Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kırım Tatarlarının varoluş stratejisi!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Karadeniz’in stratejik kalbi hiç şüphesiz Kırım Yarımadasıdır.

Kırım, 2014’te Rusya Federasyonu tarafından yasa dışı ve keyfî biçimde ilhak edildiğinden beri küresel güç mücadelesinin merkezinde yer alıyor. Bu güç mücadelesinin tam ortasında da Kırım Tatarları var.

Bu mücadele Moskova ile Kiev veya NATO ile Rusya arasındaki askerî dengeler üzerinden yürüyor. Ancak sahadaki en köklü ve trajik özne, Kırım'ın kadim ve yerli halkı olan Kırım Tatarlarıdır. Savaşın başladığı günden bu yana Kırım Tatarlarının Ukrayna safında yer alması, yüzeysel bir bakış açısıyla "Ha Rusya ha Ukrayna, ne fark eder?" sorusunu ve oldukça haklı bir çelişki algısını beraberinde getirse de diplomatik gerçekler bambaşka şeyler söylüyor.

Binaenaleyh bu tercih, asla duygusal bir refleks değildir. Tamamen rasyonel, tarihî tecrübelere dayanan ve uluslararası hukuk zemininde şekillenmiş bir varoluş stratejisidir. Tatarların haklı davası, iki devletin yönetim modellerinin ve geleceğe dair sundukları vizyonun rasyonel bir terazide tartılmasıyla netlik kazanmıştır.

Faraza, terazinin Rusya kefesine baktığımızda, Kırım Tatarları için mutlak bir asimilasyon, kimliksizleştirme ve hafıza kırımı tablosu görüyoruz. Tarihî hafıza gerek Çarlık Rusya’sı gerek Sovyet Rusya’sı ve gerekse Rusya Federasyonu yönetimlerinin Kırım Tatarlarına yönelik bakış açısının hiçbir zaman değişmediğini söylüyor. Bütüncül anlamda Rusya tarihine baktığımızda Kırım, sadece Karadeniz’i kontrol etmek üzere militarize edilmesi gereken devasa bir askerî üsten ibarettir!

Bu klasik askerî doktrinde, yarımadanın yerli halkı olan Tatarlar, potansiyel bir tehdit ve "güvenilmez unsur" olarak kodlanmıştır. Nitekim 2014 sonrası süreçte Kırım Tatar Millî Meclisi’nin (KTMM) "terör örgütü" ilan edilerek yasaklanması, anadilde eğitimin fiilen bitirilmesi ve mülkiyet haklarının gasbedilmesi bu kodlamanın en somut sonuçları olmuştur. Rusya Federasyonu çatısı altında Tatarlar için sunulan tek gelecek, hak talep etmeyen, silik bir "etnik azınlık" olarak eriyip gitmektir. Dolayısıyla Rus yönetimi, Kırım Tatarları için doğrudan bir varoluşsal tehdit anlamını taşıyor!

Terazinin Ukrayna kefesine baktığımızda kusursuz bir geçmişi göremesek de demokratikleşme ve hukuki zemin açısından Kırım Tatarlarına tamamen farklı bir imkân ve hayat alanı sunduğunu müşahede ediyoruz. Kırım Tatarları, Ukrayna’nın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından 2014’e kadar geçen süreçte Kiev yönetimlerinin kendilerini ihmal ettiğini, haklarını vermekte geç kaldığını çok iyi biliyor.

Ancak Kırım’ın elden çıkması, Ukrayna dış politika stratejisinde ve siyasetinde radikal bir zihniyet dönüşümüne yol açtı. Kiev, Kırım’ı geri alabilmenin yolunun askerî güç kadar, uluslararası hukuku ve yerli halkın meşruiyetini arkasına almaktan geçtiğini kavradı. Bunun en somut örneği Ukrayna Parlamentosu'nun 2021 yılında çıkardığı "Yerli Halklar Kanunu" oldu. Bu kanunla Ukrayna, Kırım Tatarlarını yarımadanın asil sahibi ve istikballeri, gelecekleri için kendilerinin söz hakkına sahip "yerli halkı" olarak tescilledi. Dolayısıyla Ukrayna’nın toprak bütünlüğü içinde kurulması planlanan "Kırım Tatar Millî-Topraksal Özerk Cumhuriyeti" modeli, Tatarlara nüfus oranlarına bakılmaksızın yönetimde veto ve kota hakları veren bir kanun oldu.

Hasılı, Ukrayna’nın Kırım’ı geri alması, yarımadanın anahtarının doğrudan Tatarlara teslim edileceği anlamına gelmiyor. Demografik gerçeklikler ışığında bu zaten mümkün de değil. Ancak Ukrayna egemenliği, Kırım Tatarlarına uluslararası hukukun koruması altında, kendi meclisleriyle, dilleriyle ve özerk yapılarıyla var olabilecekleri demokratik bir müzakere alanı vadediyor!

Rusya, Kırım Tatarları için bütün varoluş haklarını gasbeden, her muhalif olanı anında hapisle cezalandıran veya askere alarak cepheye süren totaliter bir baskıyı temsil ediyor. Oysa Rusya da Ukrayna’nın Kırım politikasını gündemine alıp, Kırım Tatarlarının haklı davasına sahip çıkıp, bölgenin asli halkına yaşama hakkını bütün veçheleriyle teslim etseydi “Ha Ukrayna, ha Rusya ne fark eder?” sorusunu haklı çıkarabilirdi! Ancak Rusya’nın Kırım Tatarlarına olan tarihî kini hiç bitmedi!

Dolayısıyla Kırım Tatarlarının Ukrayna’yı desteklemesi bir çelişki değildir, ehvenişerdir. Yani iki şer arasından kendilerine hayat ve mücadele alanı tanıyan hukuki zemini seçme olgunluğudur. Kırım tatarlarının bu haklı davası, küresel adaletin ve insan haklarının jeopolitik körlüğe karşı verdiği en rasyonel sınavlardan biridir.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.