CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ekrem İmamoğlu davası siyasi değildir…” çıkışı önemlidir. “ARINMA” çağrısı ve çabasıyla da tutarlıdır. Özel ve İmamoğlu’nun sarıldığı argümanın altı boştur!..
414 sanıklı “Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davasında” şimdiye kadar 78 duruşma yapıldı… Bu duruşmaların hiçbirinde İmamoğlu ve diğer sanıklara siyasi veya ideolojik muhtevalı herhangi bir soru sorulmadı. Mesela Mahkeme Başkanı; “Niçin CHP’de siyaset yapıyorsun?” veyahut “Neden belediye başkanlığına aday olup seçildin?” gibi bir soru sormadı. Şüphesiz komik sorular, ama meseleyi bu derece basitleştirerek anlatmaya çalışmamızın sebebi, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in sürdürdüğü ucuz polemiklere dikkat çekmek… Zira bu davanın ve diğer davaların ta başından beri, Özel ucuz bir toptancılıkla, hepsini “HUKUKİ DEĞİL SİYASİ DAVA” diye lanse etmeye çalışıyor. Beri tarafta, otuza yakın CHP’li eski belediye başkanının yargılandığı, binlerce sayfa tutan (Sadece İmamoğlu suç örgütü davası üç bin sekiz yüz küsur sayfa…) iddianamelerin hiçbirinde; sanıkların herhangi birisine, siyasi veya ideolojik temayüllerine yönelik bir soru tevcih edilmiş değil. Fakat her nedense, Özel’e göre davaların hepsi siyasi. Eskiden CHP adına bu iddiayı seslendiriyordu. Şimdi ise Yeni Parti hesabına… Bu durumda pek “yeni” bir şey yok elbet. Üstelik kendisi Uşak'taki, Antalya’daki rezaletlikler karşısında “UTANIYORUZ…” diye ifşaatta bulunduğu hâlde, aynı çelişkiler içinde yüzmeye devam ediyor. Sadece İmamoğlu’nun kendisine kırk iki ayrı suç isnadı var!.. Hiçbirisinde siyasi bir mahiyet yok. Ama rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırmaktan nitelikli dolandırıcılığa kadar her türlü suç vasfı dosyada yer alıyor. Diğer sanıklar için de durum aynı. Sadece suç dosyasının kabarıklığı bakımından farklılıklar mevcut. Özünde hepsi aynı kanun maddelerine taalluk eden suç isnatları bunlar. İmamoğlu’nun kendi şahsı adına siyaseten hedef alındığını ileri sürmesi, bir yere kadar psikolojik açıdan su götürür… Mağduriyet edebiyatı…
Gelgelelim çok yüksek beklentiyle, bir belediye başkanının ileriye dönük ikbal hesapları yapması, bunun için hayli erkenden hazırlıklara girişmesi, oldukça geniş organizasyonlar başlatması taktik olarak her zaman doğru kaçmayabilir… İmamoğlu’nun etraftan gelen telkinlere rağmen, ortada henüz bir seçim takvimi bile yokken, cumhurbaşkanı adayı (Daha doğrusu aday adayı) olmak için bastırması kendi tercihidir. Hedefi dokunulmazlık kazanmak… Ama, evdeki hesapla çarşıdakinin uyuşmaması, bu tercihin sonucudur. Kaldı ki, bu durumu mensubu olduğu parti içinde bölünmelere yol açacak (Kılıçdaroğlu bunu ihanet diye tanımlıyor) raddeye vardırması, daha başka şeylerin de zuhuruna yol açmıştır. Mutlak butlan hikâyesi yani! Şayet doğrudan veya dolaylı olarak isminiz delege pazarlıklarına karışmışsa bunun da bir sonucu olacaktır ve olmuştur! Kılıçdaroğlu “arkadan hançerlenmenin” hesabını görmeye çalışırken, tartışmaya yer bırakmayacak “ARINMA” durumunu da elbette gündemde tutacaktır. Ve bu kendi içinde tutarlı bir davranıştır. Buradan hareketle şu haklı açıklamayı yapıyor: “Bir kişinin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmesinden sonra hakkında dava açıldı diye, otomatik olarak 'siyasi dava' diyemeyiz... Kimse hukuk karşısında hesap vermekten muaf değildir. Anlayacağınız bir kimse sırf 'siyasi kimlik' taşıdığı için la yüs’el olamaz. Herkes hesabını verecek...”
Kılıçdaroğlu; pavyon kapılarında, otel lobilerinde, kahvehane köşelerinde yapıldığı sabit olan pazarlıkları hatırlatıyor. Bununla ilgili davalar da devam ediyor. Ve en dikkat çekici nokta olarak da bu davaları açanlar bizzat CHP mensupları olmuştur! Ağacı kesen baltanın sapı hikâyesi…
Aynı balta ve ağaç kesme hikâyesi, İmamoğlu suç örgütü gibi diğer davalarda da itirafçılar ile gizli tanıkların ifşa ve ikrarları kayıtlara geçmiştir. Özgür Özel’in haftalık Silivri ziyaretleriyle tasarlanan şeyler vuku bulamamıştır. Yargılama normal seyrinde devam etmekte. Kaldı ki, Özel ziyaretlerini iyice seyreltmiş bulunmakta. Yeni Parti’deki dengeler çerçevesinde kendi liderliğini güçlendirmek maksadıyla, eskiden olduğu gibi İmamoğlu’ndan haftalık tavsiye alma görüntüsü veren durumlardan uzaklaşmaya çalışıyor.
Bu arada kulislerde dolaşan bilgilere göre, Özel aynı zamanda kendi cumhurbaşkanlığı adaylığını da yavaş yavaş ortaya getirmeye çalışıyor… Eskiden İmamoğlu adına, CHP binasında açılan cumhurbaşkanlığı adaylığı ofisi Yeni Parti binasında açılmadı… Siyasi dengeler, günbegün İmamoğlu’nun aleyhine gelişiyor. Kendisinin davalar sonucunda herhangi bir şekilde mahkûmiyet alma ihtimalinden önce, hâlihazırda Yeni Parti içinde güç kaybına maruz kalması dikkat çekiyor. Özel eskisi gibi İmamoğlu’nun durumunu gündemde tutmak gibi bir görüntü vermiyor. Bu durum zamanla daha bariz şekilde fark edilecek.
Evet, yazının başlığındaki “Bir dava nasıl siyasileşir?” sorusunun cevabı, herhâlde zihinlerde belirginleşiyor olsa gerek… İçinde yüz kızartıcı suçlamaların da yer aldığı davalara, sırf muhatabının hasbelkader taşıdığı sıfattan dolayı, siyasi dava denilemez. Denilse de bir kıymet-i harbiyesi olmaz. Söylemle eylem aynı şey değildir. Unutmayalım…
Bölünmeden önceki CHP, parti içindeki kavgalarla bol bol vakit ve enerji tüketirken, kendilerine tevdi edilen belediyelerde neler olup bittiğine dönüp bakma ciddiyetini gösteremedi. Bunun sonucu da siyasi yıkım oldu ve parti ortadan karpuz gibi bölündü… Şimdi duyuyoruz ki, CHP ile Yeni Parti arasında, vekil kapma veyahut paylaşma mücadelesi bütün hızıyla devam ediyor. Bu tam da CHP’nin geleneğine uygun olan bir durum. Kısacası parti içi iktidar, ülke iktidarından evvel gelir… Artık kim üste çıkarsa!..

