Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Diziler üstünden verilen mesajlar ve gerçekler…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Gerçekleri anlatmak için ille de senaryo yazmaya ve film çekmeye gerek yoktur!.. Zira gözümüzün önünde cereyan eden gerçeklerin bizatihi kendilerine dikkatli bakmak yeterli. O kadar çarpıcı örnek var ki…

On beş sene evvel şüpheli şekilde hayatını kaybeden, Millî İstihbarat Teşkilatı mensubu Kâşif Kozinoğlu’nun dosyası yeniden açılınca ortaya neler çıktı neler… Meğerse birileri Kozinoğlu’nu çoktan hedefe koymuş ve ortadan kaldırmak için de dört bir yandan gerekli tezgâhları kurmuş!.. Medya organlarının hâlen en fazla üzerinde durduğu hususlardan biri, Kozinoğlu’nun Kurtlar Vadisi Pusu adlı dizide, 139. Bölümde, açıkça ölümle tehdit edildikten sadece iki gün sonra (10 Kasım 2011), Silivri Cezaevinde hayatını kaybetmesi. Ölüm sebebi olarak kalp krizi kayıtlara geçirilmiş. Ama çabucak kapatılan dosyada, oraya gelinceye kadar cevapsız bırakılan onlarca kritik soru var. Adı geçen dizinin eski bölümleri tarandıkça, sayısız mesajlarla belli başlı başka adreslere yönelik niyetlerin de ortaya konduğu ve bunların bazısının fiilen gerçekleştiği anlaşılıyor. Çok sayıda haber ve yoruma konu olduğu için burada başka hususlara işaret etmek istiyoruz. Dememiz o ki, bazı gerçekleri anlatmak için ille de senaryo yazmaya ve film veya dizi çekmeye gerek yoktur. Çünkü konu edinilen olayların bizatihi kendileri gün gibi ortalıkta duruyor. Ve ne garip tecellidir ki, göz göre göre her şey olup bittiği hâlde, yine de hadiselerin üzerindeki sis perdesi kaldırılamıyor…

Mesela Türkiye’de başbakanlık yapmış iki kişiye (Bülent Ecevit ve Turgut Özal) yönelik suikast teşebbüslerinin nedense üzerine gidilemedi. 29 Mayıs 1977 yılında, İzmir Çiğli Havaalanında, dönemin CHP Genel Başkanı Ecevit’e suikast teşebbüsünde bulunuldu. Ecevit yara almadan kurtuldu. Ancak Danışmanı Mehmet İsvan bacağından yaralandı… Daha sonra yapılan açıklamaya göre, kullanılan silah çok farklı olup Türkiye’de pek fazla bulunmayan türdendi. Mermisi de farklı olan bu silahın Özel Harp Dairesi envanterinde bulunduğu iddia edilmişti. İşin dikkat çekici tarafı bu silahın orada görev yapan bir polis memurunda olması. Önceleri kaza mı suikast mı tartışmaları yapıldı, ama arkası gelmedi…

Olay kritik bir zamanda vuku bulmuştu. Sadece bir hafta sonra 5 Haziran erken seçimlerine gidiliyordu. Olayın hemen akabinde başka önemli bir gelişme daha yaşandı. 2 Haziran’da dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Ecevit’e “gizli ve zata mahsus” kayıtlı bir mektup göndererek, 3 Haziran günü Taksim’de yapacağı miting sırasında, çevredeki yüksek katlı bir otel binasından kendisine yönelik suikast yapılacağını, bu sebeple mitingi iptal etmesini ihbar etti. Fakat Ecevit bu ihbarı basın yayın organlarından ilan ederek meydan okudu ve kendi lehine bir toplumsal reaksiyona çevirdi. Bu sebeple miting çok kalabalık oldu. Alınan sıkı tedbirlerle herhangi bir olaya meydan verilmedi… İhbarı yapan dönemin MİT Müsteşarı idi… Gelgelelim Çiğli’deki olayın üzerindeki sis perdesi bir türlü kaldırılamadı...

İkinci karanlık hadise 1987 yılında, dönemin Başbakanı ve ANAP Genel Başkan’ı Turgut Özal’a, kongre salonunda Kartal Demirağ adlı bir terörist tarafından gerçekleştirilen suikast teşebbüsüdür… Bu olayda merhum Özal parmağından hafif yaralı kurtuldu. Adı geçen terörist de yaralı olarak canlı yakalandı. Fakat her nedense bu suikastın kaynağının ne olduğu ve kim/ler tarafından tezgâhlandığı bir türlü açığa çıkarılamadı… Özal iktidar partisinin genel başkanı ve hükûmetin başında olduğu hâlde, bilinmeyen ve anlaşılamayan sebeplerle bu olayın tahkikatı konusunda maalesef sonuna kadar gidememiştir… Hâl böyle olunca hadiseye dair namütenahi komplo teorisi üretildi. Fakat bunların hiçbiri hadisenin kendisinin mahiyetini ortaya koyamadı.

Bunun gibi daha pek çok hadise var karanlıkta kalan. İşte, bundan tam 17 sene evvel, 25 Mart 2009’da, Kahramanmaraş’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu dosyası da tekrar açılmış bulunuyor. Bakalım bu defa hadise aydınlatılabilecek mi? Bu dosyanın o kadar çok saç baş yolduran tarafı var ki… Günün teknolojik şartları ve imkânları ölçüsünde kısa zamanda düşen helikopterin yeri tespit edilebilecekken, sonradan ortaya çıktığı üzere, kasıtlı biçimde tam iki gün boyunca başka yerlerde sureta aramalar yapılmış… Kazanın meydana gelişinden yaklaşık bir saat sonra, görev alanı olmadığı hâlde, bir ilin emniyet müdürü televizyon kanalına bağlanarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaralı ama hayatta olduğunu ve hastaneye getirilmekte olduğunu iddia ediyor… Acaba ne maksatla ve hangi kumpasla bu açıklamayı yapma yoluna gitmişti? Merhum Yazıcıoğlu’nun dosyasında cevap bekleyen böyle onlarca soru var… Bu dosyanın her yönüyle aydınlığa kavuşturulması devletin boynunun borcudur!..

1993 yılında arabasına konulan bir bombanın infilakı ile hayatını kaybeden Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu cinayetinde de ilk andan itibaren müthiş bir saptırma ile hadise başka mecralara çekildi ve hâlâ öyle devam ediyor… Eşi Güldal Mumcu’nun yazdığı İçimden Geçen Zaman kitabında, dönemin Emniyet Genel Müdürü (Daha sonra adalet ve içişleri bakanlığı da yaptı.) Mehmet Ağar’a atfedilen sözler var… Diyor ki: “Öyle bir iş ki, bir duvar gibi. Bir tuğla çekersek duvar yıkılır.” Bayan Mumcu da “O zaman çekiniz…” diyor. Ağar’ın kitaptaki cevabı şöyle: “Çekemem…” Bu arada şu dip notunu ekleyelim. Daha sonra Mehmet Ağar bu sözleri söylemediğini beyan etti ve bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını belirtti…

Sadede gelirsek, olayın üzerindeki sis perdesi yerli yerinde duruyor!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.