Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın New Jersey çıkışı, tarihî, cesur ve ezber bozan bir siyasi manevra olarak modern diplomasi tarihine geçti.
Geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede gerçekleşen bu diyalog önceki gün Şara tarafından açıklandı. Şara, Trump'a "Neden İsraillilere New Jersey'i vermiyorsunuz? Golan Tepeleri sizin değil ki birine bağışlayabilesiniz, ama New Jersey en azından size ait ve zaten orada size oy vermeyen bir sürü Demokrat yaşıyor" diyerek, küresel emperyalizmin pervasızlığını muazzam bir zekâ oyunuyla çürüterek oldukça cesur bir meydan okuma yaptı.
Bu esprili ama zehir gibi acı çıkış, uluslararası hukuku hiçe sayarak başkalarının meşru topraklarını birer lütufmuş gibi dağıtan "süper güç"lerin, kendi toprakları söz konusu olduğunda nasıl bir refleks vereceğini sorgulatan neviden. Şara, bu sözleriyle sömürgeci mantığı, o mantığın meşruiyet zeminini âdeta yerle bir etti.
Esas takdir edilesi husus da Beyaz Saray gibi bir diplomasi merkezinde, en agresif Amerikan başkanlarından birinin gözlerinin içine bakılarak bu yorumun yapılmış olmasıdır.
Şara bu diyaloğu anlattıktan sonra, "Golan Tepeleri ne Suriye Cumhurbaşkanı'nın ne ABD Başkanı'nın ne de bir başkasının öylece vazgeçip birilerine peşkeş çekebileceği bir yer değildir! Orası sadece kendi halkınındır" diyerek ulusal egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağını tüm dünyaya ilan etti.
BM’de “Dünya beşten büyüktür” diye haykıran Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Uluslararası İlişkilerde yerini alan doktrini Şara’nın bu çıkışına da yön vermiştir. Siyasi analistlere göre de Şara’nın uluslararası arenada ve ABD liderliği karşısında bu denli öz güvenli ve esnek bir diplomatik dil kullanabilmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kurduğu yakın siyasi ilişkilerin etkisi büyük.
ABD basını, Şara'nın, "New Jersey zaten Demokratlarla dolu ve sana oy vermiyorlar, orayı İsrail'e ver" şeklindeki esprili yaklaşımının, Trump'ın geleneksel siyaset üstü ve dobralığa dayalı retorik tarzıyla uyumlu olduğunu, bu nedenle bunun Washington'da bir "hakaret" olarak değil, iki lider arasındaki açık sözlülüğün bir tezahürü olarak görüldüğünü belirtiyor.
Peki Golan Tepeleri İsrail için neden kırmızı çizgi ve vazgeçilmez?
Golan Tepeleri, Orta Doğu'nun en stratejik, en çok çekişmeye sahne olan ve âdeta "paylaşılamayan" en önemli coğrafi bölgesi. İsrail'in kuzeydoğusu ile Suriye'nin güneybatı sınırında yer alan bu plato yaklaşık 1.800 km genişliğinde ve 1.200 kilometrekarelik kısmı İsrail’in işgali altında.
İsrail, 1967 yılında gerçekleşen 'Altı Gün Savaşı'nda bu bölgeyi işgal etti. 1981 yılında da bu toprakları ilhak ettiğini duyurdu. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler bu ilhakı tanımazken, dünyada bunu resmî olarak tanıyan tek küresel güç Donald Trump dönemindeki ABD oldu!
İsrail'in Golan Tepelerinden asla vazgeçmemesinin ve burayı "kırmızı çizgi" olarak ilan etmesinin arka planında üç temel sütun yatıyor! Askeri-Stratejik Üstünlük, Su Kaynakları ve Ekonomik Girdi.
Golan'ın zirvesine çıkan bir ordu, Suriye tarafına baktığında başkent Şam'ı ve Suriye düzlüklerini hiçbir engel olmadan kuş bakışı görebiliyor. Şam, Golan'a sadece 60 km mesafede nitekim.
İsrail, Hermon Dağı'nın zirvesine kurduğu devasa gözetleme ve radar istasyonları vasıtasıyla Suriye, Lübnan ve hatta İran'ın batısındaki askerî hareketlilikleri, uçuşları ve füze sinyallerini anında tespit edebiliyor!
Kurak bir coğrafyada yer alan İsrail için Golan Tepeleri askerî bir mevzi olmanın da çok ötesinde, öncelikle hayati bir yaşam kaynağı. İsrail'in en büyük tatlı su rezervi ve içme suyu kaynağı olan Taberiye Gölü, Golan Tepeleri'nden akan nehirler ve eriyen kar sularıyla besleniyor. İsrail, Golan'ı elinde tutarak ülkenin toplam içme ve tarım suyu ihtiyacının yaklaşık %30'unu doğrudan güvence altına almış oluyor!
Hasılı, İsrail için Golan Tepeleri'ni terk etmek, en kritik istihbarat gözünü kör etmek ve ülkenin içme suyunun vanasını Şam yönetimine teslim etmek anlamına geliyor.
Ahmet Şara hükûmeti uluslararası hukuka dayanarak "Golan bizimdir" diye bastırırken, şeytan İsrail, haksız, utanmaz ve şark kurnazı taktiğiyle burayı kırmızı çizgisi olarak gördüğünü ilan ediyor ve Trump gibi muvazenesi olmayan liderlerin siyasi desteğiyle de ilhakı kalıcı kılmaya çalışıyor!
Bu tarihî ironinin altında işte böylesine devasa bir hakikat yatıyor…

