BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Huy bu...

Döner ile ayranı aynı anda bitirmek inadı. “Yok" cevabına "hiç mi yok?" şeklinde karşılık verme ısrarı. Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı... Koronavirüs salgını hafifledi lakin bizim bazı hastalıklarımız hiç geçmedi;
-İş makinalarını delice bir tutkuyla izleme, vinçle hipnotize olma hastalığı.
-Yanındaki Edison bile olsa, en fazla beş dakika içinde muhabbeti bir şekilde siyasete getirme hastalığı.
-Yeni dökülmüş bir betona basma ve isim yazma hastalığı.
-Turistlere Türkçe bir kelimeyi anlaması için "yüksek sesle" söyleme hastalığı.
-Bir tanışma cümlesi olarak “Memleket nere?”yi kullanma hastalığı.
-‘Hayır’ cevabı yerine; dili ön dişlere ve damağa yapıştırıp, ardından hızla çekmek suretiyle "cık" sesi çıkarma hastalığı.
-Çay dolduran birini görünce kendi bardağını direkt kafaya dikme hastalığı.
-Para üstü vermek için para isteme hastalığı.
-Arkadaşın yeni aldığı ayakkabıya basmak hastalığı.
-Karşı şeritteki arabayı selektör marifetiyle “ileride radar var” diye uyarma hastalığı.
-Araç kullanırken sol sinyal vermek yerine sol kolu camdan sarkıtıp, işaret parmağı havadayken sol tarafı göstererek arkadaki araçlara durumu beyan etme hastalığı.
-Gazete, dergi ve reklam panolarındaki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı.
-Hesap ödemek için kavga etme hastalığı.
-Maçlarda ve düğünde sevinçten havaya ateş etme hastalığı.
-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı.
-Kar topunun içine buz koyma hastalığı.
-X marka arabayı, Y görünümlü yapma hastalığı.
-Ağaçlara, banklara, masalara kalp ve isim baş harfi kazıma hastalığı.
-Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söyleme hastalığı.
-Tiki olan insanların tikleri ile uğraşma hastalığı.
-Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı.
-Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtma hastalığı.
-Umumi tuvalet duvarlarını anı defteri sanma hastalığı.
-Trafikte bizi geçen bir arabayı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma hastalığı.
-Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde ''sinyal verdik görmüyon mu?'' deme hastalığı.
-Yaşamadığımız bir şeyi yaşamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırma hastalığı.
-Otobüs durağa yanaştığında ille de ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı.
-Trafikte kırmızı ışıkta dururken, sarı ışık yanar yanmaz kornaya basma hastalığı.
-Ortamdakilerin bir konu hakkında bilgisi olmadığını anladığımız anda o konuda atıp tutma hastalığı.
-Elektrik, su, vergi, trafik cezası vb. faturaları son gününde ödeme hastalığı.
-“Hâlâ ev almadın mı? maaşın ne kadar? Parayı ne yapıyorsun? Çocuk yok mu hâlâ!” gibi hadsiz soruları az tanıdığı hatta tanımadığı kişilere bile sorma hastalığı.
-Grup hâlinde bir meydana konmuş güvercinlerin üzerine koşup onları kaçırmaya çalışma hastalığı.
-Evli olanların bekârlara ''sakın ha evlenme!” deme hastalığı.
-Arabayla yolda giderken tanıdık birini görünce arabayı şakadan onun üzerine doğru sürme hastalığı.
-Takım elbise giyince elini cebe sokma hastalığı.
-Meslek arkadaşlarına mesleki şakalar yapma hastalığı.
-Herhangi bir risk, virüs, tehlike söz konusu olduğunda ‘bana bir şey olmaz’ diye düşünme/deme hastalığı.
-Maske kullanma zorunluluğuna; maske çenede, maske kolda, maske boyunda gezme hastalığı.
-Minimum 1,5 metre olan sosyal mesafe kuralını dakkasında dip dibe olarak güncelleme hastalığı…
Salgın ve kronikleşmiş hastalıklardan tez vakitte kurtulmamız dileğiyle...

Ninem diyor ki; Arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614422 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/halime-gurbuz/614422.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT