Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Suriye’deki baş döndürücü gelişmeler…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Suriye’de son on beş yılda olup bitenleri anlatabilmek için, onlarca doktora tezi yazmak icap eder!.. Zira Suriye coğrafyasında yaşanan felaketlerin bir benzeri yoktur. Nüfusunun ekseriyeti dışarıda olan bir ülke…

Arap âlemini zehirleyen ırkçı-sosyalist karakterli Baas rejiminin en fazla tahrip ettiği ülke şüphesiz Suriye’dir… 8 Mart 1963’teki Baasçı devrimle birlikte, Suriye’de yeni bir dönemin kapısı aralandı. 1963’ten 1970 yılına kadar Suriye’de çok sert iktidar mücadelesi devam etti. Darbe ve darbe teşebbüsleri birbirini kovaladı. 16 Kasım 1970’te Hafız Esad’ın Yönetimi ele geçirmesiyle birlikte, Suriye için yarım asırlık bir baskı ve zulüm devri başladı… “Suriye’de yaşanan felaketlerin benzeri yoktur” dedirten gerçek sadece Sednaya Hapishanesinde ortaya çıkan vahşet tablosu ile dahi özetlenebilir. Yani “İnsan mezbahası” diye tanımlanan ve dehşet verici işkencelerle öldürülmüş kişilerin bedenlerinin preslendiği, tarifsiz vahşet ve gaddarlığın adresi!.. 8 Mart 1963 Baasçı devriminden, 8 Mart 2024 tarihine yani Beşar Esad’ın kuyruğunu kıstırıp Moskova’ya kaçtığı güne kadar; tam altmış bir sene, Suriye halkı tek kelime ile daimî bir felaket yaşadı… Bu zaman zarfında Suriye halkının yarısından fazlası hayatta kalabilmek için başka ülkelere kaçtı. Dünyada nüfusunun ekseriyeti göçmen durumuna düşmüş başka bir memleket yoktur… Baba Esad’ın otuz yıllık dikta rejimi Suriye halkına kan kusturdu. Onun gebermesiyle birlikte, yerine geçen oğlu Beşar’dan, ilk başlarda nispeten halka nefes aldıracak bir yönetimin işbaşına geçeceği beklendi. Fakat on bir yıl sonra daha doğrusu Arap Baharı diye lanse edilen felaketin başladığı 2011 yılı Mart’ından itibaren, Oğul Esad da babasını aratmayacak korkunç bir zulüm ve baskıyla halkın tepesine bindi!.. Acı gerçek şu idi ki, Oğul Esad zalimlik mirasını babasından ve onun Suriye devlet sistemine yerleştirdiği işkenceci katil kadrolardan devralmıştı… Ve Suriye halkına, tekrar ülke dışına kaçmaktan başka yol kalmamıştı. İşte bu vahşetin sürdüğü 2011 ve sonrasında, sadece Türkiye’ye toplamda beş-altı milyon kişi sığındı… Dünyada bu kadar kalabalık göç dalgasını absorbe edebilen tek ülke de yine Türkiye’dir. Başka memleketlerde bunun çeyreği kadar göç dalgasına maruz kalınınca, ülkede düzen ve asayiş fena hâlde bozulmuştur zira…
İşte bütün bu hadiseler olurken, Türkiye Suriye’nin istikbalini ve toprak bütünlüğünü kollayan çok etkili bir politika ile kardeş ülkenin yeniden ayağa kalkması için lokomotif güç oldu… Bugün Suriye’de yeniden devlet düzeni kurulup geliştiriliyorsa ve ülkenin uluslararası arenada itibar görmesi tahakkuk ediyorsa, büyük çapta Türkiye sayesindedir… Suriye’de son haftalarda meydana gelen baş döndürücü gelişmeler ileriye dönük çok olumlu işaretler veriyor. Öncelikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak takdim edilen ve özünde PYD terör örgütünün omurgasını teşkil ettiği silahlı yapıların, kendisini feshederek Suriye devlet düzeni ve güvenlik güçleriyle entegre olması çok çok önemli bir hadisedir. Türkiye’deki muhalif tiplerin bir türlü anlayamadığı ve dahi hazmedemediği bu tablo, şüphesiz Suriye halkının geleceği için son derece sevindiricidir. SDG’nin elebaşı Ferhat Abdi Şahin’in, Suriye Bayrağı altında; bütün dünyaya ilanen şu açıklamayı yapmış olması, bazılarının karnına fena hâlde sancı olmuştur: “Bugün Suriye Demokratik Güçlerinin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askerî güç olarak feshedildiklerini tüm sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz…” Ferhat Abdi Şahin bu entegrasyonun sonuçlarından biri olarak Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın danışmanı olarak tayin edilmiş bulunmakta… 2013 yılında, Türkiye’de çözüm süreci için ciddi gayretler devam ederken, Suriye’de Ayn-el Arab’daki (Kobani) yeni olayları bahane ederek, süreci rayından çıkarmışlardı. Bu hainane tavrı destekleyenlerden biri de Cemal Paşa’nın torunu idi!.. “Önünüze yeni fırsatlar çıktı. Daha fazlasını isteyin. Devlet Kuracaksınız…” diyordu Hasan Cemal! Acaba şimdilerde ne hâldedir? Ne gibi kıvranmalar içindedir? Bu arada Suriye, kırk yedi sene sonra “terörü destekleyen ülke” konumundan çıkarıldı ve artık uluslararası para sistemini de kullanabiliyor… Ticaret Bakanı Ömer Bolat kalabalık bir iş adamları heyetiyle Şam’a âdeta ekonomik çıkarma yaptı. Türkiye-Suriye ilişkileri tarihin en iyi döneminden geçiyor diyebiliriz…
Evet, Türkiye-Suriye ilişkilerinin çok iyi seyretmesinden birileri fena hâlde rahatsız… Bunların başında Haydut Devlet İsrail ve onun eli kanlı sözde hükûmet başkanı Netanyahu geliyor. Varsın derdine yansın o menhus insan kasabı!.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha üç gün önce Malazgirt’te seslendirdiği üzere: “Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye tarihe yön veriyor. Bunun önünü hiç kimse kesemez…”

Sahi, Orta Doğu Bölgesi hiçbir zaman dikensiz gül bahçesi olmadı!.. Türk Milleti bin yıldır bu bölgede şanla şerefle hükümranlık sürüyor. Siyonist İsrail ve onun ağababası küresel güçlerin bütün muhalefetine rağmen, Türkiye hem kendi hem de Suriye’nin güvenliği için sayısız operasyonlar yaptı ve neticede terör örgütlerini alt etti… Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Planı, Barış Kalkanı vs. Şimdi de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” için akılcı politikalarla gerekli vasatı hazırlıyor. İçerideki ve dışarıdaki aşağılık tipler istediği kadar rahatsız olsun ve karın ağrısı çeksin… Onların bekledikleri olmayacak! Bugün Amerikan koltuğu altında efelenen haydut devletçik de çok uzak olmayan bir gelecekte, Suriye ve Lübnan’a dair hedeflerinin boşa çıktığını kesinlikle görecek. Dahası en büyük kâbusu olan Bağımsız Filistin devletinin kuruluşunu engelleyemediğini dehşet içinde görecektir!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.