Zor insanlarla başa çıkmak konusunda önerilerimize devam ediyoruz... En iyi yöntem denebilir ki: “Siz ne öneriyorsunuz?” ya da “Benim yerimde siz olsanız ne yaparsınız?” veya “Siz olsanız ne hissederdiniz?” gibi sorular sorarak susmak, en yararlı ve dürüst yöntemlerdir. Sözün özü; konuşmanın yarardan çok zarar getireceği durumlarda sessiz kalmayı öğrenerek kendinize bir dost daha edinebilirsiniz. Gerçek konuşma sanatı sadece doğru şeyi doğru yerde söylemek değil, aynı zamanda yanlış şeyi dilin ucuna geldiği anda söylenmemiş bırakabilmektir.
6- Ne söyleyeceğinizi bilmediğinizde ne söylemelisiniz? Soruya soruyla cevap verin. “Ne demek istiyorsunuz?” Bunun faydaları; bir şeyler söylemiş olmanızı sağlar, öfkenizi geciktirir, zekice bir tepki rolü görür; kendinizi toparlamanız için size zaman kazandırır, düşünerek konuşmanızı sağlar, sonradan pişmanlık duyacağınız söz söylememiş olursunuz.
7- Hata değil çözüm bulun. Tartışmak boşuna zaman kaybıdır. Çünkü geçmişi değiştiremezsiniz, olan olmuştur. Geçmişten sadece ders çıkarmak gerekir. “Kim yaptı?” demek yerine “Bu konuda ne yapabiliriz, tartışmayı bırakıp biz yapalım, biz bulalım gibi herkesi içeren söylem seçilmelidir.
8- Kabul edin, münakaşaya girmeyin. Taş ve sopalar kemiklerimi kırabilir ama sözler kalbimi kırar. Sürekli “ama” kelimesi kullanılıyorsa; bu bir önce söylenen sözü inkâr eden ve hemen karşıtlık ilişkisi doğuran bir kelimedir. Ama, sözel bir balyozdur ve tartışmaları münakaşalara dönüştürür. Yıkıcı “ama” kelimesi yerine yapıcı “ve” kelimesini kullanmaya başlayın. Bu bir önceki kelimeyi bloke etmek yerine onun üzerine inşa etmek olur. Kısaca “ama” olumsuzluk algısı oluşturmak yerine “ve” kelimesi ile olumlu ve destekleme ifadesi kullanmak daha akıllıca gözüküyor. “Ama” cümlenin solunu siler, “ve” kelimesi kabul eder anlamındadır.
Nurettin Bozan-Eskişehir
ŞİİR
Sürüden ayrılan...
Göz şâhit, tarih şâhit; 2/iki-2/iki: 4/dört kesin;
Sürüden ayrılanı, kaptı-kapıyor kurtlar;
Yanlış varsa söyleyin, biriniz: Hayır!.. desin!..
Saldırıya uğruyor, yıllardır bunca yurtlar;
Parça-pörçük olunca, Emperyal için besin!..
İşte Irak… Suriye, yan başta Lübnan… Ürdün;
Afrika’ya olanı, yıllar var çokça gördün;
Osmanlı: Düşman(!) idi, ötelere bi sürdün!..
Saldırıya uğruyor, yıllardır bunca yurtlar;
Sürüden ayrılanı, kaptı-kapıyor kurtlar!..
İşte Yemen ve Libya, güneyde onca ülke;
Osmanlı çekilince, sömürmek oldu ilke;
Ben Kral’ım!.. Sultanım!.., diyenleri bi silke!..
Saldırıya uğruyor, yıllardır bunca yurtlar;
Sürüden ayrılanı, kaptı-kapıyor kurtlar!..
İttihat-Terakkiymiş, gördük kaçan kaçanı;
Memleket: Enkaz oldu; Neden? Niçin? Haçan’ı?
Çöktü: Onca cepheler, kurtaraman paçanı!..
Saldırıya uğruyor, yıllardır bunca yurtlar;
Sürüden ayrılanı, kaptı-kapıyor kurtlar!..
KAYIKÇ’Ali diyor ki, 2/iki-2/iki: 4/dört, kesin…
… Göz şâhit, tarih şâhit; biriniz hayır desin…
… Parça-pörçük olunca, Emperyal için besin!..
Saldırıya uğruyor, yıllardır bunca yurtlar;
Sürüden ayrılanı, kaptı-kapıyor kurtlar!..
Ali KAYIKÇI (Âşık Derebahçeli) İlkadım-Samsun
TARİHTEN BİR YAPRAK
BERKYARUK: Şimşek ışığı anlamında gelen iki kelimeden oluşmuştur. Büyük Selçuklu İmparatorluğunun beşinci sultanı. Melikşah’ın büyük oğludur. Babasının ölümü üzerine henüz çok küçük olan oğlu Mahmud, sultan ilan edildi. Ancak buna rıza göstermeyen vezir Nizâmülmülk ve taraftarları Rey şehrinde Berkyaruk’u tahta çıkarıp sultan ilan ettiler. Kardeşinin kuvvetlerini bozguna uğratan Berkyaruk daha sonra kendisini tanımak şartıyla ona, İsfahan ve Fars eyaletlerini devretti. Bu arada amcası Tutuş da harekete geçerek Musul’u ele geçirmişti. Berkyaruk amcası Tutuş’u yenerek Bağdat’a girdi ve adına hutbe okuttu. Mücadeleye devam eten Tutuş, Halep, Harran ve Urfa’yı ele geçirerek tekrar Sultanın üzerine yürüdü. Zor durumda kalan Berkyaruk, İsfahan’a kardeşi Mahmud’un yanına sığındı. Bu sırada Mahmud’un ölümü ile onun kuvvetlerine de sahip oldu. Daha sonra Rey yakınlarında Tutuş ile giriştiği savaşı kazandı. Savaşta Tutuş’un öldürülmesi ile de ülke içerisinde birlik ve beraberlik sağlandı.

