BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Para, pul boş işler!

Burcu Çetinkaya
Facebook
Kalust Şalcıoğlu değişik bir kişilik. Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı. Dijital Medya Stratejisti olarak tanımlıyor mesleğini. Aslen inşaat mühendisi hatta 17 ay Nijerya'da bile yapmış mesleğini. Sonra gece kulübü işletmiş kısa bir süre. Tövbe etmiş içkiye de gece kulübüne de. Şanlıurfa'da röportaj yapalım hem İstanbul'un kalabalığından uzak olur dediğimde kırmadı ve davetimi kabul etti. Hayata bakışı ve anlattıkları bence çok değerli. Karar sizin tabii... İyi pazarlar...
-İnşaat mühendisliğine geri dönmeyi düşünüyor musun?
Dönemezsin ki bir daha. Baştan okuman gerekir. Sektör çok hızlı ilerliyor ve sen durmuş isen, geri dönmen zor. Bırakalı 12-13 yıl oldu şimdi geri dönsem şantiyede bekçilik yapabilirim.
-Eskiden bir de gece kulübü işletiyordun nasıl oldu bu seçiş ve vazgeçiş?
Bir arkadaşımla gıda işine mi girsek diye konuşurken, alkol satmaktan elde edilen kar marjını anlatınca bir haftada gece kulübü açtım. Sonra insanların ilk kez kirlenmişliklerini gördüm, dehşet bir zararla gece kulübünü kapadım ve sonra da tövbe ettim zaten. 10 ay bu işi yaptım, ilk iki ay işi anlayarak, sonraki iki ay insanları eleştirerek, son aylarda zaten odamda ofiste kitap okudum. Bu iş parasından hayır gelen bir iş değil. 
-Şu an da ne iş yapıyorsun?
Dijital marka yönetimi yapıyorum. Kitleden para kazanıyorum. Sosyal medyacı değilim ben. İlk başta başkaları için dijital marka yönetimi yapıyordum şimdi kendim için yapıyorum. Ne kadar çok insana ulaşırsam o kadar çok para kazanıyorum. Bazıları da "adam çalışmıyor" diyor. Çalışmadan nasıl para kazanacağım ki? Bir adam günde 50 TL ödediği bir restorandan mutsuz oldu ve vazgeçti. Ayda 1500, senede  18.000 TL negatif reklam değeri var o adamın.  Negatif reklam değeri pozitif değerin yüzde 45'i. Pozitife çevirseydi bunu 7500 TL para kazandıracaktı. 10 masayı etkileyebiliyorsan 75.000 TL reklam değerin var. Ben de maksimum kitleye ulaşmaya çalışıyorum işim bu.
-Farklı, yeni neler yapıyorsun mesela?
Dizide oynayacağım şimdi. Özel bir kanalla anlaşması yapıldı. Oda Tiyatrosu'nda da bir oyunda oynuyorum. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okurken de 2 yıl tiyatro kolları başkanıydım. Bu tarz işlerden çok para kazanmıyorum ama tematik bir kanalda program yapmak seni reklam yüzü yapmıyor, kimlere hitap ettiğin kimlerin seni takip ettiği önemli.
-Kendine mi daha çok yatırım yapıyorsun çalıştığın markalara mı ?
Marka benden güçlüyse ben markadan faydalanmış oluyorum. Ben markadan güçlüysem marka benden faydalanmış oluyor.
-Sosyal medyacı değilsin ama sosyal medyayı iyi biliyorsun. Gerçekliği sorgulamak zor değil mi sosyal medyada? Markalar nasıl anlayacak takipçiler gerçek mi değil mi?
Artık yazılımlar ile sorgulanabiliyor. Bir de işin mantık tarafı var. Anlaşacağım markaların IT sorumlusuna sayfamın şifresini veriyorum ve sayfanın değerlerine bakıyor.  Mesela 280 bin kişilik sayfamın haftalık erişimi ortalama 2.5 milyon. Ama benim sayfamda bu kadar insan varken erişim 10 bin kişi olsaydı burada bir gerçek dışılık olduğunu anlarlardı. Barack Obama'nın 50 milyon takipçisine RT sayıları 1000 civarı ama milyondan fazla takipçisi olan ünlülerin bazılarına bir bakıyorsun 10 kişi RT yapıyor. Veya hep aynı hesaplar yapıyor ve RT oluyor. Buradan da yapaylık anlaşılabiliyor. 

