İsrail ve Yunanistan (Buna Güney Kıbrıs Rum Yönetimini de dâhil etmek gerekir) Türkiye’ye yönelik atraksiyonlara devam ediyor. Son hamleleri de çok katmanlı “Aşil Kalkanı” hava savunma anlaşması oldu…
Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın!.. Halk arasında pek yaygın bu söz, boyundan büyük zıplamaya çalışanlara karşı kullanılır. Evet, İsrail’in ve Yunanistan’ın hâlihazırdaki durumunu bu söz en veciz şekilde anlatıyor. Esasen bu ikiliye Güney Kıbrıs Rum Yönetimini de eklememek olmaz… “Avrupa’nın şımarık çocuğu” Yunanistan, yıllar yılı Avrupa Birliği’nin koltuğu altında ülkemize karşı kendince bir rekabet geliştirmek istedi. Bu uğurda çok pahalı ve mantıksız bir silahlanma yarışına girdi ve neticede ekonomisi batma noktasına geldi. Şaka değil, 2060 yılına kadar belini doğrultamayacak bir ekonomiden söz ediyoruz… Ama Yunan durmuyor. Şimdilerde de İsrail’le birlikte yeni birtakım maceralara girişiyor. Orta Doğu’nun çıbanbaşı İsrail, bugüne kadar ABD şemsiyesi altında yürüttüğü ırkçı, saldırgan ve gayri ahlaki politikalarla bir yere varamadı ve sonuçta tükeniş noktasına geldi… Güya ülkesinin güvenliğini güçlendirmek isteyen Siyonist-Haydut devlet, bütün zamanların en kötü güvenlik durumuyla yüz yüze gelmiş durumda… Bu hâle gelmesinin en büyük sebebi, fiilî durumda bizzat İsrail’i yok oluşa doğru sürükleyen insan kasabı Netanyahu’nun şahsi ikbali için giriştiği yaygın saldırı ve çatışmalardır. Hâlen Birleşmiş Milletler Adalet Divanında soykırım suçlusu ülke olarak yargılanan Siyonist devlet ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılmış olan sözde başbakanlık yapan insan kasabı bir terörist… Bu terörist, politika arenasında artık sıfırı tüketmiş durumda. Hem içeride hem dışarıda oyunu kaybettiğini gördükçe âdeta kuduruyor!.. Konuşurken Netanyahu’nun yüzüne bakmanız yeterli. Nasıl bir kin ve canavarlıkla dolup taştığını görürsünüz. Ve bu Netanyahu insanlık için yüzkarası bir üslupla etrafına saldırmaya devam ediyor. Bu arada sık sık Türkiye’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımıza hayasızca dil uzatıyor. Kendince ülkemizi tehdit etmeye kalkışıyor. Tabii bunu yaparken hep sırtını Amerika’ya yaslıyor. Bir televizyon kanalına açıklamalarda bulunurken, ABD yayın organlarında ne kadar uzun süreli göründüğünü ve konuştuğunu övünerek anlatıyor… Ama artık ABD Yöneticileri de (en azından bir kısmı) fena hâlde bıkmış bulunuyor. 27 Ekim’de yapılacak seçimlerde 'Bibi’nin bileti kesilebilir!..
Ve iktidarı kaybeden insan kasabının derhal hapishaneyi boylaması büyük ihtimal… Bu sebeple haydutluğa başvurmaya hız veriyor. Sık sık ülkemize sözlü saldırı ve tehditlerde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Harp Okulları Mezuniyet Töreninde, Netanyahu’ya ve onunla iş tutan başka figürlere okkalı cevaplar verdi. Cumhurbaşkanı “Bundan 20-30 yıl önce ülkemizi güvenlik tehdidi olarak değerlendiren aktör ve yapılar artık Türkiye ile boy ölçüşecek güç ve ölçekte değildir. Türkiye bunları kale alacak ülke değildir. Türkiye artık farklı bir ligin oyuncusudur…” dedi. Ordumuzun en güçlü döneminde olduğunu ifade eden Erdoğan; Miçotakis, Netanyahu ve diğerlerine haddini açık ve net olarak bildirdi. Ne İsrail ne Yunan ne de G. Kıbrıs Rum Yönetimi veya bunlara mümasil ülke ve aktörler… Hepsi aklını başına devşirmeli ve özellikle Türkiye’nin konumunu doğru okumalı. Orta Doğu’da, Ege ve Doğu Akdeniz’de herhangi bir şekilde maceraya girişmek isteyen figürler bir değil birçok defa düşünmeli. Adı geçen ülkeler Türkiye’nin sıkletinde değil… Hesabı buna göre yapmalılar.
Dün Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin Dışişleri ve Savunma Baklanları ile Genelkurmay Başkanları İstanbul’da bir araya geldi. Mekke Savunma Paktı’nın kurumsallaşması yolunda önemli bir adım olan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin İstanbul’da toplandığı gün, İsrail Savunma Bakanlığı, Yunanistan ile Tel Aviv’de on milyar Şekel (Yaklaşık üç milyar Avro) tutarında, çok katlı hava savunma anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Bu açıklamaya göre, söz konusu anlaşma, İsrail-Yunanistan ilişkilerindeki en yüksek seviyeli iş birliği imiş. Aynı zamanda İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalarından biri imiş… Daha önce Gazze çatışmalarında ve bilahare İran savaşında, İsrail’in reklamını çok yaptığı “Demir Kubbe” pek de parlak bir netice vermemişti. Bakalım bu defa Yunan Mitolojisinden alıntılanan “Aşil Kalkanı” ismiyle inşa edilecek yeni ve çok katmanlı hava savunma sistemi ne getirecek ne götürecek… Yine yapılan açıklamada, drone savunma sistemi için de ayrıca 26 milyon avroluk bir ek anlaşma imzalandığı ilan edildi. Ve İsrail ile Yunanistan arasında bilgi ve teknoloji transferinin de gerçekleşeceği belirtildi. İsrail’in bir türlü hazmedemediği Mekke Savunma Paktı Anlaşması, başta Orta Doğu olmak üzere bölgesel ve küresel meselelerde barışa hizmet etmek üzere vücuda gelmiş bir yapıdır. “Biz küçük bir ülkeyiz, kuşatılmaktan korunmak için etrafımıza yayılmalıyız. Böylece kuşatılmadan evvel tedbir almalıyız, bunun için de saldırmalıyız…” gibi deli saçması açıklamalarla Bölge ve Dünya Barışı için ne derece tehlike oluşturduğunu bizzat kendi ağzıyla dünyaya duyuruyor. Ancak İsrail Toplumunun önemli bir kısmı savaş ve çatışmalardan usanmış ve yılmış vaziyette. Bin türlü tedbirle nüfusunu arttırmaya çalışan İsrail, dışarıya göç vermeye devam ediyor. İşte bu tablo seçmen nezdinde Netanyahu aleyhine gelişiyor. Ve son anketlerde Netanyahu, Yashar Partisi Başkanı, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un gerisine düşmüş bulunuyor. (Başbakanlık için Gadi yüzde 49, Netanyahu yüzde 38…) Hâl böyle olunca, 27 Ekim’deki seçimlere kadar bu insan kasabı haydut tahriklerine devam etmekten vazgeçmeyecek gibi görünüyor. Önemli değil, ateş olsa cirmi kadar yer yakar!..

