Kaydet
|

Bir gün İbni Sina henüz genç bir hekimken, bir hükümdarın sarayına çağrıldı. Hükümdarın oğlu ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Günlerdir ne yiyebiliyor ne konuşabiliyordu. Ülkenin en iyi hekimleri gelmiş, fakat hiçbiri derdine çare bulamamıştı.
İbni Sina hastanın yanına girdi.

Herkes onun da diğerleri gibi ilaçlar yazacağını düşündü. Ama o farklı bir şey yaptı.
Gencin nabzını tuttu…
Ve yavaşça şehirlerin isimlerini saymaya başladı.
“Semerkant…” dedi. Nabız normaldi.
“Buhara…” dedi. Bir şey değişmedi.
Ama bir şehir ismi söylediğinde, gencin nabzı birden hızlandı.
İbni Sina bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.
Sonra şehirlerin mahallelerini saymaya başladı. Nabız yine belli bir isimde hızlandı.
Artık emindi.
Hastalık bedende değil, kalpteydi.
İbni Sina hükümdara döndü ve şöyle dedi:

“Bu genç hasta değil… Âşık.”

Herkes şaşkınlık içindeydi.

Sonra gencin sevdiği kız bulundu. Onunla görüşmesine izin verildi.

Ve rivayete göre genç kısa sürede iyileşti.

İbni Sina o gün şunu göstermişti:

Gerçek hekim, sadece beden değil, ruh ile de alakadar olmalıdır.


Ninem diyor ki: Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.

Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.