-Sosyal medyada en etkili bulduğun mecra neresi?
Her birinin kitlesi değişik. Bu işin A,B si twitter ve instagram. Toplama bakarsan facebook. 
-Telefonundan en fazla ne kadar uzak kalabiliyorsun? Bu iş zararlı mı sence?
Son 5 yıldır 1 gün uzak kaldığım olmadı hiç. En çok 4-5 saat uzak kalmışımdır.
Gözlerini bozuyor. İnsanların psikolojisini bozuyor. Sürekli bakıyorsun kaç kişi beğenmiş, kim beğenmiş. Sürekli egomuzu tatmin etmek istiyoruz. Yazılı basın artık ertesi gün patatesin altına kağıt oluyor. Dijital medyanın etkisi çok fazla. 
-Gençlerin ve dünyanın dijital durumunu nasıl buluyorsunuz? 
Örneğin bir kilo İphone 6 128 GB ile 1.5 ton işlenmiş pamuk alınabiliyor. Dünyada artık devletler yazılımda diğer dünya devletlerinin önüne çıkamıyorsa senin yaptığın tarımın da önemi kalmıyor. Üniversitedeki gençlik büyük kentlerde çok bilinçli ama her yerde durum aynı değil. Çapkınlık için telefonları kullanmak değil bilinç. 
-Ailelerin temelleri sosyal medya yüzünden sarsılıyor sanki, sizce de öyle mi?
Evliliklerini sağlam temeller üzerine kurmak isteyenler bence ne kadar kendilerini sosyal medyadan soyutlayabilirlerse o kadar iyi. Mesela dünyada gelişmiş ülkelerdeki insanların büyük çoğunluğunda yapılan araştırmalarda "Uyanınca eşinizi mi öpersiniz yoksa telefonunuza mı bakarsınız?" sorusunun cevabı telefon. Bunların hepsi bağımlılık. Ben işin sosyal medya kullanmıyor olsam facebook bile kullanmak istemem. 

-Peki işiniz olunca sorun kalkıyor mu ortadan?
Hayır. Ben bağımlıyım mesela. Severek de bağımlı gibiyim ama. Mesela ürün yollamak isteyenler oluyor onlara önce cevap yolluyoruz, "eğer beğenmezsek paylaşmayız" diye.  
-Sosyal medya üzerinde en başarılı bulduğun ünlüler kimler?
Ben sayın Cumhurbaşkanı'nı çok başarılı buluyorum. Bir etkileşim yok karşı tarafa cevap yazılmıyor ama hem paylaşım dili olarak, hem de karşılıklı polemiğe girmemesi olarak başarılı buluyorum. Gülben Ergen'in tarzını beğeniyorum, mesela "Çocuklar Gülsün Diye"için çok iyi kullanıyor sosyal medyayı.
-Sen negatif etkileşimleri nasıl karşılaşıyorsun sosyal medyada? Kimleri engelliyorsun?
Twitterda engellediğim kişi sayısı 40 binlerde, instagramda da 5-6 binlerde. Bu "çok gerizekalı bir paylaşım" diye hakaret ederse mesela. Takip etme o zaman. Genelde arkadaşlarımın başörtülü hanımefendiler olmasından rahatsız oluyorlur. Dün senle de fotoğraf koydum, gördün mesela yazılanları. Sonuçta herkes kimle arkadaş olacağında serberst. Ben Müslümanlarla daha rahat anlaşıyorum. Zamanında ben de içki içtim. Fakat 2 yıl önce bıraktım. Artık alkollü mekanlardan içeri girmiyorum. Bu da benim dünya görüşüm ve herkesin de buna saygı duyması lazım. 
-Başka nasıl eleştiriler geliyor?
Sayın cumhurbaşkanını çok paylaştığım için sosyal medyada eleştiriler alıyorum. "Sen de mi "Tayyipçi"sin diyorlar. Sosyal medyada kimse Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermemiş, bu kadar oyu kim veriyor peki? Sanatçılardan sürekli hükümeti eleştirip ama hükümete oy veren çok var. Nedense sanatçı olmanın bir gereği gibi hükümeti eleştirmek.
-Çalıştığın camiada kabul görüyor mu bu görüşlerin, zorlanmıyor musun?
Çok insan tanıyorum ama kimseden bir ricada bulunmadım, "beni şuraya konuşmacı olarak davet edin" diye. Ya da "şurada yazayım mı" diye. Milliyet'e beni yayın yönetmeni Ali Eyüboğlu aldı. Bence beni oğlu kadar sever çünkü ben çok çalışkan bir adamımdır. Ben sabah Ali Eyüboğlu'nu evinden alıyorum, çantasını taşıyorum. Yeni neslin egosu çok yüksek ve bilgiye saygı duymuyor.

Biraz da özel konular...
Evlenmek ister misin sorusuna "İnşallah" diyor ve hayalindeki yuvayı anlatıyor Kalust....
Rahmetli babamın bir sözü vardı. "Yüzü güzele doyulur, huyu güzele doyulmaz." derdi. Huyu güzel olsun yeter. Bol çocuklu, kadının erkeği aldatmayacağı, erkeğin kadını aldatmayacağı bir yuva hayal ediyorum. Mümkünse çalışmayan bir eş istiyorum, eve ve çocuklara bakmak da başlı başına bir iş zaten. Ya da ben bakayım çocuklara hanım çalışsın. (Biraz kinayeli ses tonu) Çocuğumu yardımcı büyütsün istemem. Beş çocuk istiyorum. Bana göre insan bakabildiği kadar çocuk yapmalı. 36 yaşındayım ve uzatmaları oynuyorum evlilik konusunda. Penaltılara kalmak üzereyiz. Büyüklerim kız bakıyor. 
Hiç yaklaştın mı evliliğe?
Oldu ama kısmet değilmiş. 3 kere oldu. 
Keşkelerin var mı?
Keşke İstanbul'da doğmasaydım. Büyükşehir kirletiyor insanı. Burada (Urfa) yaşamayı isterdim mesela. Babam çok kötü bir durumda öldü. Akli dengesini kaybetti önce. Sahibimiz gerçekten Allah. Ne kadar para kazanırsan kazan bir tabak yemek yiyebiliyorsun. Para, pul boş işler. Aynaya baktığında huzurlu olacaksın. Ben üniversiteye parasızlıktan yürüyerek gittim. Bugünlere geleceğimi hayal bile etmezdim o zaman. 
Kiliseye gitmiyorum ama Patrikhane'ye üzüm bağışlıyorum çünkü biliyorum gariban teyzeler gidip alıyorlar ve dua ediyorlar. Mesela kimliğimde müslüman yazmıyor ama elimden geldiğince Darülaceze'de iftar yemeği veriyorum.
Oruç tuttuğun için tepki aldın ve çok güzel bir cevap yazdın geçen sene... Neler dediler?
Gavur, şerefsiz, haysiyetsiz neler dediler. Ne ilgilendiriyor ki onları? Herkesin günahı da sevabı da kendine. Allah'la kul arasında değil midir? Şu anda gerçekten inanarak tutuyorum. O zaman arkadaşlarıma saygımdan onlarla aynı duyguları paylaşmak için tutmuştum. Mesela arkadaşım susuyor oruçtan sebep, ben de onlarla beraber susamak istiyordum.
Oruç tuttuğun için müslüman ol diyenler oldu mu?
Bence müslüman veya hristiyan yapılmaz, kişinin içinden gelmesi lazım. Ben Allah'a şükür kimsenin hakkını yemiyorum. Yalan söylüyorum, yalanın beyazı da olmaz hepsi günah ama, az söylüyorum. Aç bir insanın önünde yemek yemiyorum. İşyerinde ben döner yersem herkes döner yiyor.  
Müslümanlıkla ilgili ne düşünüyorsun?
Müslüman değiliz diyorlar ama müslüman bir toplum içerisinde yaşıyorum. Hangi toplumun içerisinde yaşarsan o toplumun hareketlerini görüyorsun. Maalesef büyük kesim müslüman olsa da müslümanlığa aykırı hareket ediyor. Eğer bir dinin bütün gereklerini yerine getirebiliyorsan ne din mensubu olursan ol o senin için iyi bir din bence. Gerçekten müslümanlığına saygı duyduğum arkadaşlarım var onları gördüğüm zaman hoşuma gidiyor tabii ki.
BURCU ÇETİNKAYA
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
583430 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/burcu-cetinkaya/583430.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT