BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Özgecan ve baş başa kaldıklarımız

Melih Altınok
Facebook
Tarsus'ta 20 yaşındaki Özgecan Aslan'a, bindiği minibüsün şoförü tarafından tecavüze kalkışıldı. Genç kız daha sonra kafası ezilerek ve bıçaklanarak öldürüldü. Ardından katil babası ve bir arkadaşının yardımıyla tanınmaması için genç kızın ellerini kesti ardından da cesedi yaktı!

Bu haberi okuyan birisi ne düşünür, kendini nasıl hisseder?

Ürperir. Tüyleri diken diken olur. Boğazı düğümlenir. Gözleri yaşarır. Ağlar. Kendini, adına dünya denen bu cangılda bir başına hisseder. Yakınlarını düşünür. Kendini düşünür. Öfkelenir...
Kimileri ise sizden bizden farklıdır. Onlar böyle trajediler karşısında bu insani evreleri yaşamazlar. Çünkü yerli yersiz kullandığımız psikopat tanımının sözlükteki karşılığıdırlar. Üzülmek, kızmak, utanmak, sinirlenmek gibi insani duygular onlar için, rasyonelleştirilmiş, karar verilen tepkilerdir.

Aramızdadırlar. Otobüse beraber bineriz. Kimi bize şarkı söyler. Öteki iş güvenliğimizle ilgili akıl verir.

Şarkıcı lüzumsuz tecavüze, vahşete bahane aramaya koyulur. Azıcık bile utanmadan "Hırsızın hiç mi suçu yok" diye söylenir. Kurbanın kılığından kıyafetinden, tahrikten bahseder.

Gözünü siyasi husumetin kör ettiği başka bir lüzumsuzsa Cemaat'in gazetesindeki köşesine kadar sabredemeden twitıra sarılır. Belki de daha önce karısını bıçakladığı için evinden uzaklaştırma aldığını hatırladığındandır, kurbanın dininden, mezhebinden söz açar. Yetmez suçluluk duygusunu bastırmak için araya bir de düşmanı olduğu siyasi partiyi ve ona oy veren milyonlarca Türkiyeliyi sıkıştırır.

Aile boyu sapıklar, hayatının baharındaki dünyalar güzeli Özgecanlarımızı, anne Songül Aslan'ın "İnşallah yavrum acı çekmeden ölmüştür" çaresizliği eşliğinde kara toprağın altına yollar. Yaşamaksa sözlerinden, yazılarından, twitlerinden kan damlayan potansiyel sapıklara kalır.

Adalet bu mu?

Artık yeter!

Kiminle konuşsam sokağın güvensizliğinden, ceza yasalarının yetersizliğinden bahsediyor. Ağır ceza kanunlarının varlığı ile suç oranı arasında doğrudan bir bağlantı yok ama isyanımız da haksız değil.

Zira adalet, kamuoyu vicdanının tatmin olması için var. Bu son olayda olduğu gibi, Özgecan'ın sapık katillerinin 5-6 yıl sonra elini kolunu sallayarak dışarı çıkacağını bile bile kimse kendini güvende hissedemez, huzur bulamaz. Sokağın, cezaevinin fiili adaleti devreye girer ki, hiçbir devlet ve toplum bu durumda varlığını sağlayamaz.

Evet, hepimizin aklına gelen ilk ceza idam. Ama hukuk ideal olarak, tek bir suçsuz ceza alacağına bütün suçluların serbest kalmasını yeğler. Çünkü adalet önce suçsuzun hakkını korumak için vardır. Bu yüzden geri döndürülemeyecek ceza kaş yapayım derken göz çıkarmak anlamına gelir. Başka mağduriyetlere kapı araladığı gibi, gerçek suçluların da cezalandırılmaması sonucunu doğurur. İdamlarının ardından suçsuzlukları anlaşılan mazlumların hikâyeleri şuracıkta duruyor işte.

Ancak çaresiz değiliz. Madem yıllarca kendine karşı işlenmiş suçlar karşısında şahin kesilip bireye karşı suçları görmezden gelen devlet aygıtı dönüşüyor. O hâlde vatandaşının hakkını da artık vermeli.

Devlet kendi hesabını kendi bilir ama zırt pırt yaptığı gibi benim adıma af yetkisini kullanamaz.
Özgecan'ın trajedisinden sorumlu oldukları kesinleşen canilerin özelinde konuşalım. Bu sapıkların aflarla, indirimlerle kesintiye uğratılmadan, uygun hak mahrumiyetleri eşliğinde, ömür boyu demir parmaklıklar ardından kalmasını sağlayacak bir hukuk sistemi inşa etmek zorundayız. Bilsinler, bilelim ki, psikolojik ve fiziksel olarak yaptıklarının bedelini ödeyecekler.
Şimdi maşallah kimse mangalda kül bırakmıyor. Ama biz işe bakalım, takipçileri olalım.
Sokağı cinayet, tecavüz, gasp için kullanışlı mekân olmaktan çıkartacak yasal düzenlemelere, konuyla ilgili ceza kanunlarındaki değişikliklere hangi parti destek veriyor hangisi ise siyasi hesapları için karşı çıkıyor, izleyelim.

Allah rahmet eylesin Özgecan; katillerine de lanet olsun.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
584877 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/melih-altinok/584877.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT