BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kapanırken açılmak!..

Kapanırken açılmak veya bir türlü kapanamamak… Tam kapanma derken pratikte bunun mümkün olmadığını, olamayacağını aslında biliyoruz. Zira nüfusun dörtte birinden fazlası kapanmadan muaf!
 
 
Büyük şehirlerden küçük yerleşim yerlerine ve tatil beldelerine gidenlerin bir kısmının virüsü de götürmesi veya dönüş yolunda virüs yüklenmiş vaziyette olması… Yani giderken virüsü de götürmek ve gelirken dahi virüsle birlikte gelmek ihtimalinin yüksekliği. Son günlerde toplumdaki tartışmaların merkezinde bu mesele yer alıyor. Ne yazık ki, yapacak pek fazla bir şey de yok. İş oluruna varacak yani. Artık ne çıkarsa bahtına… Temennimiz o ki, her şeye rağmen insanlarımızın ekser kısmı, salgın hastalıkla mücadele tedbirlerine her şart altında, mümkün olduğu kadar uymaya çalışsın. Gittikleri yerlerde de salgın varlığını unutmasın. Çünkü azınlıkta da kalsa, bir kısım insancıklar virüsten korunma tedbirlerine uymamakta ahmakça direniyor. Hani eski casusluk teşkilatlanmalarında olduğu gibi, ön tarafı berber, arkadaki gizli kısmı kumarhane… Veya ön tarafı manav dükkânı, ama dehlizlerle geçilen öbür tarafı bar-pavyon vs. Her gün polis ve jandarma operasyonlarıyla ortaya çıkarılan bu türden utanç verici şeyleri izlemekten bıktık, usandık. Polis baskını sonrasında balkondan balkona atlayan kadınlı erkekli güruh… Kimileri yakayı ele verdiğinde de arsızlaşıyor, güvenlik güçlerine zorluk çıkarıyor. Bunların asla tedbirlere uymak gibi bir niyeti yok. Tam aksine uymamak için her türlü şeytani yola başvuruyor. Hatta bazen bu uğurda yaralanıyor veya ölüyor. Sonuçta en çok kendisine zarar veriyor. Adam üç gün önce yasaklara uymadığı için ceza yediği kafeye tekrar gidiyor. Polis orayı basınca da, tabana kuvvet kaçarken çukura düşüp ölüyor. Geriye yetimler de bırakıyor… Asıl trajedi burada!..
Evet, salgına karşı alınabilecek tedbirler sınırsız değil. Kısmi veya tam kapanma dediğimiz de bunlardan bir tanesi. Ama kapanmanın aslında hiçbir zaman tam olarak mümkün olamayacağını da biliyoruz. Yapılan açıklamalara göre, kapanma yasaklarından muaf durumda olan en az 22 milyon insan var. Nüfusun dörtte birinden fazlası. Bunların dışarı çıkması ve çalışması zaruri… Bu kitlenin denetimi, kurallara uyup uymadığının kontrolü o kadar kolay bir şey değil. Dün bilhassa İstanbul’da polis kontrol noktalarında ciddi bir trafik tıkanıklığı yaşandı. Ama başka yolu da yok. Kontroller tabii ki sürecek. Şayet dışarı çıkma yasağı kapsamına giren insanlar bu kuralları delmeye kalkışmazsa, herkes için daha rahat bir ortam meydana gelir. Şayet suiistimaller çoğalırsa, bunun sıkıntısını kanunlara uyan vatandaş çeker. İşte burada sosyal sorumluluk ve dürüst vatandaşlık meselesi karşımıza çıkıyor. Bu imtihanı ne kadar başarıyla geçersek, o kadar kafamız rahat edecek. Üzülerek ifade edelim ki, son on beş aylık zaman zarfında bu konuda beklenen başarıyı gösteremedik. Bu yüzden de tekrar sıkı tedbirlere başvurma mecburiyeti doğdu. İnşallah bu sonuncusu olur…
Virüsle mücadeleyi kazanmak zorundayız, zira her geçen gün tehlike büyüyor. İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika varyantından sonra bu defa Hindistan varyantı baş gösterdi… Uzmanların çok tehlikeli diye tanımladığı bu varyant, inşallah fazla yayılmadan kontrol altına alınır. Şimdilik düşük sayıda olduğu belirtiliyor. Velakin yukarıda bahsettiğimiz birileri sorumsuz davranmakta ısrar ederse, korkulan olur maazallah! Hindistan an itibarıyla dünyada salgını en dehşetli biçimde yaşıyor. 1,4 milyarlık ülkede son olarak, günlük vaka sayısı 386 bin 452, vefat sayısı da 3 bin 498 diye açıklandı. Ancak konuyu yakından takip edenler, gerçek rakamın bunun on katı olduğunu ileri sürüyor. Hakikaten bu kadar kalabalık ve nüfus kayıtlarının hiç de sağlıklı olmadığı bir ülkede, her dakika can veren insan sayısını doğru tespit etmek imkânsız. Öyle ki, ölüleri yakacak yer bulmakta zorlanıyorlar. Velhasıl Hindistan’ın durumu tek kelime ile içler acısı. Aynı şekilde Brezilya, Hindistan’dan sonra dört yüz binden fazla can kaybıyla en feci durumu yaşayan ikinci devlet.
Maalesef, salgın hastalık dünyayı her geçen gün daha fazla cendereye sıkıştırıyor. Buna karşılık virüsten ve her biri diğerinden daha tehlikeli yeni yeni varyantlardan korunmanın iki yolu bulunuyor. Birincisi her hâl ve şart altında korunma tedbirlerine uymak… İkincisi de aşılamayı ülke nüfusunun üçte iki oranına kadar yükseltebilmek. Bu cümleden olarak, Rus Sputnik V aşısının acil kullanım izniyle, üçüncü aşı olarak ülkemizde devreye girecek olması müspet bir gelişme. Darısı yerli aşının başına!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618717 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/618717.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT