BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Balkanlar'daki Osmanlı eserleri tehdit altında!..

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Balkanlar Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan en fazla eseri barındıran bölgelerin başında geliyor. Bu coğrafyada hangi ülkeye gitseniz Murad Hüdavendigar'dan başlayarak Osmanlı padişahlarının ya da onların tayin ettiği yöneticilerin inşa ettiği bir eserle karşılaşırsınız. Saraybosna'daki Gazi Hüsrev Bey Camii, Mostar'daki Alperenler Tekkesi, Kavala'daki su kemeri, Belgrad'daki Bayraklı Camii, Budapeşte'deki Gül Baba Türbesi, Üsküp'teki Sulu Han gibi eserler "Balkanlar ve Osmanlı" denildiğinde ilk akla gelenlerden. Ama köprülerden, imaretlere, medreselerden, hamamlara kadar çok geniş bir yelpazeye yayılan binlerce ecdad yadigarı saymakla bitmez.
Ne acıdır ki, 19. Yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren milliyetçi ayaklanmalar yoluyla Osmanlı İmparatorluğu'ndan kopmaya başlayan Balkan ülkelerinde en büyük kıyımı işte bu eserler yaşamış. Depremler ve yangınlar başta olmak üzere her türlü afete yüzyıllarca direnmeyi başaran Osmanlı eserleri, sebebi anlaşılması zor bir Türk düşmanlığıyla dolu azgın çeteler tarafından yok edilmiş. 300 yıl boyunca Osmanlı yönetiminde kalan Belgrad'da inşa edilmiş 70'ten fazla caminin yok edildiğini ve halen hatırı sayılır bir Müslüman nüfus barındıran bu şehirde sadece bir Osmanlı camisini -o da haziresindeki tüm mezar taşları kırılarak- ayakta kalabildiğini görmek hüzün veriyor. Kanuni'nin veziri İbrahim Paşa'nın Kavala'daki camisinin kiliseye, aynı şehirde Mehmet Ali Paşa'nın annesi için yaptırdığı külliyenin otele dönüştüğünü bilmek de acı.
Diğer yandan bir zamanlar 50 kadar caminin bulunduğu Budapeşte'de bugün tek bir Osmanlı camisinin kırık minaresinin izine bile rastlanmıyor. Atina Avrupa'nın camisiz tek başkenti olarak kalmakta ısrar ediyor. Türkülerimize konu olan Estergon Kalesi'nin hemen dibindeki Mustafa Paşa Camii bu karanlık tabloyu bir nebze olsun aydınlatan ve yüreklere su serpen ise Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) faaliyetleri. Balkanlar'ın neresinde restore edilmiş, pırıl pırıl bir Osmanlı eserine rastlasanız, bu ihya çalışmasının TİKA tarafından yapıldığını gösteren bir tabelayı da fark ediyorsunuz. Ve o tabelanın hemen üzerindeki Türk bayrağını...
Mustafa Kemal Atatürk'ün okuduğu Manastır Askeri İdadisi, zarafette Mostar Köprüsü'yle yarışacak nitelikteki Konjic Köprüsü, Galiçya cephesinde şehit olmuş vatan evlatlarının ebedi istirahatgâhı olan Bükreş Şehitliği, Üsküp'teki büyük cami, Karadağ'daki Mehmed Fatih Medresesi gibi çok sayıda eser TİKA tarafından yenilenmiş. TİKA her yıl Balkan ülkelerindeki başka Osmanlı eserlerini de faaliyet programına dahil ediyor. 
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi gücü arttıkça, önceki dönemlerde bu tür restorasyon çalışmalarına şüpheyle yaklaşan Balkan ülkelerinin hükümetleri de, genel olarak daha fazla iş birliğine hazırlar.Şunu eklemeden bitirmeyelim: Balkanlar'da hızla tırmanışa geçen İslamofobik milliyetçi akımlar, hem bu topraklarda yaşayan Osmanlı yadigârı Müslümanları, hem de Osmanlı eserlerini ciddi biçimde tehdit ediyor. Şehirlerin etrafındaki her yüksek tepeye büyük haçlar dikerek, Müslümanları psikolojik baskı altına almak isteyen bu akımların tehlikeli sonuçlara yol açmadan durdurulması gerekiyor. Bunun için de Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve AGİT nezdinde daha etkin bir diplomasi yürütmesinde fayda var.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
574491 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/574491.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT