Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Malazgirt ruhu…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bin yıldır Anadolu topraklarını bizlere yurt kılan 'Malazgirt ruhu' tam olarak neyi ifade ediyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Malazgirt’te özetledi: “Söz konusu vatanımız olduğunda kimseye boyun eğmeyiz…”

Vatan toprağının üzerinde hür ve hükümran bir millet olarak yaşamanın ne manaya geldiğini, dünyada hâlen işgal altında bulunan coğrafyaların insanına sormak lazım!.. Mesela Filistin halkının maruz kaldığı duruma bakmak lazım… Keşmir’deki, Arakan’daki kardeşlerimizin çektiklerine bakmak lazım. Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın hâline, ahvaline bakmak lazım… Hür ve bağımsız olmanın ne demek olduğunu ancak o vakit, hakkıyla kavrayabiliriz! Tam dokuz yüz elli beş sene evvel, Türk Milletine Anadolu’nun kapılarını açan büyük komutan ve eşsiz hükümdar; merhum Sultan Alparslan ve kahraman ordusunun muhteşem zaferinin yıl dönümünde, Türk milleti olarak neler hissettik?.. Şöyle kestirmeden cevap verirsek; “Malazgirt ruhu”nu derunumuzda ne derece yaşıyorsak ve yaşatıyorsak, bugün hissettiklerimiz de o kadar anlamlı ve o ölçekte de samimidir… Tarih sayfalarındaki en şanlı destanlardan biri olan Malazgirt Zaferi, insanlık için çok hayırlı kapılar açmıştır. Bir cümle ile ifade edersek, Anadolu topraklarına barış, huzur, sükûn ve yüksek bir medeniyet getirmiştir… Sultan Alparslan ve ondan sonra hükümdarlık makamına gelen pek kıymetli devlet adamları; bütün dünyaya, insanlığa hizmet yolunda neler yapılması gerektiğini geride bıraktıkları eserleriyle göstermişlerdir. Medeniyet bizim kültürümüzde “Ta’mîr-i bilâd ve terfih-i ibad” olarak izah edilir. Yani maddi bakımdan beldeleri onarıp bayındır hâle getirmek ve oralarda yaşayan insanları da her bakımdan müreffeh kılmak… Maddî ve manevi bakımdan insanların saadetine vesile olmak! Evet, bizim medeniyet anlayışımız budur… Ecdadımız gittiği yere huzur, güven ve adalet götürmüştür. Muhteşem atlarının dörtnala baştan başa katettiği toprakları istilâ etmek için değil, orada bulunan insanlara maddî ve manevi refah götürmek için gece gündüz, fedakârlıkla mücadele etmiştir. Bunu daha iyi anlayabilmek için, İslâm coğrafyasındaki Selçuklu ve Osmanlı eserlerine bakmak yeterlidir! Sultan Alparslan’ın 26 Ağustos 1071 günü Malazgirt Ovasında kahraman ordusu önünde ve aslında bütün insanlığa irad ettiği nutuk, anlatmaya çalıştığımız hakikati çok veciz şekilde özetlemektedir.

Türk milletinin tarihinde en büyük dönüm noktalarından biri olan Malazgirt Zaferini, dokuz yüz elli beş sene sonra, büyük heyecan coşku ile idrak etmek ayrı bir bahtiyarlık… Son senelerde Malazgirt Zaferi daha bir muhteşem şekilde idrak ediliyor. Eskiden bu kadar geniş çaplı tören ve organizasyonlar yoktu. Evet, bu sene üçüncü defa Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi’nde kabine toplandı. Bunun sembolik anlamı çok çok derin… Bu konuda irade ortaya koyan başta Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bütün devlet erkânına teşekkür ederiz. Tarihî mirasımıza ne kadar sahip çıkarsak, geçmişimizi ne kadar çok hatırlayıp ders çıkarırsak, milletçe o derecede bahtiyar oluruz… Sadece Malazgirt değil, milletimiz adına tescilli, buna benzer sayısız zafer var şanlı tarihimizde. En önemli mesele bu zaferleri her daim hatırda tutmak ve muhteşem ecdadımızın yaptıklarını koruyup onların yolundan ilerlemek… Cumhurbaşkanının dün Malazgirt’te verdiği mesajlar, bu bakımdan çok çok önemli:

“Gelecekteki zaferlerimizin istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için Alparslan'ın ve Gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum… Sevgili gençler, biz Malazgirt'te ebedî yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş istiklaline âşık bir milletiz. Biz devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yârdan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz…

Aziz dostlarım, kıymetli kardeşlerim, tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkâr edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur, biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek, başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt Destanı'nı unutmayın. Çanakkale'de, Millî Mücadelede, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık...

Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız.

Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de 'Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık…”

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.