ENERJİSA elektrik, en son 13 Temmuz 2026'da sayacı okuyup çıkardığı faturadan sonra, en geç 15 Ağustos ayında sayaç okuyup çıkarması gereken fatura 1 Eylül tarihi dâhil olmak üzere henüz çıkartılmamıştır.
13 Temmuz ile 1 Eylül arası gün sayısı 49 gün olup sayaç okuma ne zaman olacak bilmiyorum.
Bir yıl önce veya biraz daha fazla olabilir. 60 günlük fatura çıkarmışlardı. Yoksa ikinci bir “60 günlük fatura” çıkartılmak mı isteniyor? ENERJİSA’ya sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum: Fatura kabartarak ne yapılmaya çalışılıyor? Kurumsal firmalarda bu gibi kararlar alırken müşteri memnuniyeti ve tüketici hak ve sorumlulukları vb. hesap edilmez mi? Saygılarımla.
Metin Kayacan/Beykoz-İstanbul
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanların istek ve beklentileri
Türkiye Yüzyılı vizyonunun temelinde, PDR norm kadrolarının yeniden düzenlenmesi konusunu özetleyerek bilgilerinize sunmak istiyoruz.
Mevcut uygulamada rehber öğretmen kadrosu, ilkokullarda 300, ortaokul ve liselerde 150 öğrenci eşiği esas alınarak verilmektedir. Bu eşiğin altında kalan okullarımızda rehberlik ihtiyacı ortadan kalkmamakta, ancak bu okullar norm kapsamı dışında kaldığından öğrenciler hizmetten yararlanamamaktadır. Nitekim Rehberlik ve Araştırma Merkezlerimizin her eğitim öğretim yılında “rehber öğretmeni bulunmayan okullar” için ayrıca örnek rehberlik programları hazırlaması, bu okulların sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak bugün psikolojik danışmana erişim, öğrencinin bulunduğu okulun büyüklüğüne göre değişmektedir. Oysa her öğrenci biriciktir ve eğitimde fırsat eşitliği, her öğrencinin ve her ailenin nitelikli rehberlik hizmetine ulaşabilmesini de gerektirmektedir. Bu nedenle;
• PDR norm kadrolarının, okulların gerçek öğrenci mevcudu ve ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesini,
• Öğrenci sayısı ve okul kademesine göre daha adil bir norm sistemi oluşturulmasını,
• Psikolojik danışmanı bulunmayan okullara öncelik verilerek kadro planlaması yapılmasını,
• Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin personel ihtiyacının da kapsamlı şekilde değerlendirilmesini talep ediyoruz.
Gereğini bilgilerinize arz eder, ilginiz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla...
Psikolojik Danışmanlar
Şehirleşirken çocukları, yaşlıları ve hastaları da hesap etmek
Feridun Ağabey, daha önce de bazı okuyucularınızın dile getirdiğini hatırlıyorum. Şehir hayatı denildiğinde modernlik hep kendini yeniliyor ama nedense insanların “insani” veya “beşerî” durumları hiç akla gelmiyor veya umursanmıyor. Şehir hayatı kurgulanırken âdeta bütün insanlar 30’lu yaşlarda genç olarak kurgulanıyor. Çocuklar, yaşlılar ve hastalar hiç akla getirilmiyor veya yeteri kadar hesap edilmiyor. Bir toplu taşımada sıkışan çocuğu, annesi babası “sabret!” diye zorlarken çocukcağız kıvranıyor ve için için ağlıyordu. Niye? Otobüste tuvalet yok. Duraklarda tuvalet yok. Durakta inse bile ha deyince ışıltılı caddelerde tuvalet yok. Bir tuvalet denk gelse tuvalete girebilmek için turnikenin çalışması gerek. Yanında kart yoksa o da yok. Ne yapacak bu çocuk? Ne yapacak bu çaresiz anne baba?
Diyebilirsiniz ki önceden ihtiyacını yaptırıp öyle binselerdi... Tamam buna cevabınız hazır, tembel cevabı gerçi ama olsun... Peki prostat hastası bir ihtiyar, diyelim ki Vakıf Gureba Hastanesinde tedavisini oldu. İdrar tutma problemi var. Tedavi seansına girmeden önce su içmesi gerekiyor. En az bir saat önceden bir litreden az olmayacak... Sonra tedaviye giriyor. Cihazda en az yirmi dakika bekleyecek... Sonra o sıkışıklıkla koştur koştur tuvalet ihtiyacını giderecek... Sonra evine gidecek... Ama bu bir seferde tamam olmuyor ki...
Böyle bir hasta diyelim ki Vakıf Gureba’dan tedavi oldu çıktı. Emniyet Fatih İstasyonunda yorgun argın bindiği metroda iki durak sonra yeniden ihtiyaç geldiğinde -ki bu ihtiyaç rahatsızlık sebebiyle- ne yapacak? İstasyonda inse bile o an orada tuvalet var mı? Dolayısıyla asıl medeniyet nasıl ki her yerde ve her tarafta yeme içme yerleri varsa insanların en az yeme içme kadar önemli beşerî ihtiyacı olan tuvaletlerin de olması lazım.
Hele bir de tuvaletlere girerken para ödeme zorunluluğu tam bir utanç vesilesi... İnsanına güvenmeyen medeniyet! Kardeşim insan bir ihtiyacını gidersin, bir rahatlasın. Para ödemek kolay... Merak etmeyin kimse sizin üç kuruşunuzu ödemeden kaçmaya tevessül etmez... Eden birkaç kimse yüzünden diğer bütün bir toplumu ceza çektirircesine sıkışık hâlde iken para bulmaya zorlamak hiç medenice bir tutum mu?..
Özetle, şehirleri kurarken çocukları, yaşlıları ve hastaları da hesaba katın... O kadar ki hemen her benzin istasyonu gibi yolcu istasyonlarında da en azından iki üç istasyonda bir tuvalet kurgulayın... Saygılarımla...
Rumuz: "Mustafa Amca"

