Çocukların büyüme ve gelişme süreçlerinin sağlıklı ilerlemesinde beslenme oldukça önemli bir rol oynuyor. Çocukluk çağında sağlıklı beslenme için hangi besin gruplarının tüketilmesi hangi ürünlerden uzak durulması gerektiği, çocukların bağışıklık sistemlerinin hangi besinlerle desteklenebileceği, yetersiz beslenmenin sonuçları ve obezitenin nedenleri ile maalesef yüzleşiyoruz. Günümüzün en sık görülen hastalıklarından biri de obezitenin çok küçük yaşlardaki çocuklara kadar inmesidir.
Şimdi okulların açılması ile birlikte yoğun çalışma ve aktivite maratonu başlamış bulunuyor. Bununla birlikte çocuklarımızın beslenmelerine daha bir özen göstermeliyiz. Düzenli ve dengeli beslenme sadece bedenen değil zihnen de çocuklarımızın ihtiyacını karşılamaktır. Düzenli beslenen çocuk ders çalışmada, odaklanmada, fiziksel gelişimlerinde gözle görülür derecede olumlu sonuçlar almamızı sağlar.
Okul bünyesinde sağlanan kantin hizmetlerinin çocuk sağlığına uygun şekilde düzenlenmesi kritik bir sorumluluktur. Okul kantinlerinde satılan paketli ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak yürütülen, Okul Gıdası Logolu güvenilir ürünlerden seçilmesi öğrencilerimiz için daha sağlıklı olacaktır. Gazlı içecekler, aşırı tuzlu cipsler ve işlenmiş çok şekerli gıdalar yerine; taze meyve, kuruyemiş, süt ve ayran gibi sağlıklı besinler tüketimine dikkat edip, teşvikte bulunmalıyız. Kantin veya paket gıda tüketimlerinin yanı sıra gözetimimiz dâhilinde evden götürdükleri besinler daha sağlıklı olacaktır.
Okul çağı çocuklarda en önemli öğün kahvaltıdır. Çocuklarımız mümkün oldukça kahvaltısız okula gitmemeli. Çocuklarımızın büyümelerini ve algılarının en çok desteklendiği öğün kahvaltıdır. Yetersiz beslenme eksik olan D vitamini ve kalsiyum alımı bozuk kemik gelişimini ortaya çıkarır. Yetersiz beslenen çocukların bağışıklık sistemi zayıflar sık sık hastalıklar meydana gelir, bu da okulda devamsızlık olarak derslerden geri kalmaya sebebiyet verir. Vitamin yetersizliğinden dişlerde çürümeler belirir. Demir yetersizliğinden kansızlık oluşur. Gelişim geriliği, boyda uzamama ve obezite oluşur. Biz çocuklarımızın beslenmesine, hijyenine dikkat edersek daha sağlıklı, güçlü ve verimli bireyler yetiştirmiş oluruz... Sağlıkla, başarı ile dolu bir eğitim öğretim hayatı diliyorum.
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
Başımıza gelen bir olaydan dolayı maddi olarak çökmüş durumdayız
Feridun Ağabey, Sayın kardeşim, 61 yaşında acılı anne olarak yalvarıyorum, yalvarıyorum, yalvarıyorum... Benim, feryadımı devlet büyüklerimize duyurmam için yardım edin. Ben 35 yaşında Serabral palsi, epilepsi hastası kızımı kaybettim. Eşim Emekli Astsubay; Parkinson, şeker hastası ben tansiyon, şeker hastasıyım. Başımıza gelen bir olaydan dolayı maddi olarak çökmüş durumdayız. Ben 8 yıl AK Parti İzmir Narlıdere Kadın Kolları Teşkilat Başkanlığı daha sonra ana kademede görev yaptım. Şu anda yürümeye mecalim kalmadı ne olur...
Telefonum sizde kalsın. Allahü teâlâ razı olsun. Daha önce yazmıştım, yayınlamıştınız. Yalvarıyorum.
Nuran Ülküye Sucu
İşitme engellinin engeli şehir değiştirdiğinde ortadan kalkmıyor
Geçtiğimiz günlerde Sivas’ta yaşanan bir yolculuk olayı üzerine duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Artık olaylara çoğu zaman yaşandığı hâliyle değil, bize gösterildiği kadarıyla bakıyoruz. Birkaç satırlık haber veya kısa bir görüntü, insanlar hakkında hüküm vermemize yetiyor. Oysa her olayın görünmeyen bir tarafı vardır. Bu hadise bana yıllardır şehir içi otobüslerinde yaşadığım tecrübeleri hatırlattı.
Türkiye’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca verilen resmî engelli kimlik kartı bulunuyor. Bunun yanında birçok şehirde ulaşım için ayrıca yerel kartlar kullanılıyor. Uzun zamandır tek tip kart uygulamasından söz edilmesine rağmen henüz bütün Türkiye’de ortak bir sistem oluşturulabilmiş değil.
İşte sıkıntı da burada başlıyor. Benim Ankara’da kullandığım engelli ulaşım kartım var. Fakat İstanbul’a, Antalya’ya, Konya’ya veya başka bir şehre gittiğimde aynı kart her yerde geçerli olmayabiliyor. Kısa süreli bir ziyaret için her şehirden ayrıca ulaşım kartı çıkarmak da çoğu zaman mümkün değil.
Antalya’da bunu bizzat yaşadım. Bakanlığın verdiği engelli kimlik kartımı gösterdim. Kartın ulaşımda geçerli olmadığı söylendi. Tartışmadım, ücretimi kredi kartımla ödeyip yoluma devam ettim. İstanbul’da da benzer bir durumla karşılaştım. Başka şehirlerde ise hiçbir problem yaşamadım.
Demek ki mesele çoğu zaman insanlar değil, şehirden şehre değişen uygulamalar. Peki, neden tek tip bir uygulama olmasın?
Bir vatandaşın engelli olduğu devlet tarafından resmî olarak kabul edilmişse, başka bir şehre gittiğinde yeniden kendisini ispat etmek zorunda kalmamalı. Çünkü engel şehir sınırında bitmiyor.
Görme engelli bir insan Ankara’dan İstanbul’a geçtiğinde görmeye başlamıyor. Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaş başka bir şehre gittiğinde yürümeye başlamıyor. İşitme engelli bir vatandaşın engeli de şehir değiştirdiğinde ortadan kalkmıyor.
Kimlik aynı. İnsan aynı. İhtiyaç aynı. Öyleyse uygulamanın da mümkün olduğunca aynı olması gerekmez mi?
Veli Bayramoğlu

