Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
“Acısı ilk gündeki gibi kalbimizde…”
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bir mesele ne kadar tartışılır ve konuşulursa o derece topluma mal olur ve hafızalarda yer eder… Eskiden şöyle bir laf vardı: “İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kış gelmez!.. Medyanın ilgi alanına giren ve girmeyen haberler…

17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminin üzerinden tam 27 sene geçti… 27 senedir devam eden acılar… Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 Ağustos felaketiyle ilgili olarak yayınladığı mesajda, “Hepsinin acısı ilk günkü gibi kalbimizde…” ifadesini kullandı. Evet, toplumun bütününün duygularına tercüman olan bir ifade… Sevdiklerini kaybeden yaralı kalplerin çeyrek asrı aşkın zamandır, gece-gündüz hep hatırladıkları, üzüldükleri, derin hasret çektikleri kişilerin dinmeyen acısı… Allahü teala hepsine sabır ve metanet versin. 17 Ağustos Gölcük Depremi o günkü şartlarda ülkeyi çok derinden sarsan bir felaketti. Türkiye daha önce de pek çok büyük depreme maruz kaldı. On binlerce insanın hayatını kaybettiği depremler yaşandı. Ancak zamanın haberleşme şartları sonucu, bunların birçoğu yeteri kadar matbuatta yer almadı. Televizyonların henüz olmadığı veya yaygın şekilde neşriyat yapamadıkları dönemler… Dolayısıyla bir kısmı mahallî sınırlar içinde kaldı ve orada sonlandı denilebilir. Şimdi şartlar çok değişti tabii. Yayın mecraları çoğalınca ve elektronik vasıtalar yurdun en ücra köşelerine kadar ulaşınca, vatandaşların elinde veya cebinde yeni nesil çok marifetli telefonlar birer ikişer kullanılınca her haber kısa zamanda her yere ulaşır oldu. Bunun yararı da var zararı da şüphesiz. Mesela 6 Şubat depremlerinde bozguncu yayın yapan sözüm ona sosyal medya mecralarının ika ettiği tahribatı düşünün… Güya habercilik adına büyük rezalet işlendi!.. Medyanın ifratla tefrit arasındaki yayınları, bazen en kritik konularda fazlasıyla tehlikeli olabiliyor. Bazen de meselelere duyarsız kalınması, olup bitenlerin toplum tarafından tam ve yeterli olarak anlaşılmasına yardımcı olamıyor… Eskiden şöyle bir laf vardı: İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kış gelmez… 1999 Gölcük Depremi hem İstanbul’a yani medya merkezine çok yakın olduğu için hem de belli bir çapta bizatihi İstanbul’u da etkilediği için yazılı ve görsel basının alakası bu defa yoğun olmuştu. Deprem Bölgesindeki nüfus kesafeti can kayıplarının büyümesindeki en önemli faktörlerden biri idi. Bir de elbette 99 öncesi inşaat standartlarında, ne derece kalite ve sağlamlık arandığına dikkat çekmek gerekir…

Fakat en önemlisi, devletin deprem ve genel olarak afetlere karşı hazırlıklı olma durumuyla buna göre hızla harekete geçme kapasitesinin var olup olmamasıydı… Gölcük Depremine ne yazık ki Türkiye çok hazırlıksız yakalandı ve dolayısıyla can kayıpları da ona göre yüksek oldu!.. Haberleşme yetersizliği ve şebekelerin çökmesiyle birlikte devlet erkânının ilgili birimlerle irtibata geçip durumu anlaması ve gerekli talimatı verebilmesi imkânı, ilk zamanlarda âdeta sıfıra inmişti. Devrin Başbakanı Bülent Ecevit’in televizyonlar vasıtasıyla sesini duyurma çabası bir trajikomik hikâye olarak anlatılır… Sadece haberleşme bakımından değil arama kurtarma çalışmalarını koordine etme ve insani yardımı ihtiyaç bölgelerine ulaştırma açısından da büyük yetersizlikler vardı. Bunların bedeli çok ağır oldu maalesef… O günün şartlarına göre dizayn edilmiş yeterli bir afet müdahale ve kurtarma teşkilatı mevcut değildi… Gölcük, İzmit ve Adapazarı gibi coğrafi açıdan merkezî bir bölgede bulunan yerleşim yerlerine, ilk yardımın ancak kırk sekiz saat sonra ulaştırılması başlı başına bir meseledir… Geçen zaman zarfında Türkiye büyük ölçekli birçok deprem geçirdi. Van Erciş, Elâzığ-Sivrice, İzmir vs. Hepsinde de, geçmişe nazaran daha bilinçli ve hazırlıklı olduğu müşahede edildi. Yaralar makul zaman içinde sarıldı.

Türkiye en büyük imtihanı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde verdi… “Asrın Felaketi” olarak nitelendirilen ve 13 vilayette 14 milyonluk nüfusu doğrudan etkileyen çifte deprem, 53 bin can kaybı yanında, ülkenin sırtına çok büyük bir maddi fatura da yükledi… Çok çetin kış şartlarında, gecenin saat 03.27’sinde vukua gelen felaket karşısında devlet organları süratle harekete geçti. Daha önceki afet koordinasyon çalışmalarında hazırlanan plan ve programlar hızla devreye sokuldu. İlk yarım saat içinde Türkiye, Dördüncü Derece alarm ilan ederek millî ve milletlerarası seviyede yardım talebini gerekli merkezlere ulaştırdı. Depreme maruz kalan her ile ve gerekli bütün mekanizmalara koordinatör valilerin atanması ilk bir saat içinde tamamlanmıştı. Ancak görevlendirilen personelin bir kısmı da depreme maruz kaldığı için, hadise mahalline intikalde ciddi zorluklar çekildi. Yine ilk bir saat içinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin hava araçları görevli personelin yerlerine ulaşması için hazır hâle gelmişti. İlk 20 küsur dakika içinde, enkazdan ilk afetzede çıkarılırken, ilk bir saatte en az altmış bin kişilik arama kurtarma ekibi görev yerlerinde çalışmaya başlamıştı… Gölcük Depreminin âdeta sloganı olan “NEREDE BU DEVLET” feryadı, Kahramanmaraş depremlerinde “Allah Devletimize zeval vermesin…” duasına dönüşmüştü. Demek ki devlet doğru teşekkül ve metotlarla çalışınca netice de ona göre müspet oluyor. 6 Şubat Depremlerindeki yıkımı kaldırma ve on dört vilayeti yeniden inşa etme noktasında Türkiye yüz akı bir başarıyı ortaya koymuştur. Bunu teslim edelim ve unutmayalım… Allah beterinden saklasın niyazıyla yazıyı bitirirken, yaşanan afetlerden doğru dersler çıkarma yönünde daha çok gayret göstermemiz gerektiğini unutmayalım. Afetler maalesef hayatın kaskatı bir gerçeği… Tek çare hazırlıklı olmak!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.