Kaydet
a- | +A

İstanbul'da (adı sizde kayıtlı) bulunduğum semtteki Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadığım sorun nedeniyle mağdur oldum. Daha önce aile hekimim adına e-Nabız üzerinden randevu alarak sağlık merkezine gittim. Ancak aile hekimimin ayrıldığını orada öğrendim. Yerine atanan aile hekimime kaydımı yaptırdım. Bir ay sonraya yine e-Nabız üzerinden randevu alarak sağlık merkezine gittiğimde bu defa o aile hekimimin de ayrıldığını öğrendim. Tedavi olabilmek için aile hekimi kaydımı bu defa merkezde göreve başlayan başka bir aile hekimime almak istediğimde karşıma bu defa bir prosedür çıktı: O tarihten yaklaşık üç ay sonraya kadar aile hekimi değişikliği işlemi gerçekleştiremeyeceğim yazıyordu. Ama burada bu değişikliği yapmak benim istediğim bir durum değildi ki. Ben e-Nabız’da randevu sistemi açık görünen ancak aile hekimimin görevden ayrılmış doktorun durumunu sağlık merkezine gidince öğrendim. Haliyle merkezdeki diğer doktorlar kendi hastalarıyla ilgilendiği için yoğunluk sebebiyle yardımcı olmakta zorlandılar. Benim gibi o an için bir doktora kayıtlı gözükmeyen hastalar uzun bekleme sürelerinin ardından geçici çözümlerle mağduriyetlerini gidermeye çalışıyor...

Bu arada oradaki hekimlerin hastalara yardımcı olmak için normalden daha fazla gayret gösterdiklerini de belirtmeliyim. Her şeye rağmen bizlere yardımcı olmaya çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Ama birincisi görevden ayrılmış hekimlerin e-Nabız’daki randevu sistemlerinin neden hâlen açık tutulduğunu anlayamadım... İkinci anlayamadığım husus da bir sebeple değişen hekimler nedeniyle yapılan aile hekimi kayıt değişikliklerinde hastanın sanki kendi isteğiyle değişikliği gerçekleştirmiş gibi değerlendirilmesi. Böylece yeniden değişiklik yapılmasına onay verilmemesi. Bu durum hastanın mağduriyetine sebep oluyor. Hastanın tamamen dışında gelişen bu süreçte yaşanan sistemsel problemlerin giderilmesini ve Aile Sağlığı Merkezlerindeki sistemsel karışıklıkların son bulmasını değerli yetkililerden arz ediyorum. Saygılarımla. F.K.

Yerli ve millî ürünleri hayatınızda önceleyin

Feridun Ağabey, 5 yıldır 3 bin TL'lik, yerli malı (.....) marka telefon kullanıyorum. Her işimi de görebiliyorum. 45 yıldır elektrik, elektronik sektöründe çalışıyorum. 250 bin liralık telefon ile 3 bin liralık aygıt aynıdır. Arada 2 saniyelik fark vardır. Kolumdaki saat sadece 2 dolarlık.

Evimdeki tüm cihazlar yerli malı. Diyorum ki ülkenizi seviyorsanız ithalatı artırmayın. Cari açığı büyütmeyin. Enflasyonu azdırmayın. Yerli ve ucuz ürünleri alın. Yabancı sigaralara, markalı ithal giysilere, pavyon gibi acul lüks SUV taşıtlara, ultra pahalı telefonlara mümkün mertebe ve acil olmadıkça para vermeyin. Yerli ve millî ürünleri hayatınızda önceleyin.

Ali Özdemir

“Seyretseydi yine söyler miydi?”

Feridun Ağabey, bir haber kanalını izliyordum. Haber saatinde peş peşe nice şiddet haberini veriyordu sunucu. Sonra da “bu insanlar bu hâle nasıl geldiler, nasıl geliyorlar?” diye sosyal sorumluluk adına dert yanıyor ve “yorumlarınızı bekliyoruz” diyordu. Yorumu bile reyting için istediklerini söyleyebilirim ama benim asıl üzüntüm haberin hemen arkasından aynı ekranda yayınlanmaya başlayan dizinin fragmanında aile içinde ve çevre semtte yaşanan şiddet ve öfke içerikli sahnelerdi... Dedim ki içimden “eğer sunumdan sonra evine gitmeyip sunum yaptığın kanalın bu dizilerine bir bakabilseydi, bu sunucu şiddete kimlerin nasıl katkı sunduğunu toplumda şiddetin nasıl körüklendiğine kanaat getirir miydi?” Bu ekranlarda topluma sunulacak normal bir aile, normal bir insan, normal bir karakter bulunamıyor mu? İçinde silah olmayan, mafya olmayan, şiddet olmayan, aldatmaca, iftira vb. olmayan bir dizi film niye yapılamıyor? Saygılarımla...

M. T.

Okumak ve çalışmayı başarmak

Sevgili gençler, insan ömrü bir öğrenim devresidir. Sevgili peygamberimizin "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" ve "İki günü eşit olan ziyandadır” mübarek sözlerinde buyurulduğu gibi yediden yetmişe herkesin ilim öğrenme çabası içerisinde olması lazımdır. İlim öğrenmek isteyen kimsenin anlayış ve idrakinin en yüksek derecesi 20 ila 40 yaş arasıdır. "Genç yaşta ilim öğrenen, mermer üzerine oyma yapan, ihtiyarlığında ilim öğrenmeye çalışan ise su üstüne yazı yazan gibidir" buyurulmuştur. Onun için öğrenmeyi kırk yaşından sonraya bırakmamak gençliğin kıymetini bilip metotlu çalışarak ilim öğrenmek gerekir.

Tamam zorla güzellik olmaz, derler amma zorla çalışkanlık olur. Akılsız insan zorla akıllanamaz fakat zeki olmayan bir insan çalıştığı takdirde zekâsı açılır. Okullarda dersler başlamadan evvel kendinize çalışmayı hedeflerseniz eminim ki siz de çalışkan bir öğrenci olduğunuzu göreceksiniz. Bir defa tecrübe ediniz mutlaka başarırsınız. Yüce Allah, isteyene ve sebeplere yapışana istediğini verir. Zira vermek istemese istek vermezdi. Metotlu çalışmak, kestirme yoldan gitmek demektir. Hem vakitten kazanırsınız hem az yorulursunuz hem de hedefine ulaşmak kolay olacağı için yarı yolda usanıp vazgeçmeyip gideceğiniz hedefe ulaşırsınız. Yeni eğitim öğretim hayatında herkese başarılar...

Mustafa Beşdere

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.