dalâlet olduğu ortadadır.

Allahü teâlâ, Sâd sûresinin yirmialtıncı âyet-i kerîmesinde meâlen; “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halîfe kıldık. O hâlde insanlar arasında adâletle hüküm ver ve keyfe tâbi olma ki, bu seni Allahın yolundan sapıtır. Muhakkak ki, Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttuklarından, kendilerine çok şiddetli bir azap vardır” buyuruyor.

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.