BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çarptığım aracın şoförünün yevmiyesini istemek hukukta var mı?

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook

Sayın Feridun Ağabey. Ben 2 ay kadar önce arabamla bir arabaya arkadan çarptım. Hasarlı bir kaza idi. Kimse yaralanmadı. Polis nezaretinde tutanak tutuldu. Sigortadan söz konusu arabanın zararı karşılandı. Size bu yazıyı göndermeden bir gün önce bir avukat telefon etti. Vurduğum araba bir iş yerinin arabasıymış. O yüzden şoförü 7 gün işsiz kaldığı için benden her gün için 1.000 liradan 7.000 lira istediler. “Bunun için haciz işletimini başlatalım mı?” dediler. Ben kabul etmedim tabii. Benim bu işe pek aklım ermedi! Böyle bir şeyi ilk defa duydum. Öyle bir kanun mu var? Sonradan şöyle düşündüm:

- Araba 30 günde yapılsaydı, benden 30.000 lira mı isteyeceklerdi? 2- Allah göstermesin, adam yaralansaydı ve 2 sene için 720.000 lira mı isteyeceklerdi? 3- Araç hurdaya çıksa, adam işsiz kalacaktı. Hayat boyu maaşını ben mi karşılayacaktım? 4- Allah göstermesin, şoför ölseydi, ölüm parasını sigorta karşılayacaktı. O zaman ben de hiç para vermeyecektim değil mi?

Sonuç: Bunlara pek aklım ermedi! Bu konuda hukukçu okuyucularımızdan bir yardım talep etsem bana bilgi paylaşımında bulunurlar mı? İlginize şimdiden teşekkür ederim. Selâm ve muhabbetlerimle...

         Ahmet Gülmen

 

 

Otopark ücretleri, akaryakıt üzerine çifte kavrulmuş oluyor!

 

19 Mayıs günü aracımı Kocatepe Camii’nin altındaki otoparka 1 saat kadar bıraktım. İşletmeye 21 TL ödedim. Daha sonra 1,5 saat kadar Hacıbayram Camii’nin altındaki otoparka girdim. Burada 15 TL alındı. Akaryakıt alırken cebi yanan insanlar bir de otopark ücretleriyle çifte kavrulmuş oluyor!.. Yine adına bir hoş olduğum ATO’nun bir binasında açılan ‘Verimlilik ve Teknoloji Fuarına gideyim’ dedim. Garajın kapısında bekleyen görevliler 30 dakikalık park ücreti olarak 20 TL aldılar. Salona girdim. Cicili bicili 40 kadar stant vardı. Şirketlerin görevlileri ziyaretçilere “Burada ne işiniz var” der gibi bakıyorlardı. Sadece güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren panellerin bulunduğu birimi inceleyip ayrıldım. Otoparkçılık sektörü kadar kârlı başka bir sektör yoktur sanırım! Beyine, bilgiye, AR-GE’ye, makineye, projeye gerek yok!..

          Ali Özdemir

 

 

Ekranlar sosyologlara psikologlara niye açık değil?

 

Feridun Ağabey, yüreğimizi yakan bizleri kahreden cinnet haberleri duyuyoruz, okuyoruz izliyoruz… Bu cinnetlerin sonucunda olan en çok da çocuklara, evlatlara oluyor… Ekran başındakiler ve gazete okurları bu haberlerde haberin oluşunu okuyup izleyip ona göre “vah vah” ederken aslında bir sonucu okuyup izlediğimizi hiç düşünmüyoruz…

Kim bilir bu cinnet depremi olmadan önce nice artçı sarsıntılarla sarsılmıştır o kimseler bilmiyoruz… Burada hiç dikkat edilmeyen, göz ardı edilen büyük bir sebepten söz etmek istiyorum… Bunlar Toplum ayıplaması, toplum dışlaması ve toplumun yargılaması yargısız infaz yapması… Cinnet getiren kimseye cinnet getirene kadar hiçbir kişinin, kurumun, makamın ilgilenmemesi,  aksine çevresindeki kimseler tarafından belki aşağılanması, belki ayıplanması, belki dışlanması… Belki tehdit edilmesi… Aile içinde yakın akrabaların belki dedikoduculuğu, kiminde koca kiminde eş baskısı, kiminde kaynana kiminde kayınbirader; amca, dayı, hala; kardeş, ağabey gibi öz anası babası gibi “hâlden anlamayan” insanların etkileri ve çözüm üretemeyen, bunaldıkça bunalan bir dimağın bir noktada iflas etmesi… Ve o anda patlayan bir düdüklü tencere misali patlaması ile patlama anında kendisiyle birlikte bulunduğu ortamı darmadağın etmesi…

Bunlar ayrı bir sosyolojik dram değil midir? Nedense bu konuda psikologlarımıza sosyologlarımıza ekranlar açılmaz… Niçin? Niçin bu değerli ilim adamları toplumu yönlendirmek, bilgilendirmek bilinçlendirmek için kendilerine programlarda yer bulamaz… İkinci bir dram da hukukun ne enteresandır ki sosyolojik duygu yelpazesine sahip olmaması… Ortada bir cinnet varsa… Cinnet sebebiyle doğan zararın faturasını cinnet geçirene kesip cinneti yaşayanın dışında kalanların uzaktan uzağa “vah vah” eden vicdanlarını “oh olsun” duygusuyla rahatlatmak… Ne toplumun bu sosyolojik baskısına çözüm, ne cinnet geçirene psikolojik destek ne de benzerlerinin tekerrür etmemesi için bir kazanım söz konusu… Cinnet aileden başlayıp yakın çevreden ve toplumdan destek alamayıp maddi manevi içinden çıkamadığı sorunlarla bunalıma girmenin ve bir çözümsüzlüğü yaşamanın sonucuysa, sadece cinneti geçireni cezalandırmaya dönük yaklaşım neyin çözümüdür, neyin ilacıdır? Saygılarımla…

           Rumuz: “Kardelen”

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627513 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/627513.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT