Neredeyse 40 yıllık bütün entelektüel serüveni boyunca ‘zaman’ mefhumuna kafa yormuş bir gazeteci ve romancı olarak bugün size bazı önemli zaman hikâyeleri anlatacağım. Tarihimizden gerçek hikâyeler… Artık anlamlı tesadüf mü dersiniz, yoksa sağlam kurgulanmış, istikrarlı komplo mu dersiniz; takdir sizin.
Açıkçası yazı masasına oturup zamanla yarıştığımdan ötürü hızlıca bitirdiğim ve içime sinen bu yazıyı sıfırdan yeniden yazmak zorunda kaldım. Çünkü yazı dosyasının üzerine aceleyle (boşuna dememiş atalarımız ‘Acele işe şeytan karışır’ diye) aynı isimli ve hiç başlanmamış eski versiyonunu kaydettim. Bu geri dönüşsüz kayıp, bana bu yazının ana teması olan ‘zaman’ın taktiklerini hatırlatmış oldu. Hatta bu vesile ile şunu bile düşündüm: Velev ki insanoğlu zamanda yolculuk yapabilme imkânına erişseydi bile geçmişte yaşadığımızın tıpkısını yaşayamazdık. Benim bir önceki yazının tıpkısını yazamayacağım gibi... Aynısını bulamayacağımı bildiğimden daha iyisini yazmak için özendim.
GLADYO, HAZAN VE KIŞI SEVER
Bu yazıda Türkiye’de karanlık güçlerin -yerli veya yabancı diye de ayırmıyorum- gladyonun, Türkiye’yi hedef alan suikast veya kripto suikastlar için senenin hazan ve kış aylarını tercih ettiğini gözler önüne sermeye çalışacağım. Yazının 5 N 1 K’sının niçinini bir sonraki bölüme bırakmak üzere…
Ülkemizin yakın mazisinde, yargının sıcak gündemindeki Kâşif Kozinoğlu soruşturmasına konu olan şüpheli ölüm, kripto suikastlar ya da suikastlarda girmek üzere olduğumuz sonbahar mevsiminin ve sonra da kışın zemherisinin zamansal manada öne çıktığı görülmektedir. Sonbahar için ilk akla gelen örnekler; Hiram Abas (26 Eylül 1990), Bahriye Üçok (6 Ekim 1990), Ahmet Cem Ersever (4 Kasım 1993), Ahmet Taner Kışlalı (21 Ekim 1999) ve Kâşif Kozinoğlu’dur. (12 Kasım 2011)
Öte yandan gladyo, ocak ayını da sever. Çünkü tarihimizin en büyük gazetecilerinden biri, ocak ayının 24’ünde katledilmiştir. Keza Türkiye tarihinin en sevilen polis şeflerinden biri de yine 24 Ocak’ta öldürülmüştür.
Türkiye’de istihbari yönü olan suikastlar için genelde kış ayları seçilir. Necip Hablemitoğlu suikastı, 18 Aralık 2002’de işlenmiştir. Aradan bunca zaman geçtiği hâlde Hablemitoğlu suikastı tıpkı Kâşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü gibi çözülebilmiş değildir. Uğur Mumcu suikastı da öyle… Mumcu suikastı, 24 Ocak 1993 tarihinde gerçekleşmiştir. Ocak ayının bir diğer önemli siyasi cinayeti, Uğur Mumcu suikastının yıl dönümünde işlenmiş Gaffar Okkan cinayetidir. 24 Ocak 2001 tarihinde vuku bulmuştur. Ocak ayında işlenen bir diğer önemli suikast 19 Ocak 2007 tarihli Hrant Dink suikastıdır. FETÖ, bu suikast sayesinde 2007 yılını Ergenekon operasyonlarıyla sabote etmiştir.
Bu arada hukukçu ve yazar Muammer Aksoy da 31 Ocak 1990 tarihinde öldürülmüştür. Keza Özdemir Sabancı suikastının tarihi de 9 Ocak 1996’dır. (Soğuk bir gündü, dün gibi hatırlıyorum; gazeteciler olarak o gün küçük bilgi kırıntılarına erişebilmek amacıyla Sabancı Center’in önünde saatlerce beklemiştik.)
Bu suikastların her birinde yabancı gizli servis parmağı vardır. Hazan ve kış aylarındaki suikast olaylarıyla ilgili bu tarihsel nüanslar; “Acaba gladyo, yani CIA, Alman BND’si başta olmak üzere neredeyse tekmil Avrupa gizli servisleri, İsrail’in Mossad’ı, bunların FETÖ ve türevi içerideki aparatları; topu/tekmili, suikast ve kripto suikastlar için neden sonbahar ve kışı tercih ediyor?” sorusunu sorduracak türdendir. Bu ayrıntıyı, anlamlı bir tesadüf olarak da görebilirsiniz, istikrarlı bir komplo olarak da… Ben ikinci ihtimali daha yakın seçenek olarak görüyorum.
SUİKAST VE DARBE MAZİSİNİN BİZE ÖĞRETTİĞİ…
Türkiye’de açık ve kripto suikastlar için neden hazan ve kış aylarının seçildiği sorusunun cevabı net biçimde verilemese de ülkemizde darbelerin neden hep cuma günleri gerçekleştirildiği sorusunun cevabı berraktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin istisnasız bütün darbeleri cuma günleri gerçekleştirilmiştir. Açarak ilerleyelim; Adnan Menderes’in idamına sebep olan 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, darbeci Kenan Evren’in deyişiyle vatandaşların bir soldan, bir sağdan asıldığı 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 postmodern darbesi ve dahi 27 Nisan 2007 e-Muhtırası, hatta 15 Temmuz 2016 darbe girişimi… Bunların tekmili cuma günleri vuku bulmuştur.
Bunun bir sebebi, gayrimeşru bir eylem olan darbenin milletin istirahatte olduğu hafta sonuna giriş gecesi gerçekleştirilerek kabulünü kolaylaştırmaya çalışmaktı. İkincisi ve en az onun kadar önemlisi, ekonomi piyasalarını ürkütmemek için de cuma günleri seçiliyordu.
İmdi… İkinci bölümünde suikast ve kripto suikastların istihbarat kökenine daha ayrıntılı gireceğimiz yazının hülasasına gelebiliriz: Türkiye’nin hazan ve kış ayları ile cuma günleri, güvenlik ve demokrasi refleksleri daha diri ve güçlü olmalıdır. Mazimizdeki suikast, kripto suikast ve darbelerin bize öğrettiği budur.

