Dünya ekonomisi, son çeyrek asırda Çin kaynaklı iki büyük deprem yaşadı.
İlki, Çin’in 2001'de Dünya Ticaret Örgütü’ne girmesiyle yaşandı. Ucuz iş gücüyle pazarları istila eden Çin, her şeyi ucuza üreterek küresel enflasyonu düşürdü ama Batı’daki imalat istihdamını yerle bir etti. Uluslararası İlişkilerde buna “1. Çin Şoku” deniyor. Hemen ardından gelen "2. Çin Şoku" ise elektrikli araçlar ve yeşil teknolojiyle Pekin'in başarısını bir nevi tescilledi.
Bugün küresel sistem, çok daha derin ve yıkıcı olabilecek yeni bir dalganın eşiğine gelmiş bulunuyor. Dünya “3. Çin Şoku!” ile yüzleşmeye hazırlanıyor. Bu yeni dalga, mağazalardaki ucuz mallardan ya da yollardaki elektrikli otomobillerden ibaret değil elbette. Bu şok, yapay zekânın fabrikalara inmesi, ham maddenin tekelleşmesi ve savunma sanayisinin maliyet dengelerinin altüst olması anlamına geliyor. Çin, elindeki bütün finansal gücü ve devlet teşviklerini doğrudan "geleceğin stratejik üretim hatlarına" kanalize ediyor nitekim.
Stratejistlere göre Pekin'in yakın gelecekte dünyayı en çok şaşırtacağı ve sarsacağı üç kritik alanın önü bugün alınmazsa bütün dünyayı geri dönülemez bir son bekliyor. Bu kritik değerlendirmeler şu üç başlık altında yoğunlaşıyor:
Fabrikaları yöneten akıllı makinelerin ihracatı
Çin artık sadece telefon üretmek istemiyor. Öyle ki telefonu üreten robotları ve makineleri de satmak istiyor. Ülke genelinde fabrikalar o kadar hızlı dijitalleşti ki şu anda endüstriyel robot üretiminde açık ara lider konumunda. Yapay zekâ destekli 3D yazıcılar, otonom araçlar ve akıllı üretim bantları, ucuz fiyatlarla dünya pazarlarına ihraç ediliyor. Batılı ülkeler bu ucuz endüstriyel zekâyla artık rekabet edemez durumda…
Kritik ham madde kuşatması
Batılı ülkeler Çin malı araçlara yüksek gümrük vergileri koyarak kendilerini koruyabileceklerini sanıyorlar. Ancak uzmanlara göre '3. Çin Şoku’nun en tehlikeli ayağı tam da burada devreye giriyor. Ara ürün ve ham madde tekeli. Akıllı telefonlardan rüzgâr türbinlerine, savaş uçaklarından elektrikli motorlara kadar modern sanayinin çalışması için şart olan "nadir toprak elementleri" ve kritik madenlerin işlenmesi neredeyse tamamen Çin'in kontrolünde. Çin, bitmiş ürünü satmasa bile, o ürünün içindeki mikroskobik bir bileşeni veya özel bir mıknatısı veya çipi tedarik etmeyi keserek küresel sanayiyi bir anda felç edebilecek güçte. Batı, teknoloji üretse de an itibarıyla ham madde temininde Pekin’e tam bağımlı durumda.
Savunma sanayisinde "Ucuz ve ölçeklenebilir" devrim
Çin’in dünyayı en çok şaşırtacağı ve belki de en çok korkutacağı alan askerî teknolojiler alanı ne yazık ki! Batı dünyası, milyarlarca dolar harcayarak az sayıda, aşırı karmaşık uçaklar veya gemiler üretmeye odaklanarak ciddi zaman kaybetti. Çin bu alanda çok farklı bir matematik uyguladı! Yapay zekâ ile donatılmış, sürü hâlinde hareket edebilen, maliyeti düşük ve seri üretilebilen insansız deniz, hava ve kara araçları dünyaya meydan okuyor. Batı şaşkın, Batı çaresiz ve Batı bu aralar sürdürülemez geleneksel askerî harcama modelleriyle yüzleşiyor!
Aylar önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “TRÇ İttifakı” önerisinin zaman geçtikçe, bazı konular netleştikçe ne kadar yerinde ve doğru bir bakış açısı olduğunu anlıyoruz. Stratejik ve taktiksel bir hamle ile 'Tek Blok’a hapsolmamayı amaçlayan bu iş birliği önerisinin altını doğru okuyup anlamak çok önemli. Her şeyden önce Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği ve Türkistan ülkelerinin jeopolitik ve jeoekonomik konumları da dikkate alındığında ‘TRÇ İttifakı’ önerisinin öylesine bir öneri olmadığı da görülecektir.
Hasılı, ‘3. Çin Şoku’ ticaret savaşlarının çok ötesinde küresel bir egemenlik mücadelesine dönüşmüş durumda. ABD ve AB, korumacı duvarlar örerek bu dalgayı durdurmaya çalışsa da Çin'in kılcal damarlarına kadar sızdığı dünya sanayisi, bu tedarik zincirinden kopamıyor!
Önümüzdeki yıllarda küresel pazar, Çin’in durdurulamaz üretim gücü ile Batı’nın inşa etmeye çalıştığı ekonomik kaleler arasında büyük bir adaptasyon ve hayatta kalma krizine sahne olacak. Bu şoku yönetebilen ülkeler ayakta kalacak, eski kurallarla oynayanlar da tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini alacaktır!

