Kaydet
a- | +A

Manisa Doğumevinde çalıştığım yıllarda tanımıştım Ayşe Teyzeyi. Kendi yetiştirdiği yeşillikleri satarak geçimini sağlıyordu. İki elinin de olmayışı dikkatimi çekmişti. Elleri neden kesikti, bilmiyordum.

Bir gün bir gazete sayfasında okudum Ayşe Teyzenin hikâyesini. Meğer filmlere konu olacak hayat hikâyesi varmış...

Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde yaşanan bir dram. Henüz 21 yaşındayken, bir akrabasına ödünç olarak basma, pazen, bir rivayete göre de altın veriyor. Kocası buna çok sinirlenip tırpanı alıp dağa götürüyor Ayşe Teyzeyi. Önce sağ elini kesiyor. Ayşe Teyze "Sağ elimi kestin, sol elim bir işe yaramaz onu da kes" diyor kahrederek... İnsaf ve merhametten nasipsiz kocası hiç tereddüt etmeden karısının sol elini de kesiyor.

Bu zalimlik sonrası kocası hapse giriyor. Lakin 3-5 yıl sonra çıkıyor. Ama böyle bir adama böyle bir cezayı az gören Ayşe Teyzenin erkek kardeşi (bir rivayete göre yeğeni) kendi intikamını kendisi almaya niyetleniyor. Hapisten çıkan insafsız kocayı “yaşatmam onu” diyerek takip ediyor ve öldürüyor.

Haber duyulduktan sonra kadına şiddetin en somut ve en vahim örneklerinden oldu Ayşe Teyze...

Elsiz bir ömür geçirmesine neden olan kocasına kimsenin vah demediğini hatta cehennemde yansın diye beddua edildiğini duymuştum... Hayatını kahreden, ömrünü çalan adama ne yapabilirdi ki başka?

Geçtiğimiz haftalarda, çileli bir hayatı ardında bırakarak 97 yaşında vefat etti Ayşe Gökkaya. Koca şiddetiyle ellerini kaybeden, acı, ıstırap ve çile dolu bir ömürden sonra bir Ayşe Gökkaya geçti bu dünyadan. Elsiz yaşadı, elsiz öldü. Mekânı cennet olsun...

Bu teyzeye bu çileyi reva gören kocasına gelince... Kitaplarda buyurulduğu gibi; zalim, daha bu dünyadayken cezasını çekmeye başlar...

İsmail Aybey-Manisa

ŞİİR

Şuara (şairler)

Öbür sözlüğe de vâkıfım, lakin,

Hiciv tercih ediyorum genelde,

Şairin dilinden kendini sakın,

Yüzdürür sırtüstü, susuz kanalda.

Duygusalım, duygularım salıncak,

Derdimi şairler anlıyor ancak,

Mazinin burcuna diktiğin sancak,

Atiye yol gösteriyor finalde.

Adımız şaire çıkmış ya artık,

Herkes üstümüze atar bir kertik,

Sussan pısırıksın, konuşsan yırtık,

Hitabın da değişir bu minvalde.

Böyle hesap etmemiştin elbette,

Kader yazılanda, rızık gayrette,

Mahsulün hasadı var ahirette,

Velev ki kıymeti miskal zerrede.

Gıyabî, lakırdı etme boşuna,

Seni de mi taktı dünya peşine,

Zevk ü sefa gider olmuş hoşuna,

Kalacağın üç gün arz-ı kürede.

Mustafa Özkahraman

ESKİMEZ KELİMELER

MİSKAL: 4,810 gram olan bir ağırlık ölçü birimi. Miskal ile: Pek az miktarda, çok az ölçüde.

ZERRE: 1. Çok küçük parçacık; habbe. 2. eskimiş 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi.

VELEV: Olsa da isterse, ise de, ise bile.

MAHSUL: 1. Buğday, arpa, tütün, meyve vb. topraktan elde edilen şey, ürün. 2. Süt, yağ vb. ehlî hayvanlardan sağlanan şey. 3. Sanayide üretilen madde. 4. mec. Elde edilen, meydana gelen, hâsıl olan şey, netice, ürün, semere.

ARZ-I KÜRE: (küre-i arz) Küre-i arz (âlem): Dünya.

Müsterham: Yalvarılarak istenmiş, saygı ile rica edilmiş, istirham olunmuş.

ZEHABA KAPILMAK: Gibi sanmak, … gibi zannetmek.

ZUHUR ETMEK: 1. Meydana çıkmak, baş göstermek, görünmek. 2. tasavvuf. (İlâhî sıfat ve isimler) Bir surete bürünüp ortaya çıkmak, varlık suretinde görünmek, zahir olmak, tecellî etmek. [Lugatim.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR