BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Üretimi artırmak için topraksız tarım mı?

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Bugün okuyucularımız hep tarım ve tarım ürünlerinin üretimi yetiştirilmesi, dağıtımı ve satışlarla ilgili görüş ve önerilerini bizimle paylaşmışlar. Kendilerine görüş ve önerileri için teşekkür ederek ilk mailimizi yayınlıyoruz.
“Merhaba Feridun Ağabey... Üzüntüm şu, günden güne basitleşiyor muyuz desem duyarsızlaşıyor muyuz yoksa olgunlaşamıyor muyuz?.. Bir türlü adını koyamadım... Gıda mevzuu... İnsan vücudu elbette bünyesine yaraşır olanı yemeli, aksi olursa o vücut hasta oluyor. Sonrası hem şahsın çektiği hem çevresine çektirdikleri... Gıdanın başını çeken meyve ve sebzeler... Nasıl üretildiğini bilmeden pazardan aldıklarımızı tadınca eksikliğini fark ediyorduk; 'güneş enerjisi almamış güneşte yetişmemiş, pişmemiş' diyorduk. Yani yavan üretim serada yetişmiş ürünler mevzuu. O sebze ve meyve de yenir, yenir ama güneş ışığı olmayınca yiyene de güneş enerjisinden alınan ürün gibi fayda verir mi? Bu birinci konu...
İkincisi ise ne zamandır söylenenin ve Türkiye gazetesinde okuduğum haberde bir de bakanlıkça desteklendiğini öğrendiğimde açıkçası şaşırdım. Güneşten sonra bir de topraktan aldığıyla yetişen o meyve-sebzelerin bundan böyle topraksız olacağını bir de bunun OSB’si olacağını okuyunca yıkıldım... İnşallah bu yanlışın farkına varılır topraksız tarım olmayacağı anlaşılır. Bunları hepimiz yiyeceğiz, yarın OSB’den çıkan tüm ülke şehirlerinde satılır, dışarı ihracı yapılır... 'Tarıma elverişsiz' denmemeli toprak ters yüz yapılarak kendi için de yenilemeye gidilmeli. Ne ekildi de vermedi ki toprak, güneş hava su toprak… Her zaman en ideal tarımdır… En güzel en lezzetli ürünler böyle elde edilir…
Saygıdeğer yetkililerimizin bu konu üzerinde bir kere daha durmasını arz ederiz."
         Ömer Faruk Yıldız
 
 
Fiyat artışları için de bir okuyucu önerisi
 
Bir mail de aşırı pahalanan sebze ve meyveyle ilgili yorum. Diyor ki okuyucumuz:
“Feridun Ağabey, halkı canından bezdiren mutfak yangınlarının (pahalılığın) esas önemli sebebinin artık dolar, pandemi, maliyet artışı değil,  halkı hükûmete kışkırtmaya yönelik siyasi bir saldırı olduğunu anlamamız gerekiyor.
Bu işi çözmenin ilk adımı budur. Zam mafyası gıda teröristleri fiyatları fahiş artırmakla bir taşla bir değil birden fazla kuş vuruyor. Halkı eziyor, sömürüyor, cebini dolduruyor. Enflasyonun artmasına sebep oluyor. Hükûmetin yaptığı makro planları bozuyor. Faizlerin, kredi maliyetlerinin artmasına sebep oluyor. Faizlerin artmasından yatırımlar etkileniyor. İşsizlik körükleniyor. Kredi maliyetlerini artırarak yatırımları olumsuz etkiliyor. Son ve en baskın sebep ise 2023’e kadar ortalığı külhana çevirip perişan olmuş halkı hükûmete ve devlete karşı öfkelendirmek. Bu işin çözümü var: 
1-Devlet bu işi artık bizzat hükûmete, halka karşı yürütülen bir provokasyon görmek zorundadır. Fiyat bu kesimin elinde stratejik bir silah hâline gelmiştir. Mücadele için sadece bir bakanlık değil devlet bütün gücünü ortaya koyacaktır.
2-Yapılan denetimler sonucu maksatlı ve haksız fiyat artışı yapanlar tespit edilip, bilgi ve belgeler Maliye Bakanlığı’na, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Tarım Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına varsa diğer makamlara bildirilmeli ve bu kişilerin banka hesap hareketleri, tapu kadastro kayıtları incelenmeli gayrimenkul ve menkul vergileri, beyanlarının doğruluğu kontrol edilmelidir. Gelir vergisi, emlak vergisi, kurumlar vergisi incelenmelidir. Vergi kaçırmış mı, kaçak işçi çalıştırıyor mu, işçilerin sigorta primleri tam yatırılmış mı hepsi ve daha fazlası kontrol edilip bulunan eksiklikler için ibreti âlem olacak caydırıcı cezalar verilmeli, hukuki düzenleme yapılarak hapis cezası da getirilmelidir. Bu konuda işi ciddiye almak bakımından daha da detaylandırıp ilaveler yaparak bir kanun çıkarılmalı ve kamuoyuna geniş bir şekilde ve ortamda herkesin ayağını ona göre denk atması duyurulmalıdır.
        Murat Aldeniz
 
 
Moral bozan korona değil!
 
Feridun Ağabey insanların psikolojisini bozan korona gribi değil. Bazı televizyon ve gazetelerin halkı yaptıkları yayınlar ile bilgilendirme değil âdeta korkutması. Bir atasözü var. “Yavuz hırsız ev sahibine baskın çıkarmış...” Kimi televizyon ve gazeteler yaptıkları yayınlarla âdeta halkın sinirlerini psikolojilerini bozdu. Allahü teâlâ bilir. Yaptıkları yayınlardan dolayı kaç kişinin sinirleri bozuldu, bu kısıtlanmış hayatlar sebebiyle nice aileler perişan oldu. Nice evlilikler tehlikeye girdi, nice insanlar hayata küstü… Biraz da insanlara umut verici haberlere yer verilse koronaya karşı ayıp mı olur?
         Rumuz: “Saruhan Beyliği”
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617537 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/617537.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT