BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hiç

Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre…
Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar valiyi…
Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şey ile ilgilenmeyen bir adama takılır…
Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali.
Atının üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama:
“Behey adam, herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun?”
Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek
“Ben hiçim” der…
Vali daha da hiddetlenir:
“Ne demek hiç, senin bir adın, şanın unvanın yok mu bre adam?”
“Senin var mı?” der bu kez adam…
Vali iyice şaşırır ama cevaplar,
“Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim!” der.
Adam aynı ses tonu ile sorar yine…
– Peki daha sonra ne olacaksın?
“Sadrazam olacağım” der vali…
– Peki daha sonra?
– Padişah olacağım…
– Peki ya daha sonra?
Kısa bir an duraksar vali ve;
– Hiç der…
Sadece gülümser perişan kılıklı adam..
Niye kibirleniyorsun be adam, ben şu anda senin yıllar sonra geleceğin makamdayım “hiçlik makamındayım” demiş.
Fazla söze ne hacet;
“Gider her biri, kendi makamına,
Yürür herkes, uygun neyse namına ve şanına”


Ninem diyor ki; Alçak yerde, tepecik kendini dağ zanneder.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613526 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/halime-gurbuz/613526.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT