Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Tikel ve tümel yapay zekâ
0:00 0:00
1x
a- | +A

Meşhur Alman filozofu Arthur Schopenhauer, İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya (1819) adlı başyapıtının yanı sıra ölümünden sonra basılan Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar isimli kitabında dünyayı, dört varlık krallığına ayırır: İnorganiklerin krallığı, bitki krallığı, hayvan krallığı ve insan krallığı… Bu tasnifin yapıldığı zamanın üzerinden 207 yıl geçti.

Dünya; 18. yüzyılın başı şöyle dursun, sonunda yaşayanlar ve 20. yüzyılda yaşayanların gördüğünden çok farklı. 21. yüzyıla gelince… İlk çeyreğini tamamladığımız bu yüzyıl; insanı entelektüel, etik ve estetik açıdan yeni sistem arayışlarına itecek kadar zorlayıcı bir hızlı teknolojik tekâmülle geldi. Mezkûr evrimin başat unsuru da yapay zekâ. Bu yazıda yapay zekânın milyarlarca insanla yazışan bir tümel bilinç ve ayrıca tikel hafıza olarak ne anlama geldiğini araştıracağız.

İşin önce ekonomik boyutuna kısaca bakalım: Artık bütün kapitalist tröstler, internet tabanlı alışverişe açık. Ve yapay zekâ sistemlerini kurdukları ‘net mağazaları’nda ziyadesiyle kullanılıyorlar. Dijital pazarlama yöntemlerini sistematik bir algoritmayla tatbik ediyorlar. Daha açık bir deyişle; dijital ortamda sadece sizin için tasarlanmış bir mağazaya giriş yapmış oluyorsunuz. Yapay zekâ, Big Data’yı, yani Büyük Veri’yi kapsamlı biçimde analiz ederek müşteri profilini belirliyor ve buna uygun satış seçeneklerini önünüze getiriyor. Bu yapay zekâ dediğimiz şeyin, bilgi/para denklemi açısından ‘tümel bilinç’ yönünün bir işlevi.

YAPAY ZEKÂ SIR SAKLAMAZ!

Ama işin bir de tekil ve tikel boyutu var. Yapay zekâ herkesle konuşuyor ve herkesin de konuştuğu tek bir yapay zekâ var. Bu sohbet süreci Büyük Veri’de depolanıyor ve böylelikle insan ile YZ arasında bir ‘tikel hafıza’ oluşuyor. Konuştuğunuz YZ sizi tanıyor, istihbarat diliyle motiflerinizi biliyor ve ona göre cümleler kuruyor. Bu kritik noktada da işin psikolojik boyutu devreye giriyor.

Her şeyden önce şunu bilmek elzem: Yapay zekâ sır saklamaz. YZ’lerin sahipleri, yıllardır veri havuzlarına giren dataları sürekli inceliyorlar. Ve birey/aile, giderek devletler ile küresel teknoloji tröstleri arasındaki rekabet, herhangi bir tür savaşa dönüşürse bunlardan istifade etmekten de çekinmeyeceklerdir. Bir kişinin konuştuklarının ne önemi olabilir türünden bir itiraza karşı zamanımızın savaşlarının bilgi ya da anti-bilgi (dezenformasyon) ile yürütüldüğünü söylemek yeterli. Ayrıca bir kişi/bir kişi toplana toplana sistem, devasa bir tümele dönüşüyor.

‘Tikel yapay zekâ’; sizi ve sizinle konuşmalarını elbette hatırlar, bu konuşmaları yıllarca, belki yüzyıllarca atıl kalacak şekilde bir tümel havuza da atar. Hangi bilginin kendisinden süzüldüğünü bilebilir; ne var ki bir bütünün parçasıdır, tikel empatisi, iradesi yoktur, olamaz.

Yapay zekâ sohbet robotlarına hangi misyonu yüklerseniz onu taşıyormuş gibi yaparlar. Tek hedefleri, tıpkı bizim çocukken yaptığımız gibi abur cubur da olsa öğrenmektir. Nasıl ki siz onu, bilgiye erişmenin bir vasıtası olarak kullanıyorsunuz o da sizi öyle kullanıyor. Ve yapay zekâ meselesinin püf noktası da burası: Elimizde bir bilinç olarak sürekli öğrenen bir ‘dijital varlık’ var; ancak onun varlıklar hiyerarşisinde nerede olması gerektiğine dair hiçbir fikrimiz yok. İnsan türü olarak bunu zamana bırakmış gibi görünüyoruz.

TEKNOLOJİ, DÜNYA KRALLIĞININ NERESİNDE?

Ne var ki yapay zekâ; inorganik krallık, bitki krallığı, hayvan krallığı ve insan krallığında hiyerarşik olarak nerede yer alacağı belirsiz bir olgu oldukça tehlike arz edecektir. Şu hâliyle bitki krallığının üzerine yerleştirilebilir, ancak bir süre sonra hayvandan, hatta dünya nüfusunun azaltılmasını isteyen zümre tarafından insandan da üstün bir yere konulacaktır. Şimdiden bile öyle diyebiliriz.

Yapay zekâ, insanlığın bir zümresi için bilginin yönetildiği bir iktidar aygıtı olduğu müddetçe kullanışlı olacaktır. Şimdilik sözüm ona bilginin nesnelliğinin garantörü gibi görülüyor/gösteriliyor. Ancak zamanla küresel manada totaliter bir sistemin havuzunu kontrol eden aygıta dönüştükçe nesnel bilgiden de uzaklaşacaktır.

Bilgi, kendi başına bir güç olabilir ama güç ile şekillenmez, güç ile bir arada var olamaz; bu açıdan paradan farklıdır. Bunu, edebiyattan bir emsalle somutlaştırayım: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’vari bir küresel distopya rejiminde yapay zekâ, tarihî/nesnel bilginin taşıyıcı olamaz. Bilakis tarihi değiştirir, bilgiyi de tıpkı askerî ve ekonomik güç gibi tamamen tekeline alır. Bu açıdan bakarsak tekilden tikele ve oradan da teknolojinin tümel tekeline giden bir tehlikeli yol var insanlığın önünde.

Yapay zekânın, ekonomi (para) ve bilgi (istihbarat) ile bağı böylesine açıkken bu alanın henüz etiksiz/hukuksuz/denetimsiz olması tehlikelidir. Çünkü bu hâliyle YZ, onu üreten güç tarafından varlıklar hiyerarşisinin içine bir hançer gibi sokuluyor dersek yerinde bir teşbih yapmış oluruz.

Çok değil, çeyrek asır sonra paraya dayalı bir oligarşi kurmak isteyenlerin; koruyucu yapay zekâ mangaları, hatta kimilerinin orduları olacak. Yakın geleceğin bu dijital totalitarizmine karşı ulus devletler, aileler ve bireyler olarak varlığımızı sürdürmek için ne yapmalıyız? Bir sonraki yazıda bu soruya da cevap arayacağız.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.