Çevremizde her zaman bizi dibe çeken, üslubu ile içimizdeki sükunu altüst eden, ruhsal dengemizi dumura uğratan insanlar olacaktır. Bunlara karşı ne yapmalı? Nasıl yol izlemeli? Bunlar bazen en yakın çevremizden olabiliyor. Bazen de mecburi ortamlarda denk gelip maruz kaldığımız insanların muhabbetlerinden teşkil eden diyaloglar...
Bir süre sonra insanın içinde bir huzursuzluk oluyor. Sanki kötü bir yemek yemişsin ve onu dışarı atmak, istifra etme arzusu gibi... Eski huzurlu hâle dönmek zaman alıyor. Aynı midenin o sevmediği yemeği sindirmek ile çıkarmak arasındaki kararsızlığı gibi. Böyle bir süreç yaşamamak için o insanları hayatımızdan çıkarmak çözüm değil. Çünkü o kişiler olmasa da başka bir ortamda yine bu tarz insanlara ve diyaloglara maruz kalabilme ihtimalimiz var. Yapmamız gereken şey bahçemize çit çektiğimiz gibi o tür insanlara karşı da çit çekmek... Seninle aramızda çok mesafe yok ama "aramızda çit var" yani bu tarafa geçemezsin. Aynı maddi çitler gibi, manevi çitlerle ruhsal dengemizi korumaya alabiliriz. Bize gündemin kötülüğünü anlatan, toplumun iğrenç ahlaksız gündemini muhabbet edinen, amaçsız muhabbetlere boğulmuş kalmış insanlarla aramıza çitler öreceğiz. Yoksa bu ahir zamanda ruhsal dengemizi korumak çok zor. Kaldı ki bu insanlardan kaçmayı tercih etsek bile, kimi TV ve internet haberleri bunu sürekli pompalıyor. O yüzden manevi çitlerimizi güçlendireceğiz... Özgürce şunu diyebileceğiz:
"Seninle aynı fikirde olmak zorunda değilim", "ben bu tarz haber ve programları izlemiyorum. Lütfen bahsetmeyin, yanımda anlatmayın." Varsın kızsınlar, arkanızdan atıp tutsunlar. Üç günlük dünyada, bir insan kadar gücümüz var bizim. Her gün bize "bir kişilik" sabır ve zorluğa karşı metanet kuvveti veriliyor. Onu kendimize, ailemize sarf edelim. Gündemin stresi, ahlaksız haberler ile enerji kuvvetimizi heba etmeyelim. Sonra ne kendi dertlerimize ne de çocuğumuza sabrımız kalır...
Âmine Kübra Salar
ŞİİR
Ey nefsim
Benimle dünyaya geldin,
Sanki beni esir aldın.
Boş heveslere kapıldın,
Gerçekleri hep pas geçtin.
İçimde yoğrulup durdun,
Beni derinlerden vurdun,
Islah etmeye çalıştım,
Sen var gücünle direndin.
Akıl ipiyle bağladım,
Sen kemirdin ve kopardın,
Seni zindanlara attım,
Yine bir yol bulup kaçtın.
Uğraştım yola gelmedin,
İçimde düşmanım oldun,
Bazen gazap bazen öfke,
Bazen de mutmain oldun.
Aklım akşam tövbe etti
Sen kalkıp onu da bozdun.
Ben önüne bentler yaptım,
Sen hep onları da yıktın.
Ali Beyaz
SAĞLIK OLSUN
Topuk Dikeni: Ayak tabanında topuk kemiği ile bağ dokusu arasında oluşan bir iltihaplanma durumunu ifade eder. Topuk dikeni, genel olarak orta yaş grubundaki bireylerde daha yaygındır. Yüksek veya düz taban ayakkabılar kullanmak, bu rahatsızlığa yol açabilir. Sık sık yürüyüş veya koşu yapanlar, daha yüksek risk grubundadır. Hafif şişlik ve aşırı hassasiyet, topuk dikeninin belirtileri arasında yer alır. Uygun ayakkabı seçimi, tedavi sürecini olumlu yönde etkileyebilir. Dinlenme ve uygun egzersizler, iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Topuk dikeni belirtileri, başlangıçta hafif olmakla birlikte zamanla şiddetli ağrılara dönüşebilir. Bu durum, kişilerin günlük hayat aktivitelerini olumsuz yönde etkileyebilir. Topuk dikeni belirtileri, sabahları yataktan kalkıldığında hissedilen keskin ağrı ile belirginleşir; gün içinde hareket ettikçe ağrı azalabilir. Ancak uzun süreli hareketsizlik sonrasında yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle, belirtiler göz önünde bulundurularak erken teşhis ve tedavi önemlidir. [www.turkiyehastanesi.com]

