Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İşe alacağım gençte aradığım 9 özellik
0:00 0:00
1x
a- | +A

Açık söyleyeyim, ben insan kaynaklarıymış, işe alım süreçleriymiş anlamam. Ama binden fazla işe alım yaptım. Ve bunların çok büyük bir kısmı sıfır, hayata yeni adım atacak gençlerdi.

Yani çoğuna “bugüne kadar neler yaptın?” diye soramadım. Çoğunun önceki çalıştığı işletmelerdeki referanslarıyla konuşamadım. Bazılarının anne-babasıyla konuşabildim en fazla. Ama itiraf ediyorum, çok daha etkili ve faydalı oldu. Zira anne-babalar çocuklarına davranırken duygusal olabiliyor ama ona kefil olurken adil oluyorlar. Kızının yanında, kızıyla ilgili fikrini almaya çalıştığım bir anneden “çok uyuşuk, gece yatmak bilmez, sabah kalkmak bilmez” sözlerini duydu bu kulaklar.

2027’ye kadar yaşarsam 25. yılım olacak işverenlik hayatımda. Birkaç öneri yazmak istedim genç kardeşlerim için. Evlerinizde çocuklarınız, torunlarınız var aklınızın kaldığı, biliyorum.

Bir gence baktığımda onda ne arıyorum?

1- Öncelikle net bakmalı.
Hayatın gerçeklerinin farkında olmalı. Yaşı kaç olursa olsun ciddiyet ve sorumluluğa sahip olmalı. Hayat bir oyun değil, ama oyunu iyi oynayanlar kazanıyor. Kuralları görmeyen, oyunun dışına düşüyor.

2- Eksiklerinin farkında olmalı.
Eksiğinin farkında olmayan kendini geliştiremez, geliştirme motivasyonu da bulamaz. “Ben oldum” diyen bir genç, daha başlamadan kaybetmiştir. Ama “eksiklerim var” diyen bir genç, doğru yoldadır.

3- “Daha gencim” diye düşünmemeli.
15 yaşında bir stajyer de olsa ona onun yaşından bir yaş küçükken başladığımı söylüyorum. Dünyada 12-13 yaşında kâşiflerin, girişimcilerin olduğunu hatırlatıyorum. O 15 yaşın bir göz kırpmada 20, bir sonrakinde 25, bir sonraki nefesinde 30 olacağını söylüyorum.
Ama gerçek şu: Bunu söylemekle olmuyor. Yaşanmadan anlaşılmıyor. Zaman, en hızlı akan şey ve en acımasız öğretmen.

4- Diplomasının esiri olmamalı.
Dört sene bir okulu okudu diye sonraki kırk yılı kaybetmenin manası yok. Tamam bir diploma aldın, ama onu ömür boyu taşımak zorunda değilsin.

New York Federal Rezerv Bankasının araştırmasına göre mezunların yalnızca %27'si bölümleriyle doğrudan ilişkili bir alanda çalışıyor.
Başka bir çalışmada da mezunların %46’sı kendi alanında, %29’u farklı bir alanda çalıştığını söylüyor.

Ortalamasını alırsak insanların yaklaşık %36’sı okuduğu işle hayatını kazanıyor.
Demek ki hayat, diploma kadar düz bir çizgi değil.

5- Anne-babasıyla ilişkisi.
Anne-babasını saymayan, onlara hürmeti olmayanın çalıştığı şirkete de, mensubu olduğu ülkeye de faydası olmaz.

Ama burada ince bir çizgi var.
Anne-babasının sözünden çıkmamak başka, onların rızasını alarak kendi yolunda yürümek başka.

Ben ikinciyi arıyorum.
Kendi kararını alabilen ama saygısını kaybetmeyen gençler…

Çünkü bazen bir ustanın, bir işverenin o genci yetiştirmek için onu biraz zorlaması gerekir. Eski ustaların “kulak bükme” dediği şey.
Bugün birçok anne-baba bunu kabul etmiyor.

Ama şu gerçeği unutuyoruz:
Anne-baba dünyanın en iyi cerrahı da olsa, çocuğunun etine neşter vuramaz.

Burada bir parantez açalım: Otorite meselesi.

Eskiden “çocuğum size emanet” diyen anne-babalar vardı.
Şimdi “çocuğuma kızmışsınız” diyen anne-babalar var.

Eskiden üç unsurdan çekinirdi çocuk:
Anne-baba, öğretmen ve devlet.

Bugün bu üç otorite de zayıfladı.
Evde arkadaşlık adı altında otorite kayboldu.
Okulda öğretmenin eli kolu bağlandı.
Sokakta devletin ağırlığı hissedilmez oldu.

Tabiat boşluk kabul etmez.
O boşluğu da kim doldurdu?

Sosyal medyadaki fenomenler, sokak çeteleri, mafya özentileri…

Genç, sertliği kimde görürse onu otorite sanmaya başladı.

Kaldığımız yerden devam edelim.

6- Rahatlık aramamalı.
Hep söylediğim bir şey var:
Bir genç ya 30’a kadar rahat eder, ya da 30’dan sonra rahat eder.

Ortası yok.

Bugün zorlanmayı seçmeyen, yarın zorlanmaya mahkûm olur.

“Bu zor, bu bana göre değil, burası uzak, yoruluyorum” diyen birini hemen silmem belki…
Ama kulağını mutlaka bükerim.

Çünkü hayat kimseye konfor borçlu değil.

7- İşi sahiplenmeli.
“Bana ne, benim görevim değil” diyen bir gençle uzun yol yürünmez.
Ama “bu iş benim işim” diyen, yetki beklemeden sorumluluk alan bir genç, her yerde farkını gösterir.

İş hayatında en hızlı yükselenler, en zeki olanlar değil; en çok sahiplenenlerdir.

8- Sabır göstermeli.
Herkes hızlı yükselmek istiyor.
Ama kimse temelden başlamak istemiyor.

Bugün 3 ayda yönetici olmak isteyen gençler var.
Ama 3 yıl boyunca aynı işi istikrarlı yapabilen çok az.

Oysa hayat, hızdan çok istikrarı ödüllendirir.

9- Güven vermeli.
Bir gencin CV’sine değil, gözlerine bakarım.
Verdiği sözleri tutup tutmadığına bakarım.

Çünkü iş öğrenilir.
Ama karakter sonradan inşa edilmez.

Son olarak şunu söyleyeyim:

Hayat kimseye torpil geçmez.
Ama çalışan, sabreden, kendini geliştiren kimseyi de yarı yolda bırakmaz.

Genç kardeşim, eğer bu yazıyı buraya kadar okuduysan sana bir tavsiye:

Kimsenin seni itmesini bekleme.
Kendini it.

Çünkü bu hayatta en büyük farkı,
Sana verilenler değil,
Senin kendinden çıkardıkların belirler.

Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...