Kaydet
a- | +A

2025 yılı bitti, 2026'ya girdik... Ömrümüzden bir sene daha gitti. Ömür takvimimizden bir yaprak daha düştü. Bırakın yılları günlerimiz hatta nefeslerimiz bile sayılı. Öyle bir hayat yaşıyoruz ki her an bir nefes daha azalıyor. Ölüm bize o kadar yakın ki beş dakika sonra başımıza ne geleceğini bilemiyoruz. Bir saat sonrasına bile garanti veremiyoruz. Yaşımız ilerlediği için yıllar çok çabuk geçiyor.

Ben 2025 yılının nasıl geçtiğini pek fark edemedim. Çünkü çok çabuk geçti. Zaten ne demişler “Gençlikte günler kısa yıllar uzun, yaşlılıkta da günler uzun yıllar kısa oluyormuş. Ben bunu iyice anladım. 70 yıllık ömrümde çok şey görmüş geçirmiş olmama rağmen iki şeyi çok daha iyi anladığımı sanıyorum. Bunlardan birisi insanın yaşadığı sürece para, mal, mülk ve maddi şeylerin peşinden koşmasının ve varını yoğunu bu uğurda harcamasının ne kadar boş olduğunu, diğerinin de insanın her ne yaşarsa yaşasın insan kalbini kırmanın ne kadar büyük hata olduğunu anladım. Onun için yen bir yıla girerken geçen yılın iyi bir muhasebesini yaparak yaptığımız hatalardan ders alıp geçen yılda yaptığımız iyi ve yararlı işleri yeni yılda daha da artırmaya çalışmalıyız. Kimseyi kırmadan, kavga etmeden, nasıl daha çok insanın kalbine gererim, insanlara nasıl daha fazla faydalı olurum, nasıl daha güzelliklere imza atabilirim düşüncesi bizde hâkim olmalıdır...

Ben de 2026 yılı için kendime göre bazı prensip kararları aldım. Aslında ben bu prensipleri 2013 yılında almıştım ve bunlara uymaya çalışıyordum ama 2026 yılında bu prensiplere daha dikkatli bir şekilde uymaya çalışacağıma kendi kendime söz verdim... Kimseyle kavga etmemek, kalp kırmamak, dedikodu yapmamak, gereksiz konuşmamak, beş vakit namazı kılmak, sabırlı olmak, yürüyüş yapmak, sevdiklerini aramak. Allah’ı çok anmak...

Aslan Torun

ŞİİR

Yaz dedim

Yaz dedim kaleme doğruları yaz.

Şükrün nankörlüğe döndüğünü yaz

Bolluğa nimete şükredilmeyip

Hâlen şikâyet edenleri yaz, yaz.

Nefs-i emmarenin emrine uyup

İbadet bırakıp şeytanı duyup

Hacıya hocaya müftüye kızıp

Şeytanın yolundan gidenleri yaz.

Çokların ekmek beğenmediği

Tonlarca ekmeğin çöpe gittiği,

Ağzını ekmekle silip attığı

Sonra nezaketi sattığını yaz.

İşsizin iş bulup beğenmediği,

Gençliğin okumak istemediği,

Dede torun birbirin sevemediği

Komşunun komşuya gitmediğin yaz

Cahilliğe dönük olduğumuzu

Bir hayal üzre savrulduğumuzu

Tembellik yolunda durduğumuzu

Ahlaki çöküşün sürdüğünü yaz.

Usta şair Süleyman'ın isyanı,

Küfürbazlar işgal etmiş her yanı.

Herkes sever olmuş şimdi cüzdanı

Ahlakın cüzdana yenildiğin yaz.

Süleyman Usta/Giresun-Espiye

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Bugün bir hücrenin zerrelerini bulamadılar. Daha bir hücrenin her tarafını çözmüş değiller. İşte o bir hücrenin içindeki zerreler de dâhil, onların her biri dile gelse ve 'Ya Rabbi, sana hamdolsun, bize bu nimeti nasip ettin' dese, şükrünün binde birini bile yapamazlar. Dolayısıyla, her an her zerremiz ve kâinattaki her zerre, her an Allahü teâlâya muhtaçtır. Cenab-ı Hakk’a muhtaç olmayan hiçbir şey, hiçbir zerre yoktur. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) öyle buyuruyorlar: (Dünya için çalış, dünyada kalacağın kadar. Ahiret için çalış, ebedî kalacağın kadar. Allahü teâlâya şükret, muhtaç olduğun kadar. Muhtaç olmadığın hiçbir an mı var?.. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum... Bütün kâinatı her an kıyamda tutan O’dur.”

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR