“İçten edilen bir duadır bazen gönlünü ferahlatan. Duadır hüznüne şifa, üzüntülerine merhem, kırgınlıklarına pansuman. Duadır karanlıklarını aydınlatan, o içindeki boşlukları dolduran. Kim bilir kimin duasıdır bizi ayakta tutan ve güçlü kılan.
Sevginin bir alameti de duadır. İnsan insana ettiği duasıyla hem kendine hem karşısındakine iyilik yapar. Sevdikleriyle arasında kalpten kalbe muhabbet akar. Zor zamanlarında seni anlayan, dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin, konuşmaktan sıkılmayacağın, kalbini açtığında pişman olmayacağın, iyi ve kötü gününde her daim yanı başında olan kişiler nimettir. Şükür sebebidir. Bazen en güzel şifa "anlaşılmak" olur. Anlatmadan, kendini yormadan anlaşılmak paha biçilemez mutluluktur. Şu kalabalık dünyada, çağın en gürültülü zamanında hayatında böyle bir arkadaşı, dostu, ahiret kardeşi olan çok nasiplidir. Yalanın, riyanın, samimiyetsizliğin, kim kimden ne menfaat sağlasam diye düşünen insanların çoğaldığı şu ahir zamanda böyle vefalı insanlar varsa hayatınızda siz Allahü teâlânın sevgili kulusunuz demektir. Çünkü yüce Allah sevdiği kulunu rastgele sevdirmezmiş kimseye. Sizi Allahü teâlâya yaklaştıran hem dünyanıza hem ahiretinize faydalı insan gerçek bir dosttur. Dualarında yer veren dostlar hayatın getirdiği en iyi armağandır.
Görüştüğümüz insanlar, bizim hayat kalitemizi belirler. İyi insanla arkadaşlık eden kötü, kötü insanla arkadaşlık eden iyi kalamaz. İyilik de kötülük de bulaşıcıdır. O yüzden kimlerle arkadaşlık kurduğumuza dikkat etmeliyiz. Her insan yanındakinden pay alır. Eğer ki çevrenizde iyiliğinizi isteyen, bir şeyler paylaşabildiğiniz birileri yoksa o zaman da "yalnızlık" şifadır. Yalnız kalmamak için herkesle arkadaşlık kurmak, sizden bir şeyler eksiltebilir. Bir bakmışsınız o eski hâlinizden eser kalmamış. Çünkü kalpten kalbe bir yol vardır. Ve insanların huy ve hâlleri birbirine sirayet eder.
Şeyda Şahin
ŞİİR
Sensizlik ne zormuş
Zor gelir ayrılık, zor geçer yıllar
Üstümüzde toprak, üstünde karlar
Martılar pervane, bülbüller ağlar.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Bir sabah uyandım, yoksun dediler.
Konu komşu ahbap, cümle geldiler.
İnleyen gönlüme, öğüt verdiler.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Güneşte üşüdüm, karlarda yandım.
Bir lahza durmadan, adını andım.
Akşamlar olunca gelirsin sandım.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Gurupta aydınlık, kaybolup gitti.
Sen yokken içimden, umudum bitti.
Söyleme, sensizlik canıma yetti.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Işıklar sönünce, uyurum sanma.
Tatlı rüyalara dalarım sanma.
Alışır, unutur, anlarım sanma.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Kaç bahar, kaç mevsim geçti bilmedim.
İlk günkü gibiyim, inan gülmedim.
Bahçenden kimseye, güller dermedim.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Acizim, sensizken, anladım bunu.
Hayatın elbette vardır bir sonu.
Ayrılık değil ki, aşkımız konu.
Sensizlik ne zormuş, gözümde yaşlar.
Aciz Sultan-Abdurrahman Gök
TARİHTEN BİR YAPRAK
MÂVERÂÜNNEHR: Amu Derya (Ceyhun), Siri Derya (Seyhun) nehirleri arasında kalan ünlü tarihî Türk ülkesi. Bu târihi belde bugün, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan’ın güney kısmını; Kızılkum Çölü ile Kazakistan’ın bir kısmını içine almaktadır. 660.000 km2 yüzölçümü vardır. Bölgede, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu 30 milyon civarında insan yaşamaktadır. Mâverâünnehr, Sâmânîler devrinde İslâm dünyasının parlak bir medeniyet alanı hâline geldi. İslâm âleminin meşhur âlimlerinden olan Ebü’l-Hasan Harkânî, Ebû Ali Fârmedî, Yûsuf-i Hemedânî, Abdülhâlık Goncduvânî, Ârif-i Rivegerî, Ali Râmîtenî, Muhammed Bâbâ Semmâsî, Seyyid Emir Külâl (Gilal), Behâeddin-i Buhârî, Alâüddin-i Attâr, Ya’kub-ı Çerhî, Ubeydullah-ı Ahrâr, Muhammed Zâhid, Derviş Muhammed, Hâcegî Muhammed Emkenegi, bu bölgede yaşamışlardır. İlim ve irfan kaynağı olan yukarıdaki büyük âlimler, bu beldeden dünyaya ilmi, irfanı İslâmiyet’in örnek ahlâkını yaydılar, pek çok talebe yetiştirdiler. Bu âlimlerin yazdıkları ciltler dolusu eserler Buhara, Semerkant ve Taşkent kütüphanesinde okuyucularını beklemektedir...

