İnsan, doğduğu topraklara derin aidiyet duygusu geliştirir.
Ancak bazı ruhlar vardır ki aidiyetini coğrafi sınırların ötesinde, tarihin ve köklerin derinliğinde de ararlar. İşte Dr. Fatma Sönmez de tarihini ve köklerini kalbinin en mutena derinliklerinde taşıyan böyle bir kişilik! Türkistan’da, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim görerek gençlik yıllarını o mukaddes ata yurdu topraklarında geçiren, o coğrafyanın rüzgârını içine çeken ve oraya aşkla bağlanan bir gönül insanı.
Onun bu büyük sevdası, mesleki hayatının sınırlarını aşarak nihayetinde bizi Türk tasavvufunun kalbine, Pir-i Türkistan’ın manevi mirasına götüren muazzam bir esere dönüştü: “99 Adımda Ahmet Yesevi”
Dr. Fatma Sönmez’in kaleme aldığı bu kitap, alelade bir biyografi ya da kupkuru bir akademik inceleme değil hiç kuşkusuz. Bu eser, bizzat o topraklarda nefes almış, Yesevi hazretlerinin türbesinin gölgesinde yürümüş, Türkistan’ın tozunu yutmuş ve o manevi iklimi hücrelerine kadar hissetmiş bir kalbin dökümüdür.
Yazarın, Ahmet Yesevi Üniversitesi mezunu olması, ona sıradan bir araştırmacının asla sahip olamayacağı bir içgörü ve samimiyet kazandırmıştır. O, sadece kaynakları taramamış Türkistan Piri, Hoca Ahmet Yesevi’nin fikirlerinin yeşerdiği topraklara hekimlik şefkatiyle dokunmuş, o toprakların insanıyla hemhâl olmuştur. Dolayısıyla kitap, köklerimize duyulan o derin hasretin ve sarsılmaz sevginin edebî bir tezahürü niteliğindedir.
Kitabın sayfalarını araladığınızda, Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’le Anadolu’ya ve Balkanlar’a yaydığı o saf, berrak ve insanı merkeze alan İslami değerlerin günümüze uzanan yansımalarını görüyorsunuz. Dr. Fatma Sönmez, bir tıp doktoru titizliğiyle ele aldığı konuları, bir edebiyatçı zarafetiyle harmanlamayı başarmış.
Hekimlik, insanın bedensel dertlerine şifa arama sanatıdır. Hoca Ahmet Yesevi’nin öğretisi de insan ruhunun, toplumsal yozlaşmanın ve manevi hastalıkların şifasıdır. Yazarın bu iki şifa kaynağını kendi dünyasında nasıl birleştirdiğini, satır aralarında hayranlıkla müşahede ediyorsunuz. O, Türkistan’dan getirdiği o kadim mayayı, bir stetoskoptan bakarcasına teşhis ettiği modern insanın yaralı ruhuna bir nebze olsun merhem kılabilmek amacıyla bir şifa sunar gibi kaleme almış.
Bugün modern dünya, hırsların, hızın, hazzın ve maddiyatın pençesinde kıvranırken, Dr. Fatma Sönmez bize asırlar öncesinden gelen ama tazeliğini hiç kaybetmeyen bir sesi, Ahmet Yesevi’nin sesini yeniden hatırlatıyor bizlere. Kitapta Yesevi’yi büyüten ablası Gavhar Şehnaz’a geniş yer verilmiş.
Hiç unutmuyorum. Dr. Fatma, bir Türkistan yolculuğumuzda bana “kardeşim, seni çok özel bir yere götüreceğim" diyerek bendenizi Gavhar Ana'nın türbesine götürmüştü. Kuş sesleri ve gül kokuları arasında o küçük türbede okuduğu Kur’ân-ı kerimin ruhuma doldurduğu o eşsiz tadı hiç unutmuyorum. Tabii ki Dr. Fatma Sönmez’in o zarif samimiyetini de… Anadolu’dan kalkıp köklerimizin peşine düşmüş ve Gavhar Ana'nın dizleri dibinde bulmuştuk kendimizi.
Hemen belirtelim ki Gavhar Şehnaz Hatun, yetim ve öksüz kalan Ahmet Yesevi’yi büyüten ve onu maneviyatın ellerine ilk teslim eden ablasıdır. Yesevi’nin hem ablası hem de bölgenin şifacısıdır. Halk eczacılığının tarihte bilinen ilk kadın şifacısıdır Gavhar Şehnaz Hatun…
O coğrafyaya sadakatle ve aşkla bağlı bir hekimin kaleminden çıkan bu kıymetli eser, kütüphanelerimizin başköşesinde yer almayı ve en önemlisi ruhlarımıza dokunmayı fazlasıyla hak ediyor.
Dr. Fatma Sönmez, aracının plakasını dahi ‘Türkistan’ olarak belirleyen gerçek bir Yesevi yolcusudur. Onun Türkistan ve Yesevi sevdası asla alelade bir merak ve ilgi değildir. O gençlik yıllarından beri bu toprakların manevi ikliminden feyiz alan ve her fırsatta Ahmet Yesevi’nin zamansız bilgeliğini geniş kitlelere ulaştırmak için çaba gösteren bir Yesevi sevdalısıdır.
Hakikati arayan, köklerine dönmek ve gönül coğrafyasının sınırlarında gezinmek isteyen her okur, bu kitapta kendinden, özünden ve geçmişinden çok derin izler bulacaktır. Bu kitap, Türkistan ile Anadolu arasında kurulmuş sarsılmaz bir gönül köprüsü misali raflardaki yerini alırken Dr. Fatma Sönmez’e yürekten bir teşekkürü borç biliyorum. Kalemine, yüreğine sağlık Dr. Fatma Sönmez kardeşim. Minnettarız.

