BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BUGÜN BAYRAM GÜNÜDÜR, ÂLEM EĞLENİR!

Dünden Bugüne
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Facebook
Bayramlar sevinç günleridir. Dinin, neşelenmeyi, eğlenmeyi, güzel giyinmeyi, güzel şeyler yiyip içmeyi tavsiye ettiği günlerdir.
 
Ramazan ayı gibi, bayram da hilalin rüyeti ve usulüne göre ilanıyla başlar. Rüyet, Bayezid Kulesi’nden yapılır; ayrıca Çamlıca Tepesi, Bursa’da Keşiş Dağı ve Kayseri’de Erciyes Dağı’nda râsıtlar hilali gözler. Hilal görülürse, bayram ilan edilir; görülmezse ay otuza tamamlanıp ertesi gün bayram yapılır.
Osmanlılarda bayram arefesinde top atışı yapılır; bayramın son gününde de yine top atışıyla bayramın bittiği ilan olunur. Ramazan geceleri gibi bayramda da davulcular gezer. Hem bahşiş toplar, hem ortalığı şenlendirir. Mehteran, muayyen saat ve mekânlarda nevbet vurur. Yeniçeri Ocağının ve ezcümle Mehteran’ın lağvından sonra Mızıka-ı Hümayun konserler verir.
 
Sevinç günleri
 
Türkçe bayram kelimesi, Farsça bezram (bezm+ram) kelimesinden gelir ki, manası “neşe meclisi” demektir. Bayramlar sevinç günleridir. “Bayram gelmiş neyime/Kan dolar yüreğime” misali, bugünlerde acısı, sıkıntısı olanları, eş dost ziyaret ederek, hediyeleşerek sevindirmeye çalışır. Bugün doğan çocuklara uğur sayarak Bayram adını vermek de Türklerin âdetidir.
Arapça bayram için ıyd (eid) kelimesi kullanılır ki dönüş manasına avdet kökünden gelir. Her sene dönüp geldiği için bu ismi almıştır.
Bayramlar sevinç günleridir. Dinin, neşelenmeyi, eğlenmeyi, güzel giyinmeyi, güzel şeyler yiyip içmeyi tavsiye ettiği günlerdir. Şark insanı, sevinç ve üzüntüyü beraber yaşamayı tercih eder. Bayramlar, bir araya gelme vesilesidir. Hayatın yeknesaklıktan çıktığı renkli günlerdir.
Eğlenceli zamanlara “bayram havası”; eşi dostu nadiren arayıp soranlara “bayram ağası”; zevksiz giyinen erkeklere “bayram koçu” denir. Seyrek yapılan işler için “Bayramda Seyranda” veya bir Bektaşi fıkrasına da mevzu olduğu gibi “Bayramdan Bayrama” denir.  “Bayram Etmek” aşırı sevinmektir. Beklenmedik yakınlıklar için “Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?” tabiri vardır. Kaba konuşanlar için, “Bayramlık Ağzını Açtı” derler.
Eski Türkler’de yılın başında ve beşinci ayda kutladıkları bayramları vardı. Kurban keser, büyük ziyafet ve merasimler tertip ederlerdi. Ayrıca Eski Türk dininde çok ehemmiyetli yeri olan atalarının kabirlerini ziyaret edip dua okurlardı.  
Bu vesileyle okuyucularımızın ve bütün İslâm âleminin bayramını tebrik ederiz.
 
Şeker mi? Şükür mü?
 
İslâmiyette iki bayram vardır. Biri oruç ayı olan Ramazan’ın hemen ardından başlar ve üç gün sürer. Bu bayrama Iydü’l-Fıtr denir. Bütün İslâm coğrafyasında bu isimle bilinir. Fıtr, Arapça oruç açmak demektir. İftar ve futur (kahvaltı) ile fakirlere verilen fitre bu köktendir. Bu bayramda tatlı yemek Hazret-i Peygamber’in tavsiyesi olduğu için, Türkler bu bayrama Şeker Bayramı da demiştir.
Bunun aslının Şükür Bayramı olduğuna dair iddianın aslı esası yoktur. Şemseddin Sami’nin Kamus-i Türkî’sinden, Ahmed Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmanî’sine kadar Osmanlı münevverlerinin kitaplarında, 1890 tarihli Redhouse’da ve 1913 tarihli Brill’in İslâm Ansiklopedisi’nde hep Şeker Bayramı geçer.
Yani bu tabir, sadece modern kesimin uydurduğu veya tercih ettiği bir şey değildir. İslâmî kesimin karşı çıkması da tatlı yeme sünnetini hatırlattığı için yersizdir. Halk arasında Şeker Bayramı’na Küçük Bayram; Kurban Bayramı’na da Büyük Bayram dendiği vakidir.
İslâmiyetteki ikinci bayram, kurban ibadetinin ifa edildiği bayramdır. Iydü’l-Adhâ denir. Adhâ, Arapça’da kurbanlar demektir. Öncekinden 70 gün sonra başlar. Dört gün sürer. Hac ibadeti de bu günlerde tamamlanır.
 
Daha hayırlısı geldi
 
Resulullah aleyhisselâmın 622’de Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında, Medinelilerin oynayıp eğlendiği iki bayramı vardı. Nevruz ve Mihrican adındaki bu iki bayramı İranlılardan öğrenmişlerdi. Cenab-ı Peygamber:  “Allah, bu iki bayramınızı, onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Bunlar Kurban ve Fıtr bayramıdır” buyurdu.
Ensar eğlenceyi sever; Medine’de bayramlar, neşe içinde kutlanırdı. Buharî ve Müslim, Hazret-i Âişe’nin küçükken yaşadığı bir hâdiseyi nakleder: “Bir bayram günü, Habeşliler mescidin avlusuna gelip mızrak oyunu oynadılar. Resulullah beni çağırdı. Doyasıya seyrettim.”
Yine aynı yerde geçer: Bir bayram günü Hazret-i Ebu Bekr kızı Âişe’nin yanına girdiğinde, iki küçük cariyeyi tef çalıp şarkı söylerken gördü. Onlara serzenişte bulununca, Resulullah: “Bırak ey Ebu Bekr, bayram günleridir!” buyurdu.
Bayram günleri oruç tutmak bile yasaklanmıştır. Eğlenceler esnasında asayişi bozabileceği endişesiyle bayram günlerinde silah taşınması da Cenab-ı Peygamber tarafından menedilmiştir.
Hemen bütün eski cemiyetlerde de bayramlar sevinç, eğlence ve deşarj günleri olmuştur. Ayrıca bayramlar güzel yenilip içilen; güzel elbiseler giyilen; eğlenilen; mahkûmların affedildiği, kabahatlerin bağışlandığı merhamet günlerdir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619824 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/619824.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT