Önümüzdeki zaman parçası içinde Hazar havzası enerji kaynakları için Birleşik Amerika''nın Batılı devletleri ve Türkiye''yi yanına alarak Rusya ile çekişmesi, dünya dış politikasını belirleyecek.
Bu çekişmede Türkiye''nin yeri bellidir. Ancak Rusya, Türkiye''nin hâlâ Karadeniz''deki büyük komşusudur. Hâlâ muazzam bir devlettir. Ekonomik çöküntüsüne ve demokrasiye adapte olmaktaki çalkantısına bakıp hakkında yanlış hesaplar yapılamaz. Zaten Ankara, böyle bir hesap içinde değildir. Daima Rusya ile anlaşmayı ve dostluğu tercih eder. Ankara''nın bu politikası, Moskova''nın Orta Asya ve Güney Kafkasya''daki kesinlikle maziye karışmış sömürgeci tutumuna prim verecek üslûp taşıyamaz.
Kuzey Kafkasya''ya gelince, Rusya Cumhuriyeti''nin değil, Rus Federasyonu''nun parçasıdır. Bu netameli bölgede Karadeniz''le Hazar arasında küçük otonom cumhuriyetler sıralanıyor. Hepsi iliklerine kadar Rus''a hasım kavimlerle doludur. Zira Rus kültürüne her bakımdan yabancı toplumlardır ve Rus''tan çekmedikleri kalmamıştır. Hepsinin nazarında Rus, müstevlîdir.
Kuzey Kafkasya''da Rusya''nın istikbali için bahse giren kaybeder. Ama Rusya''nın iç meselesidir. Bunu unutmamak gerekiyor. Fakat Moskova''nın bu veya başka bir bölgede, tarihe karışmış metodlar uygulamasına demokrasiler, blok hâlinde karşı çıkacaklardır.
Rusya, seçimlere çok yaklaştı. Biraz da bu atmosferin etkisindedir. Seçim sonuçlarına göre politikası, demokrasilere yaklaşabileceği gibi, aksi de varittir.
Aksi varittir. Çünkü tarihçiler Rus karakter yapısını bilirler. Rus milleti, edebiyatının ve musikisinin olağanüstü zenginliğinden de anlaşılacağı üzere, duygusal ve romantik, fevrî ve heyecanlıdır. Kolayca hırçınlaşabilir. Kendi kendisine büyük zararlar vereceğini kaale almaksızın başını belâya sokabilir. Bunu yaparken pek çok devlete, hattâ dünyaya bu belâyı bulaştırabilir.
Rusya, ekonomisini ve demokrasisini yoluna koyup Avrupa camiasına girmedikçe, hırçınlığı sürüp gidecektir. İmparatorlukların tasfiyesi kolay değildir. Uzun vâdeli ve çok sancılı bir iştir.

